Midilli: 80’LERDE KALMIŞ BİR YUNAN ADASI (Lesvos) / ZEYNEP ATILGAN BONEVAL

Denizin önünden geçen daracık yollar, deniz üzerinde meze ve uzo servis eden mini tavernalar, yine denizin dibinde iki katlı ferforje balkonlu oteller… Akşamüstü deniz keyfinden sonra balkon demirlerine asılmış havlular ve mayolar, balkonlarda gün batımına nazır kağıt oynayan aileler, yol kenarlarında ya da meydanlarda toplanmış sohbete dalmış gençler, oyun oynayan çocuklar… Denizle içiçe ancak köy ve kasaba yerlilerinin rutinleri ile gerçekten yaşayan bir ada.

Tabi ki turistik birçok yeri var, özellikle Ayvalıktan ve Dikiliden kalkan feribotlar sayesinde Türklerin çok ziyaret ettiği ve bu zor zamanda ihya ettiği bir ada. Broşürler, ilanlar, menüler, kartlar bile Türkçe. Ancak yine de adanın doğallığı ve özgün kimliği bozulmadan kalmayı başarmış. En azından tasarım ve butik otel furyası, İngilizce isimli site ve residans görgüsüzlüğü buraya daha ulaşmamış.


Şemsiye, şezlong ve duş sunan plaj tavernaları veya kafeleri, Türkiye’deki fahiş fiyatlara oranla çok masum kalıyor. Ve de işin güzeli örnek alınacak kadar temiz bir ortam ve leziz yemekler sunuyorlar. Ayrıca bir sürü bakir ve ıssız plaj seçeneği, sessiz ve huzurlu bir gün geçirmek isteyen keşifçileri bekliyor. Deniz yerine taş mimari keşfetmek isteyenler ise, tarihi tepe köylerindeki ulu çınarların altındaki köy kahvelerinde Türk / Yunan kahvesi veya frape içip, Yunanlı amcalar ile çat pat Türkçe-Yunanca sohbet edip, tavla oynayabilir. Akşamları ise lezzetli Yunan mezeleri, taze deniz mahsülleri ve de yanında çeşit çeşit uzoların – bizdeki fiyatların üçte birine – keyfine varmak için bir çok taverna sizi bekliyor. Aşağıda deneyip beğendiklerimizden önerileri yazdım, ancak tüm tavernalar denenmeye değer, hangisi doğru diye takılıp aramak yerine, içinizi ısıtan ve beğendiğiniz bir tanesine dalın ve keyfini çıkartın derim. Yunan adalarında yanlış yerde olmak pek mümkün değil. Zaten tek bir kornanın çalmadığı, insanların hep siesta modunda olduğu bu rahat atmosfer, sizi hemen sarmalayıp ada zamanına geçirecek.

Rotalar

Konaklamak için Molivos en güzel alternatif. Tepeden denize inen muhteşem mimarili taş evlerden oluşan eski bir yamaç kasabası olan Molyvos’u üs olarak alıp tüm adayı keşfetmek mümkün.


1.gün

Molivos’tan doğuya doğru yola çıkıp, Eftalou plajında kısa bir deniz keyfi, ardıdan sahilden giden toprak yoldan manzaraları seyrederek devam edip, Lepetimnos ile Skala Sikaminias arasında deniz kenarında yer alan Ligaria’da frape keyfi. Ardından 50 haneli ufacık bir limanı bulunan Skala Sikaminias köyünde mini kiliseyi ve seramik dükkanlarını ziyaret edip, mendirek boyunca dizili restoranlardan en eskisi olan dut ağacının altındaki tavernada (zaten restoranın adı da ‘under the mulberry tree’) öğle yemeği. Yemekten sonra denize devam ise, araba ile biraz ileride yer alan Sikaminias plajına gidilebilir, yoksa tepe köyleri keşfetmek için yola çıkılabilir.

Sikaminia, Klio, Kapi, Pelopi, Ipsilometopo, Stipsi köylerinden geçen tali yoldan devam ederken gözünüze kestirtiklerinizde durup, mutlaka yaşlıca bir çınar altında yer alan köy kahvesinde takılabilirsiniz. Özellikle Sikaminia ve Ipsilometopo güzel mimarisi olan köyler. Sonra Petra üzerinden Molyvos’a dönüp, agoranın daracık sokaklarından yukarı tırmanıp, tepede yer alan tarihi kaleden güneşin denize batışını izlemek. Dünya üzerindeki en muhteşem manzaralardan birisine şahit olacağınız kesin.

Ve de günü Molyvos limanında ahtapotları ile ünlü Octopus restorandaki akşam yemeği ve Barbayanis uzo keyfi (Midilli’e üretilen, bizim en çok beğendiğimiz uzo Barbaynis, Plomari uzo’sunu da beğenen çok var, ancak bizim favori Barbayanis). Bira isteyenler efsanevi Mythos birasını, güzel bir şarap içmek isteyenler ise gurme bir arkadaşım tarafından tavsiye eden Lazaridis (Cabernet Sauvignon – Merlot) şarabını tadabilir.

2. gün

Molivos’tan batıya doğru yola çıkıp Petra, Anaxos, Skoutaros, Skalochori üzerinden giden ara yolu takip edip, Sigri yönüneki ana yola bağlanıp, yol üzerindeki Vatoussa köyünde mola. Köyün tepelerine tırmanıp taş evleri seyretmek ve de yukarıdaki tarihi köy kahvesinde yerli amcalar ile birlikte oturup, bir çınarın içinden nasıl bir incir ağacının çıktığına şaşırmak. Kahve dozu yetersiz kaldı ise yol üzerindeki tarihi Antissa (Andisa) köyünün çınaraltı kahvesine de uğrayıp bir kahve de orada içmek. (Seçim yapmak gerekirse çok büyük bütçelere renove edilmiş Antissa köyü yerine, Vatousa köyü kesinlikle daha doğal ve otantik.) Ardından Skala Eressou için güneye yol alıp, plajın sonunda yer alan yanyana restoranlardan Paragon veya Zorba the Buddha’da geç bir öğle yemeği yemek. Yemekten sonra restoranın şezlonglarında ya da plajın ortalarında yer alan snack bar Nayario’nun önünde yatarak denizin keyfini çıkarmak. Ardından dönüşe geçip bu sefer Petra’da güneşi denize batırmak, ve de istenirse Petra’da Thalassa tavernada, Petra-Molivos arasında denizin üzerinde yer alan Panayodis tavernada ya da Molivos’a dönüp limanda Captains Table ya da limana inen yolda Sanibal tavernada akşam yemeği yenebilir.


3. gün

Molivos’tan çıkıp, adanın en güneyindeki Tarti Plajına gitmek üzere yola koyulup, Petra, Kalloni, Lambou Mili istikametinde yol aldıktan sonra başka bir tepe köyü görmek isterseniz Agiasos köyündeki çınaraltı köy kahvesinde frape içip, ardından tali yollardan Tarti plajına ulaşın. Plajın en doğusunda yer alan Taverna Sebastian’ın şezlonglarına kurulup bu harika kuytu koyda denizin keyfini çıkarmak, koyun ortasındaki kayalara tırmanıp kendini yüksekten sulara bırakmak, ve de tavernanın taze lezzetlerinin tadına varın.

Ardından Mytilene’ye yol alıp ister akşam feribotu ile dönüş, ya da Mytilene’de bir gece daha konaklayarak Mytilene’nin ara sokaklarını, dev katedralini, kalesini keşfetmek, sahildeki salaş ouzeria (meze ve uzocu)’laran birisinde ya da şehrin ara sokaklarında yer alan Hermes restoranda güzel bir akşam yemeği yemek mümkün.

1 günü daha olanlar için yine adanın güneyinde yer alan Vatera plajı ve plajda yer alan Zoros Taverna güzel bir alternatif. Ayrıca Mistegna, Agios Stefanos ve Mantamados tepe köylerini ve antik mezarlarının bulunduğu Palios sahili ziyaret edilip, kırmızı kumsalı olan Tsonia plajında deniz keyfi yapılabilir.

Herkesin öve öve bitiremediği Sigri ve Plomari çok turistik yerler olmuş. Bence gitmeye gerek yok. Ancak sörf meraklıları Sigri’de sörf yapabilir ve de doğa meraklıları volkanik kalıntıları ve taşlaşmış ağaçları görmek için Sigri’deki taşlaşmış orman müzesini gezebilir. Ayrıca lokallerin esnaf lokantası gibi bir yer olan Anemos ouzeria, deniz kenarındaki turistik balkon restoranlara göre çok daha doğal ve leziz bir alternatif.

İyi tatiller!


NASIL GİDİLİR?

Midilli’ye Ayvalık’tan feribot ile geçebilirsiniz. Ayvalık’a yakın İzmir’e THY ile uçuş bilgileri için: http://bit.ly/1ma4X0k

OTELLER

Molivos

Olive Press Hotel

Hotel Molyvos

Molyvos Harbour Hotel

Captain’s View Hotel

Delphina Hotel – Molivos’a yakın bir otel

Petra (Molivos’a 3km uzaklıkta)

Butik Otel: Archontiko Petras 1821

Büyük Otel: Alma Hotel

Büyük Otel: Petra Panaroma Hotel

Butik Otel: Michaelia Hotel

Uygun Fiyatlı: Studio Niki

Uygun Fiyatlı: Irene Apartments

Mytilene Limanı

Theofilos Hotel

Loriet Hotel

Diğer Oteller

Elysion Hotel / Neapoli

Aeolian Gaea Hotel / Skala Kallonis

Frini Otel / Plomaris

MİDİLLİ – YOLCULUK TERAPİSİ

Reklamlar