24. İSTANBUL TİYATRO FESTİVALİ: ”Dare To Say Covit-19 Salgınına Saldırıyor! / YAŞAM KAYA

İKSV tarafından her sene düzenlenen Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali bu sene Covit-19 salgınının gölgesinde yapılıyor. Canlı yayın ve sahne performanslarının yer alacağı festivalde, geçtiğimiz günlerde Hollandalı dans grubu Nederlands Dans Theater 2 (NDT 2) Dare To Say adlı çarpıcı dans tiyatrosu ile hem dünya prömiyerini hem de 24. İstanbul Tiyatro Festivali’ nin açılışını gerçekleştirdi. Covit-19 salgını tüm dünyanın politik, ekonomik, kültürel sistemini yerinden oynatırken sanat bu değişime kayıtsız kalamazdı. Koreograflar Alexander Ekman ve Dimo Milev’in sahneye koyduğu iki farklı gösteri ile Covit-19 salgını sürerken evlere kapanan insanların fiziksel, duygusal ve psikolojik görüntüleri bizlere sunuldu. Bunları yaparken salgının kaynağı virüse sahneden meydan okuyan NDT2, sanatın gücü karşısında hiçbir virüsün insanlığı esir alamayacağını, her ne olursa olsun, dünya yıkılsa bile tiyatronun her daim sahnelerde var olacağını cesurca anlattı!

Gösteri iki ana bölümden oluşuyor. Dünyada sahne sanatlarının ciddi bir dönüşümün içine girdiğini kanıtlayan Dare To Say, teknoloji ile tiyatronun artık dijital ortamda daha da yakınlaşacağını gösterdi. Covit-19 salgını sahne sanatlarını artık eskisi gibi yollarına devam edemeyeceğini, bu alan üzerinde dönüşümünün şart olduğunu haykırırken, Lahey’den tüm dünyaya yayınlanan canlı performans bizler adına tiyatroda inanılmaz bir geceyi belleklere kazıdı. Şunu anlamamız lazım; Shakespeare’in söylediği ‘bütün dünya bir sahne ve bizler de birer oyuncu’ cümlesi tiyatronun sadece sahnede sınırlı kalmayacağını, her yerde her mekanda her alanda bu sanatın gerçekleşebileceğini, ‘dijital ortamda canlı tiyatro olmaz’ gibi yeniliğe direnen sığ düşüncelerin içinden geçtiğimiz çağda yok olacağını artık biliyor ve görüyoruz!

Gösteride ilk bölüm, gitgide dar alana sıkışan oyuncuların Covit-19 salgını sırasında yaşadıkları çaresizliği gözler önüne seriyor. İnsanlar ne olduğunu bilmedikleri hastalıkla evlerinde baş başa kaldıklarında ilk şoku yaşıyor. Hayatlarının tam merkezine giren virüs, onları da mavi renge büründürüyor. Yönetmen virüsün rengini mavi seçerek, psikolojik olarak dinginliği ve de huzuru sahnenin tam ortasına yerleştirmiş. Her ne olursa olsun, insanların birbirleri arası etkileşimlerinin devam edeceğini gösteren ilk bölümde, kişilerin üzerindeki şok dalgası öylesine etkin aktarılıyor ki, gitgide daralan ve en sonunda iki insanın sığabileceği platform, üzerinde bile hayatın normal akışında devam edebileceğinin bir kanıtı olmuş.

İkinci bölüm ise üç ayrı parça üzerinden Covit-19 salgınına saldıran insanların hayatlarındaki değişimi anlatıyor. Altta donları üstte ceketleriyle dans eden insanlar; aynı evde sürekli yatarak geçen anlar; şizofrenik davranışlar… toplumsal alanda insanlar artık bambaşka yerdeler. Aynı evin içinde birbirlerini tanımaya başlayan sevgililer; hayatları boyunca çocuk yapmayı düşünmeyen çiftlerin çocuk sahibi olmaları; aynı yatakta birden fazla karaktere bürünen karşı cinsler; şizofreni içinde kendisiyle sohbet eden yalnız insanlar ikinci bölümdeki en can alıcı noktalar! Oyunun ikinci bölümünde kısmen de olsa konuşmalar mevcut. Dış ses ile hareket eden oyuncular, arada sırada kendi aralarında da sohbet ediyor. Alexander Ekman ve Dimo Milev koreografide bir devrim gerçekleştirerek, saatlerce anlatılacak bir olayı 70 dakikanın içine muhteşem biçimde sığdırmış. Oyunda bir yatak sahnesi var ki, oyuncuların kaybolduğu ve yeniden ortaya çıktığı… İnsan sahneyi izlerken kendisini bir illüzyonun içine girdiğini zannediyor.

24. İstanbul Tiyatro Festivali’ nin ek programında yer alan fakat aslında açılış oyunu olan Dare To Say, Covit-19 salgınına sahneden saldırarak hepimize bir umut olmayı başardı. Gösteri online ve sahne performansıyla yoluna devam edecek. Festivalin ilk gösterisi festival enerjisinin yüksek kalitede seyredeceğini kanıtlamış oldu.

yasam.kaya@gmail.com