Talent Co.’nun yapımcılığında, Serhat Kılıç’ın kendi hayat hikayesini katarak yönettiği ve başrolünde yer aldığı Kırık Plak, modern insanın anlam arayışını, hafıza ve gerçeklik arasındaki gelgitleri ustalıkla sahneye taşıyan, otobiyografik izler barındıran bir tiyatro eseri. 2025 Üstün Akmen Tiyatro Ödülleri’nde “Yılın Komedi Erkek Oyuncusu”, “Yılın Komedi Oyunu” ve “Yılın Dramaturgu” ödüllerini alarak başarısını taçlandıran bu tek kişilik performans, hem metin gücü hem de Kılıç’ın sahne hakimiyetiyle izleyiciyi derinden etkiliyor. Oyunu uzun zaman önce izlemiş, fakat geçirdiğim operasyon sonucu maalesef yazamamıştım. Baba Sahne’de gösterimlerine devam eden yapım, özellikle Türkiye Tiyatrosu’nda komedi alanında büyük bir eksik olarak duran açığı kapatmış gözüküyor.
Kırık Plak, bir aktörün, popüler kültürün hızlı tüketim dünyasında kaybolan varlığını ve kişisel tarihini sorguladığı trajikomik bir hikaye. Özlem Esmergül’ün kaleminden çıkan metin, Kılıç’ın kendi hayatından esinlenerek yazdığı otobiyografik kurguyu, dönem müziklerinin nostaljik dokusuyla harmanlıyor. Oyun, seyirciyi hem güldüren hem de hüzünlendiren bir denge kurarak, Milan Kundera’dan Marcel Proust’a uzanan varoluşsal bir sorgulamayı sahneye taşıyor. Hikaye, bir zamanlar popüler olan bir aktörün, maddi ve manevi kayıplarla yüzleşirken gerçeklik ile kurgu arasında gidip gelen ruh halini mercek altına alıyor.
Serhat Kılıç’ın performansı, oyunun en büyük kozu. Tek kişilik bir oyunda sahnede yalnız kalmak, oyuncunun hem fiziksel hem de duygusal dayanıklılığını sınar; Kılıç, bu sınavdan alnının akıyla çıkıyor. Sahne enerjisi, mimikleri ve ses tonundaki geçişlerle karakterin iç dünyasını adeta bir ayna gibi yansıtıyor. Özellikle, televizyon dünyasının yüzeysel kararlarının ardındaki derin çatışmaları ve kişisel hayal kırıklıklarını aktarırken gösterdiği “saçma bir dürüstlük”, seyirciyle güçlü bir bağ kuruyor. Oyuna “tiyatro resitali” demek fazla değil, hatta eksik kalır. Bu performans, Kılıç’ın hem oyuncu hem de yönetmen olarak sahnedeki ustalığını kanıtlıyor.
Metin, kederli bir komedi tonuyla, modern insanın anlam arayışını ve toplumsal hafıza kaybını sorguluyor. Şarkıların hafızasını bir arka plan olarak kullanan oyun, nostaljiyi bir araç olarak değil, karakterin geçmişle hesaplaşmasının bir parçası olarak işliyor. Ancak, metnin bazı anlarda fazla yoğun felsefi göndermelere yaslanması, seyircinin hikayeye tam anlamıyla dalmasını zorlaştırmış. Yine de bu, Kılıç’ın sahne enerjisi ve yönetmenlik maharetiyle dengeleniyor.
Sahne tasarımı ve müzik kullanımı, oyunun atmosferini güçlendiren diğer unsurlar. Dönem müzikleri, seyirciyi nostaljik bir yolculuğa çıkarırken, minimal ama etkili dekor, karakterin yalnızlığını ve iç dünyasındaki kaosu vurgulamada başarılı. Işık tasarımı ise, gerçeklik ile kurgu arasındaki geçişlerde dramatik bir etki yaratıyor.
Sonuç olarak, Kırık Plak, Serhat Kılıç’ın hem kişisel hem de evrensel bir hikayeyi cesurca sahneye taşıdığı, duygu ve düşünce arasında ustalıkla gezinen bir yapım. Bir eleştirmen olarak gösteriyi “tiyatroda 4. duvarı yıkan eser” olarak tanımladım. Tiyatro severler için, hem gülümseten hem de düşündüren bu 80 dakikalık yolculuk, kaçırılmaması gereken harika bir deneyim.
Not: Oyunu izlemeyi planlayanlar, 14 yaş üstü için uygun olduğunu ve tek perde olduğunu unutmamalı.
yasam.kaya@gmail.com

