Tarikatın Adı Şehri Ülkesi Değişir Kendisi Değişmez: Midsommar (Ritüel) 2019 / YAŞAM KAYA

Hereditary ile tanınan Ari Aster’in yazıp yönettiği ve bir grup insanın başından geçen tarikat cehennemi yapılanması olan Ritüel, tanıtım cümlesinde belirtilen gerilim dozunun üst basamaklara tırmandığı farklı bir yapım. Film, genç bir kızın ailesine bir türlü ulaşamadığı için içine düştüğü çaresiz gerilimle başlar ve ailenin ölüm haberine ulaşması ile farklı boyuta kayar. Son dönemde Türkiye’de başta olmak üzere, dini tarikatların artarak çoğaldığı şu günlerde böylesi bir filmi izlemek benim her açıdan tarikatlara olan nefretimi kat be kat körüklemeye yetti.

Konuda genç bir insan kendi dünyasında psikolojik yalnızlık çekmesi ve akabinde üniversiteden bir arkadaşının daveti üzerine İsveç kırsalına yapacakları geziye katılması filmin ilk dikkatleri çeken bölümleri. Doktora tezlerini yazma aşamasındaki gençler İsveç’te kendilerini bekleyen güzel kızlar hayaliyle bu yolculuk için heyecanlanırken aralarına ailesini kaybettiği için bunalımda olan genç kızın katılmasına pek de sıcak bakmıyorlar ama razı oluyorlar. Olayın tamamı genç bir kadının ve onun erkek arkadaşının İsveç’te yerel bir pagan kültürünün avı haline gelene kadar geçirdikleri yolculuğu anlatıyor. Geleneksel Midsommar festivaline katılmak isteyen Dani ve Christian, üniversiteden arkadaşları ile birlikte İsveç’e doğru yola koyuluyorlar. İlişkilerinin üzerinde kara bulutlar dolaşan çift, İsveç’in köyünde gerçekleştirecekleri bu tatili ilişkilerini kurtarmak için son şans olarak görür. Çılgın tatillerini geçirecekleri mekanı gören gençler, yemyeşil cennete benzeyen yeri fazlasıyla sever. Ancak bir süre sonra yerel kutlamaların ve pagan ritüellerinin yapıldığı bu yerin pek de düşündükleri kadar masum olmadığını anlarlar.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Gençlerin sözümona bu çılgın yolculuğu, yeşillikler içindeki ilkel tarikat köyünde son buluyor. Hayatı ortak paylaşan, tapınmaları az biraz Şaman geleneğine benzeyen köy sakinleri, masum ve temiz görünerek insanların güven duygusunu fazlasıyla kazanmasını bilen tipler. Ama içilen ve yenilen tuhaf yemekler iradeyi zayıflatıyor, adeta Hasan Sabbah’ ın ot ayinleri gibi insanları bu dünyadan soyutlayarak duygu denklemini paramparça yapıyor. Bembeyaz giyilen giysilerin güven ortamı yarattığı anlarla beraber antropoloji doktorası yapma hevesindeki iki genç, bu tuhaf köy sakinlerini tez konusu olarak almaya karar veriyor ama neyle karşılaşacaklarını bilmedikleri gerilim dolu bir tez! Bu tuhaf yaz şenliği, giderek pagan kültürünün eseri olan, seks, şiddet, komuta-etki altına alınma, tapınma, gerginlik, vb. gibi birtakım şiddet, dehşet dolu, kanlı, garip olaylara evriliyor. Baştan sona pastoral bir cennette geçen ama rahatsız edici ve sinir bozucu nitelikteki olayları istismar edici bir yaklaşımla hikâye eden Ritüel, insanın gerilimle ne derece çarpıcı etkiye kapılarak buluştuğunu muhteşem bütünlükte irdeliyor.

Ari Aster adını ilk kez duyduğum için, filmdeki konunun tamamen gerçek olduğunu düşündüm. Hem senaryosunu yazan hem de filmi yöneten Aster (?) öylesine ruha işleyen bir gerilimi bize sunuyor ki, bu film ilerleyen yıllarda sinema tarihinde ‘kült’ diyebileceğimiz noktaya ulaşacak gibi. Saf sıradanlığın arkasından öyle hemen katliam görüntüleri izlemiyorsunuz, filmde gerilimin matematiksel denklemi kurulmuş. Olay aktıkça sizin beyninizde cereyan eden beklenti aslında daha ilk dakikadan itibaren ruhsal olarak bizi içine alan muhteşem bir bütünlük! Son zamanlarda özellikle ‘Gerilim Sineması’ adına bu denli etkileyici bir iş izlememiştim. Tarikat algısının ne denli rezil ve de b.ktan bir dünya olduğunu insanın suratına tokat atar gibi aktaran Aster, insanları akıl dışı tapınma algısını çok keskin karelerle eleştiriyor. Birlikte ağlamalar, sevinmeler, mantık aramadan dini liderin ağzından çıkan sözcüklere sonsuz inanışlar, erkeklerin gerici yobazlar gibi giydikleri uzun beyaz entarileri ve sorgulamadan itaat eden akılsız kişiler filmde insanı nefretle gerdikçe geriyor. Boyun eğmeyenin öldürülmesi, katliamda sınır tanınmaması ve oraya girildiği anda çıkışın olmayışı filmde absürd şekilde değil, aksine sistemsel biçemde ince ince işleniyor.

Ari Aster’in vahşet ve şiddet dozunu gitgide arttırarak aktardığı Ritüel, izlenirken insanı aşırı şekilde strese soktuğu için Akira Kurosawa Sineması’nı da hatırlatmıyor değil hani. Türkiye gibi tarikat cehennemi olan bir ülkede Ritüel gibi filmi izlemek çok çok önemli. Sonuçta cübbeli sarıklı tiplerin yaptıkları ile Aster’ in karakterlerinin gerçekleştirdikleri birebir aynı. Bu çarpıcı yapım 10 üzerinden 9 puanı kesinlikle hak ediyor!

yasam.kaya@gmail.com

Reklamlar