Bir Fırtınan Hikayesi:YA DEVLET BAŞA YA KUZGUN LEŞE” / FÜSUN BALKAYA

Orhan Asena ve …

1922-2001 Yılları arası yaşayan Orhan Asena, Diyarbakırlı bir ailenin de oğlu olarak dünyaya gelmiştir. Tıp tahsilini İstanbul da tamamlamış ve çocuk doktoru olmayı seçmiştir.

Yaşadığı yıllara onca başarı ,eser ve ödül sığdırmayı başaran Orhan Asena ‘Devlet Sanatçı’ ünvanını da 1998 yılında almıştır.

Yazarın taht ve baht dörtlemesi adını alan dört oyununun üçüncüsü olan “Ya Devlet Başa Ya Kuzgun Leşe’’ adlı oyunda Kanuni Sultan Süleyman’ın oğulları Bayezid ve Selim arasındaki taht kavgası işlenmiştir.

“Ya Devlet Başa Ya Kuzgun Leşe”

1958 Yılında başlayan yazım anlamındaki süreç bu oyun için tam yirmi iki yıl sürmüştür.

‘Devletin bekası her daim birincildir,asi olan yok edilir.’Düşüncesini vurgulayan oyunda,Şehzade Mustafa’nın ölümüyle başlayan ve Sarı Selime kadar uzanan süreçte enerjik,genel doğrularını kaybetmeyen,itaatsizlik gömleği zorla giydirilen, dürüst, tecrübesiz, saray ve üst düzeyin kurban ettiği bir şehzadenin önlenemeyen haksız ölümüne tarih seyirci olmuştur.

Sakin,iletişimi güçlü ve seçilmiş kimliğiyle kardeşine karşı güdümlendirilmiş Selim’in ise taht başarısı yine tarih tarafından değerlendirilmiştir.
Kanuni Sultan Süleyman da görev ve sorumluluk bilinci ise babalık anlamını kaybettirmiş,Osmanlı yapısı asla zedelenmemiştir.

Hürrem’in oyun süresince taşıdığı sorumluluk oğulları üzerine odaklanma olarak iki oğlunun yaşamlarının kesintisiz devamlılığına dair ,ölene kadar mücadelesi duygusallık katmanında da gösterilmiştir.

Sonuç ise gene değişmezliğini iki şehzade arasında taht ve baht kavramında korumuştur.

Tiyatro sezonu ve Türk Tiyatro yazarlarıyla açılış!

2016-2017 Tiyatro sezonunda seksenbir (81) ilde, TC. Kültür Turizm Bakanlığı Devlet Tiyatroları Türk tiyatrosunun önemli yazarlarının eserlerini repertuara almış,bu nedenle de Orhan Asena usta ‘yla tarihi oyun yapısında buluşmamız sağlanmıştır.

Orhan Asena’nın ‘’Ya Devlet Başa Ya Kuzgun Leşe’’ adlı tiyatro eseri ödenekli ve ödeneksiz tiyatrolar tarafından çokça sahneye konulmuştur.
İçinde bulunduğumuz tiyatro sezonunda ise yeniden ‘Osmanlı devlet ve adalet anlayışını ,taht mücadelesini işleyen oyun Başkent- Ankara Akün Sahnede yerini almaya başlamıştır.

Yazar evrensel kavramlar üzerinde durmuş, dün olduğu gibi günümüzde de tarih araç olarak tiyatro da yerini korumuştur.
‘Tiyatronun tarihe teslimi değil , yararlanması’ görüşü daima öne yazar tarafından da çıkarılmıştır.

Sinan Pekinton ile yeniden ‘’Ya Devlet Başa…Ya…’’

Oyun Orhan Karataş dramaturgisine sadık kalmış ve rejisör olarak Sinan Pekinton imzası da görülmüştür.

Oyun da inanılmaz bir sakinlik kılıf gibi etrafı kaplamış,oyuncuların da bu sakinlikten yeterince etkilenmiş olduğu anlaşılmıştır.

Yazar Orhan Asena ‘yı aynı meslekten olan babam’ın Diyarbakır Asker Hastanesi Başhekimlik döneminde görev yaptığı ilde tanışıklığımız olmuştur. Oyun kitapçığında belirtilmesi nedeniyle dikkatimi çeken ’Hekimlik’ anlamında oyun da yaklaşımın gerçekten fazla duygusal olduğu kanaatinin seyirci de oluşturduğu düşünce olmuştur.Aslında törenin değişmezliğinin böyle bir kehanetle sahne de bile uzlaşamazlığını hemen ! göstermiş olmasında asal gerçek gizlenmiştir.

Meltem Baytok ve oyuncular üzerine notlar

Hürrem Sultan performansıyla seyirci tarafından ayakta alkışlanan Meltem Baytok vücut dili, Ankara Devlet Konservatuarı’na özgü diksiyonu ve sahne enerjisiyle başarısını ilmek,ilmek güçlendirerek iki perde boyunca taçlandırmıştır.

Kanuni Sultan Süleyman rolüyle Okan Şenozan genel sahne yapısına hakim olan sakinliğini ilk perde boyunca devam ettirdiği görülmüştür.

Kanuni Sultan Süleyman’a özgü güç ve kudretin etkisinden oldukça uzak, yavaşlatılmış bir gücün ancak ılık rüzgarlarını kostümünün eteklerinde dolaştığını hissettiğimiz bir Kanuni Sultan Süleyman olarak seyirciyle buluşmuştur.

İkinci perde de biraz daha Osmanlı devlet ve adalet anlayışını öne çıkartmış, baba olmak duygusallığını ötelemeye çalışmış daha güçlü bir Kanuni Sultan Süleyman’ı, padişah’ı kısa sürelerle seyirci izleme şansını elde etmiştir.

Oyun boyunca performans da süreklilik sağlanamadığı gibi sesin duyulmadığı seyirciye ulaşmadığı anların toplamının yüksek olduğu da bir başka sıkıntı olarak hissedilmiştir.

Şehzade Beyazid -Cebrail Esen vucut dilini sahnede iyi kullanmayı başarmış olmasına rağmen oyuncunun en büyük sıkıntısı diksiyonda ortaya çıkmıştır.Sözcüklerinin çoğu özellikle sesinin yükselmesi gereken tirad sahnelerinde seyirciye maalesef ulaşamadığı gibi ses renginin anlamını da oyuncunun süratle kaybettiği görülmüştür.

Rüstem Paşa –Engin Özsayın Osmanlının yönetim anlamında bozulmasının en önemli sebeplerinden biri rüşvet olmuştur.Bu işlemi getiren ve yeleştirenin de Rüstem Paşa olduğu tarih sayfalarına işlenmiştir.Oyunda bu kimlik açık olarak sadece görülmüştür.

Lala Mustafa Ağa – Necmi Çavdarlı,Sokullu Mehmet Paşa-Mehmet Demiralp,Düzmece Mustafa-Eren Oray,Şehzade Selim-Ufuk Şener,Mihrimah-Meray Tunç,Neveser-Nazife Oğlakçıoğlu,Dulkadiroğlu,Pertev Paşa- Hasan İrfan Buzcu diğer rolleri paylaşmışlardır.

Genel olarak üstte isimleri yazılı oyuncuların ortak seyirci tespitleri farklılıkların ortaya çıkarılamamış olmalarıyla birlikte anlaşılamayan konuşmaları,kullanılamayan beden dillerinin görüntüsel olarak sahneye yerleşmişliği olmuştur

Sevgi Türkay ve dönem kostümleri ise seyirci de hayranlık uyandırmıştır. Asal renklerle birlikte yumuşak renk geçişlerinin kullanımı haklı övgüyü Türkay’a getirmiştir.
Parlak renkleri ve aksesuarları sevdiğini bildiğimiz usta kostümcünün bu sefer aksesuarlarda kullandığı görsel tadımlılığı öne çıkaran vurgulayıcı detay çalışmaları, gerçekten tarih sayfalarını kostümsel anlamda en güzel şekilde örneklenmesin de sağlamıştır.

Can Atilla’nın yaptığı müzikler ise oyuna,oyunculara her katmanda başarıyı sağlamış ve alkışlarımızı almıştır.

Işık tasarımında Zeynel Işık atmosfer oluşumuna ve dekor tasarımına destek çalışmasıyla tecrübesini göstermiştir.
Hasan Dündar dekor tasarımında övgüye değer yalınlık ve işlevsellik anlayışıyla başarısını ışık tasarımıyla pekiştirmiştir.

Bir etiketim var!

Tüm emeği geçen herkese teşekkürlerimi iletirken ,okuyucularıma ve de seyirciye davet çağırımın şimdilik bu oyun için erken olduğunu da görüşüm olarak yazmanın görevim olduğunu yukarıdaki nazik teşekkürüme İstanbul’a dönüş yolumda etiketlemek istedim.

Füsun Akmen Balkaya
21.10.2016/Akün Sahne-Ankara

Reklamlar