Dünyanın gelmiş geçmiş en iyi elektronik müzik grubu olan Duft Punk performansı için bir eleştirmen olarak davet aldığım gece, sanırım hayatımın en en en kutsal gecesiydi. 1999 Londra performanslarını izlediğim günden bu yana, gruba karşı hayranlığım hep zirvede olmuştu. Grubun Türkiye performansı için hemen yerimizi aldık. 01:00’i gösterdiğinde ışıklar söndü. Ve birdenbire… o ikonik “da-da-da-da” ritmi yükseldi. Daft Punk tribute Discovery – Australia grubu, LED kaskları parıldayarak sahneye çıktı. 2021’den beri “bitti” dediğimiz o robotik ikili, tam 5 yıl sonra Türkiye’de yeniden nefes aldı. Ve inanın bana, bu sadece bir cover şovu değildi; bu bir dirilişti.
Sahne ve Atmosfer: Görsel Bir Şok
İki müzisyen, tam anlamıyla Thomas Bangalter ve Guy-Manuel de Homem-Christo’nun 2006-2007 Alive turnesinden fırlamış gibiydi. LED kasklar gerçek zamanlı yanıp sönüyor, renkler Discovery albüm kapağındaki o retro-fütüristik paleti kusursuzca yansıtıyordu. Arkada dev bir LED duvar, “Digital Love” sırasında kalp atışları çiziyor, “Harder, Better, Faster, Stronger”da ise o meşhur “work it, make it” komutları dev ekranlarda robotik bir koro gibi tekrarlanıyordu. Frankhan’ın tavanı bile titriyordu. Işık tasarımı o kadar iyiydi ki, ara sıra “acaba bunlar gerçekten Daft Punk mı sahneye çıktı?” diye gözlerimi ovuşturduğum oldu.

Ses ve Performans: Orijinale Sadakatle Cesur Bir Dokunuş
Discovery’nin en büyük marifeti, Daft Punk’ın stüdyo kusursuzluğunu canlıya taşımayı başarması. Baslar o kadar derin, o kadar temiz vuruyordu ki “Aerodynamic”in gitar solosunda salonun zemini ayaklarımın altında dalgalandı. Vokaller (özellikle “One More Time” ve “Digital Love”da) orijinal filtreleri birebir yakalamıştı; o hafif robotik, hafif insan sesi karışımı tüylerimi diken diken etti.
Ama en çarpıcı kısım, küçük cesur dokunuşlardı. “Around the World”ü biraz daha uzun tuttular, Türkiye’nin enerjisine saygı olarak. “Veridis Quo”yu ise tamamen akustik bir piyano versiyonuyla açtılar; o an salon sustu. 2000 kişi aynı anda nefesini tuttu. Sonra tekrar müziğin inanılmaz Daft Punk çığlığı yükseldi ve “Robot Rock” patladı. Kontrast muhteşemdi.
Setlist Zirveleri ve Birkaç Eleştiri
“Digital Love” – Sevgililer Günü’ne cuk oturan açılış. Kalp kırıklığı ve elektronik umut bir aradaydı. “Harder, Better, Faster, Stronger” – Crowd surf yapan ilk kişi 47 saniyede sahneye çıktı. “Face to Face” – En duygusal an. İki müzisyen sahnede birbirine doğru yürüdü, kasklar birbirine değdi. “One More Time” – Final. Işıklar tamamen söndü, sadece kasklar kaldı. 2000 kişi bir ağızdan söyledi. Gözlerim doldu, itiraf ediyorum.
Küçük bir eleştiri: “Technologic” biraz fazla hızlıydı, davul loop’ları orijinalin o soğuk mekanik hissini tam veremedi. Ayrıca “Motherboard” gibi daha derin albüm parçalarını es geçmeleri yazık oldu. Ama bunlar gerçekten ufak tefek. Çünkü genel olarak Discovery, Daft Punk’ın ruhunu değil, sadece şarkılarını çalmadı; o ruhu Türkiye’ye taşıdı.
Sonuç: Bu Bir Tribute Değil, Bir Miras
Daft Punk 2021’de “merhaba” demeden gitti. Discovery ise “hoşça kal” demedi; “bir daha görüşürüz” dedi. Ve 14 Şubat 2026 gecesi, Türkiye’de o sözünü tuttu. Eğer elektronik müziğin sadece dans etmek değil, aynı zamanda hissetmek olduğunu düşünüyorsanız, Discovery’nin Türkiye turnesi (Antalya, İzmir, İstanbul, Ankara) tarihe geçti. Benim için bu gece, 2026’nın en iyi konseri adaylarından biri oldu.
Puan: 9.4/10
(Eksik 0.6 sadece Daft Punk kasklarını çıkarıp yüzlerini canlı göstermediği için.)
Robotlar geri döndü. Ve bu sefer ayrılmak gibi bir niyetleri yok.
Tekrar görüşene kadar… Digital Love.
