Genç kadın, özellikle “dil” üzerinden kimlik arayışına girdiğinde yeni bir hayatın kapılarını aralamaktadır ama bu arayış zordur, başı belaya girer, tutuklanır, taciz, işkence görür ama direnir. Tabii bir yere kadar direnir ve hayatını kaybeder. Bir de genç adam vardır sahnede. Çok genç. Çok şık. Çok düzgün konuşan… Ama konuştuğu hiçbir şey kendisine ait değildir. Kelimeleri, jestleri, tümü ezberletilmiştir. Cilalı güvenin altında çok güvensizdir. Hayalet bir kadın tüm parlatılmış görkemini uçurur, görünen iktidarının altından sadece bir piyon çıkar…

Tiyatro Martı’ nın ikinci yeni projesi olarak izleyenlerine sunduğu ‘Hoşgeldin Boyacı’, Donald Churchill’ in yazdığı Füsun Günersel’in dilimize kazandırdığı bir eser. Arif Akkaya’ nın yönetmen koltuğuna oturduğu oyunda uzun zamandır tiyatro sahnelerinde görmediğimiz Erdal Özyağcılar sahnede Berna Laçin ve Gözde Çetiner’le beraber yerini almış. Klasik ‘vodvil’ diyebileceğimiz bir algının sahneye yansıması olarak adlandırabileceğimiz oyun farklı tarzıyla sahnelerin özlediği ‘komedi’ unsuruna soluk kazandırmış…

Konserin zirve noktasında piyano eşliğinde semazenler dönmeye başlıyor. Etkileyici metin ve fotoğraflarla hazırlanan görsel sunumla aşkın her hali dile geliyor… Leyla ile Mecnun’dan, lale ile İstanbul’un aşk hikâyesine, gülle bülbülün değişmeyen sevdalarına, mitolojik aşklardan günümüze aşk… Tasavvufta aşk, İstanbul ve aşk… Mimar Sinan’ın Ayasofya sevdası, Latife Hanım’ın Mustafa Kemal’e yazdığı aşk dolu mektuplar… Fuzuli’den Attila İlhan’a, Pablo Neruda, William Shakespeare’e, Özdemir Asaf’a kadar büyük şairlerin aşk üzerine yazdıkları dizeler… Tuluyhan Uğurlu’nun piyanosu aşkı anlatıyor, semazenler aşka dönüyor…

Cristopher Marlowe, “Dr. Faustus” eserini yazdığında gücü elinde tutmak adına bedenini, ruhunu şeytana satan bir adamın trajik hikayesini bizlere anlatır. Tanrılaşmış hedonist egolarını tatmin etmek için ortalıkta dolaşan bu sapkın ruh, şeytani düşüncelerini alıp toplumun derinliklerine kadar ilerler. Marlowe için ortaya çıkan ürünün ızdırap içinde acılar çekmesi şart olmuştur. Yani ne olacaktı ki; Goethe gibi birisinin çıkıp Faust için romantik kelimeler dökmesi mi gerçeği değiştirecekti?…

Günün ilk etkinliği yaşadığı baskılardan sonra 1951 yılının Haziran ayında memleketten ayrıldığı Tarabya rıhtımında düzenlenecek. Nazım Hikmet’in denize açıldığı Tarabya rıhtımında toplanacak olan sevenleri ve vatandaşlar aynı noktadan kalkacak tekne ile boğazda büyük ustayı anacak, denize karanfiller bırakacaklar.
Günün ikinci etkinliği Maslak TIM Show Center’da gerçekleştirilecek…

Tiyatro Yanetki’ nin bu sene repertuarına aldığı Sarah Grochala imzalı “Romeo’yu Beklerken” oyunu savaşın ortasında yapayalnız kalan iki kız kardeşin dramatik öyküsünü anlatır. Serkan Üstüner’ in yönettiği gösteride Irmak Örnek, Akasya Asıltürkmen, Faruk Barman sahnede görev alan isimler. Yanetki’ nin oyun koyma disiplinlerine baktığımız zaman, aykırılıktan çok, bu dünyanın gerçeklerini yansıtmak için yola çıkan metinlerle karşılaşıyoruz…

ÖLaçin Ceylan ve Nihat İleri’nin kurduğu Bitiyatro yeni yıla yeni bir oyunla merhaba diyor. Bitiyatro ilk oyunu “Etna” dan sonra bir kez daha Alman tiyatro oyuncusu, yönetmeni ve yazar Christine Sohn’ un yazıp yönettiği “Timsahlar” ile seyircisinin karşısına çıkıyor. Bitiyatro’nun ‘Düğün [Sandık Lekesi]’ ve ‘Kırmızı Siyah ve Cahil’ adlı oyunları da Ocak ayında seyircisi ile buluşmaya devam ediyor…

Orijinal adı ‘One Flew Over the Cuckoo’s Nest’ olan, Başrolde Jack Nicholson’ın oynadığı 1975 yapımı ‘Guguk Kuşu’, bir akıl hastanesinde geçen akıl almaz olayları anlatır. Ken Kesey’in en çok satanlar listesindeki romanından uyarlanan konuyu Milos Forman beyazperdeye taşımış, dönemi itibariyle sinema tarihin en iyi filmi kabul edilmiş, Oscar ödüllerinde beş ödül birden almıştır…

Genel Sanat Yönetmenliğini Gencay Gürün’ün yaptığı Tiyatro İstanbul 2014 – 2015 Tiyatro Sezonunda 9 Eylül Üniversitesi Dramatik Yazarlık bölümü mezunu genç oyun yazarı Uğur Saatçi’nin 2007 yılında yazdığı, başarılı yönetmen Barış Erdenk’in yönettiği “İstibdat Kumpanyası” adlı müzikli komedi oyunu, siyasi hicivleriyle oyun içindeki oyunlara esprili bir bakış açısıyla dikkatleri çekiyor…