Edinburgh’dan Türkiye’ye Uzanan Çarpıcı Yolculuk! / YAŞAM KAYA

Boris Vian’ ın 1957 yılında kalemi aldığı ‘İmparatorluk Kuranlar Yahut Şümürz’ adlı oyun, Selin İşcan’ ın sanat yönetmenliğini yaptığı ‘Hayal Perdesi’ oyuncuları tarafından sahnelenmeye devam ediyor. Oyunu ilk olarak geçtiğimiz Uluslararası İstanbul Festivali’nde izlemiş, büyük bir hayranlıkla Aleksandr Popovski’ nin rejisine bamabaşka noktalardan bakmıştım. Tabi oyun zaman içinde kadro değişikliğine, süre kısaltmalarına giderek uluslararası arenada elde edilmesi zor başarılara imza attı. Bu başarıların artmasındaki en büyük neden, yönetmen tiyatrosunun ayrıcalıklarını oyunun tamamında görüyor olmamız. Geçtiğimiz Edinburgh Tiyatro Festivali’ne ilk kez Türkiye adına katılan topluluk, ülke içinde ve dışında ulaşılması zor başarılara imza atarak yoluna devam ediyor.

Oyun sert kapitalist eleştiriyi gözümüzün önüne getiren bir yapıda. Burjuva değerlerine acımasızca saldıran Vian, gaipten gelen bir sesle oradan oraya savrulan bir ailenin yaşadığı çıkmazı irdelemiş. Evde duydukları sesle devamlı bir üst kata çıkıp kendilerini steril bir dünyada yaşamaya zorlayan bir grup insan, belli bir süre sonra o sesin çıkmazında boğulmaya başlıyor. Duyulan her sesin ardından düşünsel olarak belli sınırların içinde yaşamaya gayret eden aile fertleri, kendi vicdanlarının sesini duymaktan yoksun kalıp aslında çaresizce ölümlerine doğru yolculuk yapıyor. Evin küçük kızının gördüğü ‘Şümürz’ karakterinin şiddet dolu görüntüsünün eşliğinde, görünen dünyanın gizli gerçekleri suratımıza tokat gibi çarpıyor.

Popovski’ nin rejisinde simgesel olarak gözüken merdiven objesi kaçışın bir resmi, ama sonuçta kapitalist arzuların eşiğinde insanlıktan çıkan yığınları götürecek noktası biten bir metafor. Yönetmen ilk olarak evdeki şiddet dolu arzuları masaya yatırıp, kişinin kalbinde olmayan sevgiyle toplumun yokoluşa doğru hızlıca gideceğine işaret etmiş. Tabi yazarı doğru biçimde anlayan algı var karşımızda. Özellikle son sahnedeki savaş dürtüsünün harekete geçirilmesi ve aile reisi erkeğin tüm yakınlarını birer birer kaybederek sözde zirveye ulaşması konudaki eleştirinin farklı noktası. ‘Şümürz’ karakterinin kişinin ‘vicdanı’ olarak gösterilmesi ile son sahnedeki ölüme doğru uzanan yolculukta hepimiz gerçek dünyayla yüzleşmek zorunda kalıyoruz. Reji anlamında kusursuz bir yapım var ortada. Altmış dakika boyunca Vian’ ın duygularına inip, oyuncuların durmaksızın süren performansına bakıp, çağımızın acımasız kurallarını sert biçimde hissediyoruz.

Oyunda Reha Özcan’ ın aile reisi erkek rolünde son sahneye kadar sürüklediği konu bütünlüğü insanı sahneye bağlı tutuyor. Olağanüstü performansının altında, evin annesi olan Ayşe Lebriz Berkem’le kurduğu bağın etkisi büyük. Lebriz’ in sert ve de durağan oyun algısı harikulade! Selin İşcan evin küçük kızı tarafından görünen ‘Şümürz’ karakterinde konuşmadan sadece bakışlarıyla, bedensel hareketliliğiyle oynadığı role hayat vermesi izleyicinin kanını donduruyor. Reha Özcan’a başka başka parantezler açmak lazım. Son sahnedeki yalnızlık içinde, savaşların, ölümlerin, sınıfsal ezilmelerin ortasında kalan çaresiz insanı öylesine doğru okumuş ki, kapitalist eleştiri onunla beraber hayat bulmuş.

Hayal Perdesi oyuncuları, ‘İmparatorluk Kuranlar yahut Şümürz’ oyunuyla Edinburgh’ta eleştirmenlerden, izleyicilerden tam not alarak Türkiye’deki macerasına ara vermeksizin devam ediyor. Oyunu ilk haliyle ve de son haliyle izleyen bir eleştirmen olarak, son değişmiş bütünlüğün sahnede daha cezbedici olduğunu söyleyebilirim. Sert politik eleştirileri ve yönetmen tiyatrosunun ayrıcalıklı yapısı eşliğinde mutlaka görülmesi gereken bir gösteri sizleri bekliyor.

Yaşam Kaya / yasam.kaya@gmail.com

Reklamlar