Türkiye Cazı’ nın Köklerinde Üç Muhteşem Kadın Sanatçı! / YAŞAM KAYA

Yazının girişinde açıklama yapmak adettendir, hani başlığa bakarak birkaç kelam etmeliyim ki, ‘bu adam neyi anlatacak’ diye merak edenlerin merakını gidereyim. Geçmiş yazılarımı okuyanlar bilirler, ‘köklerinden sıyrılmış caz’ dosyası üzerine epeyce kafa yorup araştırmalar yapmış bir caz eleştirmeniyim. Farklı coğrafyalarda yeşerip büyüyen bu muhteşem müzik türünün kendi içinde geçirdiği devinimi anlamak adına yaşadığım coğrafyadaki unsurları göz önüne almak gerektiğini uzun zamandır biliyordum. Detaylı uğraşlarım sonucunda hem dinlemekten keyf aldığım hem de varlıklarıyla Türkiye Cazı’ nın ivme kazanmasında genç enerjiler aşılayan üç caz kadın sanatçısını irdelemeye karar verdim. Bu irdelemeleri sanatçıların son albümlerine, yaptıkları işe göre kritize edeyim ki, siz dinleyiciler açısından online bir araştırma dosyası belleklere yerleşsin. Dolunay Obruk, Şenay Lambaoğlu ve Elif Çağlar üzerinden yürüyerek ‘köklerinden sıyrılmış’ cazın kadın sanatçılar ve vokalistler üzerindeki etkilerine derinlemesine bakalım.

  
  

Elif Çağlar, en son 2015 yılında ABD’de Aaron Parks, Eric Harland ve Harish Raghavan gibi ünlü caz sanatçılarının enstrülmanal desteğiyle çıkardığı ‘Misfit’ albümüyle ülke içindeki konser yolculuğuna devam ediyor. Hafif batı müziğinin etkilerinin görüldüğü albüm için ‘dinlendirici’ ses buhusunun içinde derinlemesine etkiler hissediyoruz. Albümü internetten satın aldığım günden bu yana çok kez dinledim, özellikle albüme ismini veren ‘Misfit’ şarkısının devrimci ruhunu kalbinde hisseden dinleyici, albümde yer alan şarkıların bedeni canlandıran büyüsü içinde kendisine yer bulabiliyor. Elif Çağlar’ ın 2. Albümü olan çalışma için sanatçı Gezi ruhundan etkilendiğini itiraf ediyor. Piyanoda Seattlelı Aaron Parks, kontrbasta Hintli Chicagolu Harish Raghavan, davulda Houstonlı Eric Harland ve İlhan Erşahin, Cenk Erdoğan ve İmer Demirer enternasyonel birlikteliğin müthiş simgesini oluşturmuş. Farklı kültürlerin caz estetiği albümün içine yerleştikçe sözlerinin tamamını kendisi yazan Çağlar’ ın elde etmek istediği başarı zirveye doğru çıkıyor.

Albümün çok kültürlü sanatçı yapısı cazın nasıl bir birlikteliğe doğru yol aldığı gerçeğini bizlere anlatıyor. Türkiye Cazı’ nın diğer kültürlerle kurduğu ilişkiyi anlamak adına yaşadığımız coğrafyaya bakmamız gerekli. ‘You are Safe’ derken insanların kendisini güvende hissetme duygusunun toplumda nasılda yer edindiğini anlıyoruz. Gezi algısının bir yansıması olarak albüme bakmaya devam ettiğimizde ‘A Misfit’ şarkısı albüme ismini verirken ‘uyumsuz’, yani yerinden memnun olmayan kitlelerin duygusunu işaret etmiş. ‘Catch us if you can’ ise yakalayabildiğin kadar özgürlüğe, aşka, umuda götürüyor bizleri. ‘Get Out Get Out’ defolup gitmesi gereken despotların, faşistlerin naif biçimde caza yansıması. ‘Grown Up’ ile yetişen büyüyen bir neslin anlatımının farklı yüzüne tanık oluyoruz. Tabi burada imgeler kavramlar devreye giriyor. ‘Pieces of Heaven’ cennetin güzelliklerine ulaşmış insanların ruhuna adanmış sözleri içinde barındırıyor. ‘Misfit’ için kesinlikle politik kalple harmanlanmış caz albümü diyebiliriz. Bizim kültürümüz içinde şekillenmiş bir büyük isyanın ete kemiğe bürünmüş halinin sözleriyle, tınılarıyla, notalarıyla dolu bir albüm. Cazın ilk çıkış noktası olan ‘isyan’ duygusunu şarkıların içinde rahatlıkla algılıyoruz.

 

Dolunay Obruk’ u NTV’ nin kültür sanat programında ‘İstanbul Kafası’ adlı şarkısından tanıyor bir çoğumuz. 2015 yılında çıkardığı ‘Yalnızca’ albümüyle caz dünyasında bambaşka bir çizgide yer alan sanatçı, cazın içine yerleştirdiği yerel folklorik ögelerle çağdaş batı müziğini aynı pota içinde eritebiliyor. Özellikle bu albümü örnek vermemdeki amaç, projede yer alan şarkıların cazın diğer müzik türleriyle birliktelik kurmasından kaynaklı. Obruk, albümdeki şarkıların tamamının söz müziklerini kendisi yapmış. ‘Aşık Olmak İstemem’ şarkısını baz aldığımızda ortada tangoyla birleşen caz müziği rahatlıkla görürüz. Kadın sanatçının muhteşem sesinin ötesine bakmaya devam edelim. Obruk’ un bir kadın olarak büyük şehir içinde yalnızlaşan bir ruhu ifade edip, patlamaya hazır olan isyanın müziğini yaptığını rahatlıkla söyleyebilirim. Kadıköy’de sahne aldığı yerlerde türkülerle, yerel şarkılarla cazı muhteşem güzellikte birleştiğine tanık olduğum için üretimlerinde cazla diğer müzik türlerinin birlikteliğine genel olarak uzanabiliriz.

Dolunay Obruk için caz müzik başlı başına duyguların dışa vurumda patlama noktası. Neşet Ruacan’la kurduğu bağın gücünü de arkasına alarak -ki birçok caz sanatçısıyla ortak işler yapıyor- Ozan Musluoğlu’nun “My Best Friends Are Vocalists” albümünde “Alıştırıyorum” şarkısıyla yer alan kadın vokalist, yine yalnızlığın ortak dilinden yola çıkarak bir isyanı bizlere anlatıyor. Dolunay Obruk Caz Dünyası insan olmanın getirdiği ‘yalnızlık’ korkusunu öylesine muhteşem anlatıyor ki, içinde yaşadığımız şehrin bizden neler götürdüğünü rahatlıkla algılıyoruz.

  

Şenay Lambaoğlu ise 2015 yılında çıkardığı ‘Başka Türlü Bir Şey’ albümünde gerçek anlamda Türkiye’de varolan ozanların, sanatçıların yerel dilini cazla bütünleştiriyor. Albüme adını veren bu şarkıyı daha önce Yeni Türkü’ nün kültleşmiş şarkılarından hatırlarsınız. Kadın caz sanatçının üçüncü albümü olan çalışmada Ömer Hayyam, Can Yücel, Nazım Hikmet şiirlerinin bestelenmiş en güzel örneklerini dinleriz. Elektro gitarda Volkan Polat, akustik gitar ve banjoda Selim Saraçoğlu, kontrbasta Kağan Yıldız, davulda Berke Özgümüş’ün olduğu çalışmada ‘Seni Düşünmek’, ‘Sensiz Olmaz’ ve ‘Farketmeden’ gibi büyüleyici şarkılar insanı bambaşka yolculuğa çıkarıyor.

‘İçimde Aşk Var’dan şimdiye doğru geldiğimizde Şenay Lambaoğlu’ nun Türkçe caz söyeleyen kadın vokalistler arasında yerel anlamda doğal çizgide kaldığını hissederiz. Özellikle aşkın, devrimin, isyanın Türkçe yazılan şiirlerini caz müziğin enternasyonel yapısıyla birleştiren sanatçı, ‘Zarf Tümleci’ adlı albümünde ise Komitas Vartaped’e ait ‘Hov Arek Sarer’ adlı Ermeni halk türküsünü ‘Hava Kara’ adıyla seslendirdi. Ben çok defa sanatçının konserinde bulundum, ‘Zarf Tümleci’ albümünde yer alan tüm şarkıları birebir canlı dinledim. Yeni albümünden oluşan harmanı da bildiğim için, Lambaoğlu Caz Kültürü’nün çok yönlü yerel kültürle iletişim halinde olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Köklerinden sıyrılmış caz araştırmalarım içinde Şenay Lambaoğlu ismi çok farklı konumda yer alıyor. Türkülerin, hafif Türk müziklerinin, popun farklı ve doğal yapısını cazın içine bir ressam inceliğinde yerleştiren kadın sanatçının üretimleri her açıdan önem teşkil ediyor.

Yaşam Kaya – yasam.kaya@gmail.com