19. RANDEVU İSTANBUL ULUSLARARASI FİLM FESTİVALİ’nde ‘İlk Aşk’

“İlk aşk kendini keşfetmek için en iyi yoldur”

19. Randevu İstanbul Uluslararası Film Festivali’nin “İspanya Sineması” özel bölümünde yer alan “İlk Aşk” filminin ekibi, gösterime katılıp seyircilerin sorularını cevapladı. Yapımcı Javier Lafuente’ye göre ilk aşk ‘kendini keşfetmenin en iyi yolu’

Türkiye Sinema ve Audiovisuel Kültür Vakfı (TÜRSAK) tarafından T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle gerçekleştirilen 19. Randevu İstanbul Uluslararası Film Festivali, film ekiplerinin katıldığı özel söyleşilerle devam ediyor. Festivalin 18 Aralık Pazar günkü konuğu, “İlk Aşk” (La Reconquista) filminin yapımcısı Javier Lafuente ile başrol oyuncusu Francesco Carril oldu.

Festivalin bu seneden itibaren hayata geçirdiği ve bu sene, İspanya’yı konuk ettiği “Bir Ülke” bölümünde yer alan “İlk Aşk”, bu yıl San Sebastian Film Festivali’nin yarışma seçkisinde yer almıştı. Jonas Trueba’nın yönettiği ve Fransız Yeni Dalga’sından izler taşıyan film; çocukken birbirlerine aşık olan ve 15 yıl sonra buluşmak üzere sözleşen Manuela ve Olmo’nun yıllar sonraki karşılaşmasını konu ediniyor.

Atlas Sineması’ndaki gösterimin ardından sinema yazarı Yeşim Tabak’ın moderatörlüğünde soruları cevaplayan Carril ve Lafuentes, sempatik tavırları ile dikkat çekerken seyircilerden gelen pek çok soruyu da samimiyetle cevapladı.

Filmde de bu samimi havanın bulunduğunun dile getirilmesi üzerine Lafuente, “Jonas’ın ilk filmlerinde de beraber çalışmıştık. Biz aslında birlikte vakit geçirmeyi ve sinemayı seven bir grup arkadaşız. Birlikte çalışmaya da böyle başladık. Her şey gerçekte olduğu gibi ilerledi. Hatta Jonas bunu o kadar önemser ki filmdeki karakterleri canlandıracak oyuncuları da gerçekten karakterlerle aynı yaşta olan oyunculardan seçti” diye konuştu.

Yıllar sonra tekrar karşılaşan iki aşığın hikayesi üzerinden “Zaman bir hediye midir, bir lanet midir?” sorusuna ise Carril şu cevabı verdi:

“Ben zamanın bir lanet olduğunu düşünmek istemem. Bence zamanın geçişi, size bir şeyler katıyor. Filmdeki durumda mesela; iki karakter 15 yaşından beri ilk defa birbirilerini görüyor ve onca zaman içinde başka insanlar haline geliyorlar elbette. Birbirlerindeki yenilikleri, yeni kişilikleri keşfediyorlar. Bu her zaman hoşlarına gitmeyebilir tabii. Ve 15 yaşında ettiğin lafların hâlâ yaşayıp yaşayamadığını görmek ilginç. Bence bu güzel bir şey. Film aynı zamanda kelimeler ve kelimelerin gücü hakkında”

Film ekibine; ilk aşk hakkında da soru soruldu. Yapımcı Javier Lafuentes, ilk aşkı şöyle tanımladı:
“Şahsî tecrübemden bahsetmem gerekirse ilk aşk, kendimi keşfetmemi sağlamıştı. Başkalarını keşfetmektense kendini keşfedersin bence ilk aşkta. Bence aşk, kendini keşfetmek için her zaman en iyi yoldur!”

Film ekibinin de filmdeki karakterler gibi 30’lu yaşlarda olmalarından dolayı filmin, otobiyografik özellikler taşıyıp taşımadığının sorulması üzerine Carril, şunları söyledi:

“Yönetmen 35 yaşında, bizler de 30’lar civarındayız. Onun için 35 yaşındayken hissetiklerini ve bu yaştayken algıladığı aşkı açıklamak isiyor. Bu film aşkla ilgili aynı zamanda kaybettiğimiz, zamanla ellerimizden kayıp gidenlerle ilgili. Bu dönem, aşktan bahsetmek için iyi bir zaman diye düşünüyor Jonas. Otobiyografik değil ama kişisel olarak paylaşmayı önemsediğimiz şeyler, küçük görünen ama aslında büyük olan meselelerle ilgili. Hayat bu; bazen istediğimiz insanla evleniriz bazen ondan ayrılırız. Ama önemli olan, hayatın her ânından keyif alabilmektir”