CADI KAZANIVE TATAVLA SAHNE BAŞARISI! / FÜSUN BALKAYA

Arthur Miller ve …

Yazar Arthur Miller ,savaş sonrası yeni bir yönde gelişim gösteren Gerçekçi Akım’ın önemli temsilcisi olmuş, bireyin ruhsal dramı ile toplumun dramı birlikte ele alınmıştır.

İbsen ve Strindberg de olduğu gibi insanın iç boyutunu ve toplumsal durumunu gerçekçi bir yaklaşımla yazar incelemiştir.

Miller bireyin ruhsal sorunu ile toplumsal sorun arasındaki koşutluğu öne çıkarmış, oyunlarında insanın dramını ,kişisel varlığı üzerinden toplumsal varlığını bütünleyememesi olarak da göstermiştir.

Yazar toplumsal değer yargılarındaki karmaşa açısından soruna yaklaşmış insanın zayıf yanı ile çıkara -zorbalığa dayanan bir düzenden yararlanışla ,onurlu yanı ile bu düzene karşı çıkması insanlığın kurtuluş olasılığı olarak da yine yazarca işaretlenmiştir.

Arthur Miller oyunlarında insanın onurlu davranışıyla trajik boyut kazandırmak anlamında çağında yine önemli olmuştur.

Miller oyunlarında öfke ve acıma ile son aşamada suçlunun bu suçu aklama çabası ve direnciyle de ona saygınlık getirmiştir.

Değişen trajedi anlayışı ve “Cadı Kazanı” (The Crucible)

Kendi sınırlı dünyasında yaşayan akıllı ve sağlam görüşlü ,yalan dolan bilmeyen bir çiftçinin, kısacası her hangi bir insanın trajedi kahramanları arasında yer alabilmesi Arthur Miller’ın yeni trajedi anlayışını bizlere ‘’Cadı Kazanı’’nda da göstermiştir.

“Cadı Kazanı” Amerikalı yazarın güçlü , önemini ve güncelliğini yitirmeyen yapıtı olmuş, 1692 yılında Yeni Ingiltere de Salem adlı küçük bir Amerikan kasabasında geçmiş tüyler ürpertici tarihi bir vak’adan , yaşanmış bir vak’adan esere destek alınmıştır.

Büyücülüğün klasik çağları sayılan 16. Ve 17.yüzyıllarda sık raslanan ,binlerce insanın canlarının yanmasına ,kanlarının dökülmesine yol açan olaylardan biri ya da batıl inanış, peşin hükümlerin doğurabileceği felaketlerin ibret verici öykü örneği yazar Miller tarafından “Cadı Kazanı”nda konu edilmiştir.

Yazar özellikle günümüz toplumunda veya toplumlarında da insanların birbirine düşebilecekleri noktasını hatırlatmak isteğini bu evrensel konuyu seçerek özenle vurgulamak da istemiştir.

Miller tarihi olayı sahnede canlandırmak isteğiyle 1692 yani ikiyüzyıl önce Puritanların kurduğu Salem kahramanlarıyla din ve devlet gücünün birleşmesinden aykırılık ve ayrılıkları önlemek amacından farklı olarak ortaya çıkan cadı avcılığı veya cadı avının başlamasını yüreklilikle eserine konu edinmiştir.

Cadı Kazan’ın da iyi-kötü,siyah-beyaz çatışması kuvvetli çizgilerle ayrılmış olup komşu kinleri, öç alma ,sınır,senet kavgaları, toprak hırsının yanı sıra ahlak anlamında da mırıldanmaların sesleri duyulur hale gelmiştir.

Cadı Kazanı ve Tatavla Sahne

1950’li yıllara imza atan Mc .Carthy dönemini eleştiren yazar, sağlam bir doku üzerinden yani yukarıda anlatmaya çalıştığımız cadılık ve şeytanla ortaklık anlamında suçlamaların yaşandığı 16yy ile bu dönem ‘’ Cadı Kazanı’’ adlı eserinde uzlaşma sağlayabilmiş ve muhteşem benzetmelerle toplumsal eleştiri anlamında zirve yaptığı bu eserini 1952 de yazmıştır.

Yönetmen Sağlam ile oyuncu başarısı

Yönetmenliği Eraslan Sağlam tarafından yapılan ‘’Cadı Kazanı’’ için öncelikle tüm metnin özelliği bozulmadan gerekli budamaların yapılmasıyla sahne için nefessiz seyredebilinir hale getirildiği görülmüştür.

Önceki yıllarda ödenekli tiyatro şartları altında önemli ustalar tarafından değerlendirilen ‘’Cadı Kazanı’’ için belki de diyemediğimiz veya alamadığımız seyir lezzeti çok yüksek bir haz şekliyle yönetmen Eraslan Sağlam imzasıyla seyirciye Tatavla Sahne de sunulmuştur.

Oyunu çarpıtmadan doğru , inandırıcı ve sade yorumuyla Eraslan Sağlam sahneye taşımış gereksiz her türlü ayrıntıdan arındırmış ve seyirciye yorumu paylaşıp ,paylaşmamak konusunda baskı yerine doğrular tespitinde sadece göstererek özgür bırakmıştır.

Oyuncular (Aysan Sümercan,Erhan Tuna,Eraslan Sağlam, Ömer Akgüllü, Kaan Songün, Tuba Zehra Sağlam,Yasemin Yeşilgöz, Hürol Balakoğlu, Murat Yılmaz, Şebnem Usanmaz, Ekremcan Arslandağ, Gülnara Golovina, Hande Elaman, Başak Kalkan, Eka Gelashvili) için de muhteşem performansın ortaklaşa sahipleri olarak tüm oyun boyunca gösterdikleri yükselen başarı çizgisinde ‘’Cadı Kazanı’’ oyunu için yönetmenle birlikte oyuncular en büyük güçü oluşturmuş yorumu seyirciden gelmiştir.

Dekor ,Kostüm, Işık ve Müzik

Yönetmen ve oyuncu başarısını ,dekor çalışmasında hayranlıkla izlenen iplerin aksiyonundan oluşan mekan tasarımın da Cihan Aşar ‘ın başarısını ,Hüseyin Özay kostümlerinde sağlanan tek tip üzerinden modelleşme, renk bağlantısında özen ve çorap- sandal yorumunda yapılan doğru sentez için alkışlarımız yine yüksek olmuştur.

Işık ‘la dekorun daha da işlevsel hale gelmesi aydınlatmanın mekansal duruma uygunluk açısından derecelendirilmesi hususunda yapılan çalışmanın başarısını müzik seçimleriyle taçlandıran Altuğ Kutluğ’a da teşekkürlerimizi iletmek de ayrıca isteğimiz olmuştur.

Ve diğer notlar…

Oyun süresince seyirci üzerinde devam eden gerginliğin sağlanmasındaki başarıyla endişe ,korku damlacıklarının varlığı, mahkeme sahnesinin düşündürücü ve tanıdık olması ,jurnal yapı ve kaosun oluşturduğu güç,cinsellik anlamında baskısal çözülme,şamdanların işlevi ve sorgudan uzak tutuluş nedenleri çok iyi algılanmış,John Proctor (Kaan Songün )ve Rebecca (Aysan Sümercan) başarıları oyunculuk anlamında bir adım önde görülmüş,Tatavla (Kurtuluş-Rumca)Sahne için iyi ki kurulmuş düşüncesi öne çıkmış, ’’Cadı Kazanı’’ için mümkünse devam etmesi istenmiş,Koreografi Ömer Akgüllü,Fotoğraf Ertuğrul Dinler de unutulmamış, kutlanmıştır.

Tatavla Sahne –Eraslan Sağlam ve Erhan Tuna’ya ve tüm çalışanlara bir kez daha teşekkürlerimizi tiyatro sanatı adına iletmek de isteğimiz olmuştur.

Füsun Akmen Balkaya
03.12.16/Cihangir/Beyoğlu/İST.