KARAGÖZ ÇOCUK OYUNU DEĞİLDİR, SOKAKTA SAHNE ALMAK SAHNEDEN DAHA KEYİFLİ!” / YAŞAM KAYA

Oyuncu, kültür sanat yazarı Ayhan Hülagü, Salıncak adlı gölge oyunuyla Balat sokaklarında perde açıyor. Karagöz’ün çocuk ve ramazan eğlencesi olmadığını söyleyen sanatçı, sokakta oyun oynamanın sahnedekinde çok daha keyifli ve samimi olduğu görüşünde.

Klasik oyunların hazırlık sürecini biliyoruz. Gölge oyununda bu süreç nasıl ilerliyor? Salıncak özelinde anlatır mısınız?

Karagöz malumunuz iki boyutlu bir oyun. Farklı tiplerin Şeyh Küşteri adı verilen meydanda göründüğü, tümünün tek oyuncu tarafından seslendirilip hayat bulduğu doğaçlamaya açık bir performans. Yanlış anlaşılmalar, söz oyunları, tekerlemeler vb ile mizahın oluştuğu, seyircinin hayal dünyasıyla tamamlanan geleneksel bir gösteri. Tiplemelerin seslendirilmesinden tasvir yapım sürecine farklı ve özel… Tüm yük ‘hayali’ adı verilen oyuncu üzerinde olduğu için yüksek bir kondisyon isteyen, şarkılar söyleme, taklitler yapma vb becerileri zorunlu kılan bir sanat. Tasvirlerin yapımı ayrı incelik, oynatımı ayrı beceri istiyor.

Salıncak nasıl bir süreç sonucunda ete kemiğe büründü?

Yola çıkarken Hayali Küçük Ali’nin Salıncak Sefası oyununu merkeze alıp diğer metinlerden özel kolaj yaptım. Bilindiği gibi tüm karagöz gösterileri Hacivat’ın semaisi (mukaddime) ile başlar, muhavere (söyleşi, diyalog) gerçekleşir, fasıl bölümünde oyun oynanır ve çalgı çengi ile sona bulur. Salıncak oyununu oluştururken klasik metinlerden alıntılar yaptım. Mesela isim değiştirme muhaveresini başka oyundan aldım, fasılı başka, tipleri başka. Ancak ana kurgu Salıncak Sefası. Oyunun izleği ortada çıktıktan sonra klasik tasvirleri referans alarak oyundaki tipleri, göstermelikleri yapıp oynatmaya başladım.

Perde de görünür olan hangi tipler var?

Salıncak oyununun öyküsü şöyle: Karagöz her zaman olduğu gibi işsizdir. Salıncakçı olan Hacivat’ın işine ortak olur, başına türlü türlü olaylar gelir. Perdede altı tip (Yahudi, Zenne, Arap… ) görünüyor. Gelenekte olduğu gibi tek oyuncunun sesiyle hayat buluyor. Ancak izleyici profiline göre tiplerin sosyal sınıfları, mizahı değişiklik gösterebiliyor.

Perdeye gölgesi düşen tipleri, ses ve aksan vb nasıl belirlediniz?

Karagöz’de bilindiği tüm karakterler ‘hayali’ adı verilen tek kişi tarafından oynanır. Salıncak oyununda 6 farklı karakteri seslendiriyorum. Dünden bugüne perde oyununda yaygın kullanılan tiplemelerin seslerinin bilgisine sahibiz. Tabii ki her hayali oyununda sesiyle kendi imzasını atıyor. Ancak kalıplaşan belirli ses, şive vb mevcut. Karagöz kalın ve kaba konuşur, Hacivat ince seslidir. Zenne’nin sesi kırılgan, narindir. Çelebi İstanbul Türkçesiyle konuşan kibar bir beyefendidir. Tipler karakter özelliklerini tarif ederken çoğu zaman sesi de içinde barındırır. Her karagöz sanatçısı bu bilgilere sahiptir ve ustalarından gördüğü üslubu taklit ederek yahut öykünerek zamanla kendi üslubunu oluşturur. Ben de kendi ustalarımı rol model alıp oynattığım tiplere özgü sesler oluşturmaya çabalıyorum diyebilirim.

Özellikle Arap, Yahudi, Zenne vb tipleri seçmenizin sebebi nedir?

Klasik oyunlarda her daim var olan tipler. Metin dünün metni ama bugün hala yaşıyor. Mesela Osmanlı’daki Araplar kimliği zamanla değişip farklı bir yöne evrildi. Bugün ülkedeki turistlerin çoğunluğu Araplardan oluşuyor, ülkemizin içinde ayrı bir ülke (Suriye) var. Arap onları temsil ediyor. Zenne oyunda şuh bir kadın temsili, Yahudi oyunun oynandığı muhitin eski sakini… Bu çerçeveden bakınca tüm temsillerin bilinçli yapıldığını söylenebilir.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Ayhan Hülagü’nün Hayali Küçük Ali’nin Salıncak Sefası oyunundan uyarladığı Salıncak her Cumartesi Balatkapı Cafe ev sahipliğinde Rendeci Sokak’ta ücretsiz izlenebilir.

Salıncak oyununa çalışırken dünden bugüne yapılan tasvirler, oynanan oyunlarla ilgili ne tür araştırmalar yaptınız?

Aldığım eğitim gereği ve kültür sanat yazarı olmam sebebiyle de bir konu hakkında çalışırken onun hakkında yazılan hemen her şeyi inceleme güdüsüne sahibim. Dün oyunculuk okurken de isteğim bu yöndeydi, bugün karagöz oynatırken de böyle. Karagöz yapmanın ötesine geçip oynatmaya başlayacağıma karar verdiğimde benim için uzun sayılacak klasik bir araştırma süreci başladı. Metin And’tan Cevdet Kudret’e Ünver Oral’dan Alpay Ekler’e neredeyse tüm ustaların kitap ve makalelerini tekrar gözden geçirdim. TRT arşivine girip Hayali Küçük Ali’nin ses kayıtlarını dinledim. UNESCO tarafında somut olmayan kültürel miras kabul edilen ve onlardan eğitim alma şansı yakaladığım Metin Özlen, Tacettin Diker, Orhan Kurt’un belgesellerini edinip oyunlarını seyrettim vb. Bu süreç keyifli, bir o kadar ilham vericiydi.

Oyunu sokakta çoğu zaman interaktif oynuyorsunuz. Sokakta seyirciyle birebir temas ederek nasıl bir deneyim?

İnanılmaz. Balat mahalle kültürünün var olduğu nadir semtlerden. Antika mezatları yapılan, bozacıların, sütçülerin sokaklarında dolaştığı, bakkalı, manavı, terzisiyle yaşayan bir yer. Mahallenin sakini olarak bu sıcaklığa karagöz ile dâhil olmak istedim. İftardan sonra sokağa perde kuruyorum. İnsanlar sokağın ortasına serilen halılara, küçük taburelere oturup gösteriye dâhil oluyor. Çocuk, genç, ihtiyar, yerli-yabancı farklı yaş ve sınıftan insanlar bu nostaljinin bir parçası oluyor. Bu samimi, sıcak buluşma izleyen kadar benim için de çok özel, değerli.

Aynı oyunu yetişkinlere farklı, çocuklara farklı oynuyorsunuz. Hitap edilen kitle ile oyunda ne tür değişikliklere gidiliyor?

Oyunun mizahından süresine birçok noktada hayali insiyatif alıp değişiklik yapıyor, yapması da gerekiyor. Mesela çocuklara yaptığım gösteride daha interaktif bir performansı tercih ediyorum. Karagöz sıklıkla çocuklarla konuşuyor, onlarla birlikte şarkı söyleyip fikir alışverişinde bulunuyor. Çocukların hayal dünyası yetişkinlere nazaran daha renkli ve güçlü olduğu için hayal perdesindeki gerçekliği sorgusuz sualsiz kabul ediyor. Yetişkinlerde ise tempo, nostalji, aklın merkeze alındığı mizah vb ile seyirci oyuna bağlanıyor. Yetişkin oyununda daha edebi bir dil kullanıyor, farklı karakterleri sokup çıkartabiliyorum. Yetişkinlerin iş, aile, sosyal sorunları vb değiniyorum. Bu anlamda oyunun hayli farklı olduğunu söyleyebilirim.

Oynattığınız tasvirleri kendiniz mi tasarlayıp yapıyorsunuz?

Studio Oyuncuları’nda oyunculuk eğitimine devam ettiğim süreçte UNİMA İstanbul, Kültür Bakanlığı ortaklığında özel bir eğitim programı düzenledi: Karagöz yapım ve oynatım atölyesi… Hayali Alpay Ekler’in yönetimdeki atölyede Türkiye’nin usta karagözcüleri eğitim verdi. Ekler’in yanı sıra UNESCO tarafından ‘yaşayan insan hazinesi’ kabul edilen Tacettin Diker, Metin Özlen, Orhan Kurt gibi üstadlardan dersler aldık. Derinin işlenmesi, kesilip boyanıp perdede oynatılmasına kadar tüm süreci uygulamalı olarak öğrendik. Ben de ustalarımdan gördüğüm gibi deri kullanarak tasvirleri yapıp oynatmaya çalışıyorum.

Yaşam Kaya – yasam.kaya@gmail.com

Reklamlar