2025 Sundance Senaryo Ödülü ile 2025 Seattle Eleştirmenler Ödülü alan, FilmEkimi 2025’te gösterilen, 13 Aralık’ta vizyona giren, Eva Victor’un ilk uzun metrajlı filmi Üzgünüm, Bebeğim (Sorry, Baby), bağımsız sinemanın en cesur ve incelikli örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor. Film, genç edebiyat profesörü Agnes’in yaşadığı derin bir travmanın ardından geçen beş yılı, non-lineer bir yapıya yayarak anlatıyor. Bu yapı, travmayı merkeze koymak yerine, onun hayatın her köşesine sızan sessiz bir yankı gibi işlenmesini sağlıyor. Agnes’in başına gelen “kötü şey” –ki Victor akıllıca bunu doğrudan göstermeyerek izleyiciyi duygusal manipülasyondan uzak tutuyor– iyileşmenin düz bir çizgi olmadığını, dalgalı, inişli çıkışlı bir süreç olduğunu vurguluyor.
Filmin en çarpıcı yanı, tonunu inanılmaz bir ustalıkla dengelemesi. Komedi, Agnes’in keskin zekâsından, çevresindeki absürt insan ilişkilerinden ve hayatın beklenmedik ironilerinden doğuyor. Bu mizah, ağır konuyu sulandırmadan, izleyiciyi nefessiz bırakmadan hikayeyi ilerletiyor. Eva Victor, senaryo yazarlığı, yönetmenlik ve başrol performansıyla tam anlamıyla bir auteur imzası atıyor. Agnes karakterini canlandırırken, kırılganlığını öfkeyle, direncini esprili bir savunma mekanizmasıyla harmanlıyor; izleyiciyi hem güldürüyor hem de içten içe sarsıyor. Naomi Ackie’nin hayat dolu Lydie performansı, dostluğun iyileştirici ama aynı zamanda sınırlı gücünü muhteşem bir samimiyetle ortaya koyuyor – bu ikilinin sahneleri, filmin duygusal kalbi. Lucas Hedges’in naif komşu Gavin’i ise hikayeye beklenmedik bir yumuşaklık ve umut katıyor, Kelly McCormack’ın kıskanç rakip Natasha’sı ise akademik dünyanın zehirli rekabetini keskin bir şekilde yansıtıyor.
Görsel olarak minimalist bir yaklaşım benimseyen film, New England’ın soğuk, rüzgârlı ve izole atmosferini ustaca kullanıyor. Mia Cioffi Henry’nin sinematografisi, geniş planlarla evlerin hem sığınak hem de kapan olabileceğini hissettiriyor. Bölüm başlıkları –“Bebekli Yıl”, “Kötü Şeyin Olduğu Yıl”, “Sorularla Geçen Yıl” gibi– hayatın devam eden ironisini acı bir şekilde hatırlatıyor. Zaman atlamaları, travmanın kalıcı izlerini vurgularken, akademik dünyanın boğucu hiyerarşisini, toplumsal beklentileri ve cinsel saldırı sonrası tıbbi/bürokratik engelleri de arka planda eleştiriyor. Victor, rıza kavramını didaktik olmadan, doğal diyaloglarla merkeze alıyor; bir sahnede Agnes’in doktora yaşadığı soğuk muameleyi anlatışı, izleyiciyi derinden etkiliyor.
Üzgünüm, Bebeğim, travma sonrası hayatı “normalleşme” çabası üzerinden işlerken, insan bağlantılarının karmaşıklığını ve hayatın absürtlüğünü derin bir içgörüyle sunuyor. Film, intikam veya dramatik catharsis yerine, küçük anların –bir sandviç, bir kedi yavrusu, bir dost sohbeti– iyileşmedeki rolünü vurguluyor. Bu yaklaşım, onu benzerlerinden ayırıyor: Ne tamamen karanlık bir drama ne de hafif bir komedi; ikisinin arasında, gerçek hayattan koparılmış gibi duran bir denge. Eva Victor, bu filmle sinemada yeni, özgün bir ses olduğunu kanıtlıyor – hem komik hem hüzünlü, hem öfkeli hem şefkatli bir ses.
Duygusal derinlik, zeki mizah ve samimi bir insan portresi arayanlar için yılın en etkileyici yapımlarından biri. Kaçırmayın; bu film izleyiciyi kolay kolay bırakmıyor.
Puan: 9/10
yasam.kaya@gmail.com

