4. ULUSLARARASI İZMİR TİYATRO FESTİVALİNİN ARDINDAN / YAŞAM KAYA

Bu sene 4. defa düzenlenen ‘Uluslararası İzmir Tiyatro Festivali’ 4-14 Aralık tarihlerinde İzmir’in tüm bölgelerinde seyircilerini selamladı. TAKSAV’ ın (Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf) çabasıyla hayat bulan festivalin oyun danışma kurulunda beş ay kadar yoğun bir uğraş içindeydik. Devlet Tiyatroları’nda rejisör olan Gürol Tonbul’la beraber yüzlerce oyunu videodan izleyip değerlendirdikten sonra festivale katılacak olan eserleri belirleyip İzmirli tiyatro severlere 35 ayrı oyunla tiyatro ziyafeti sunmayı başardık. Tabi festival ekibinin çalışmalarını da atlamamalıyım.

Festival günlerinde benim İstanbul dışında bir tiyatro kitlesini takip etme olanağı bulmam zihnimde farklı düşüncelerin doğmasına yol açtı. Tabi yapılan çalışmayı sadece ‘tiyatro gösterileri’ olarak değerlendirmemek lazım. ‘Medya – Tiyatro’ , ‘Sokak ve Özgürlük’, ‘Shakeaspare ile İçimize Yolculuk’, ‘Trans-medya Atölyesi’ başlıkları altında paneller, söyleşiler, oyunculuk çalışmaları yapılarak tiyatro sanatının günümüz Türkiye’sindeki yeri ile ilgili geniş bağlamda değerlendirmeler festivalin en büyük artıları!

Festivalin ‘ Özgürlük’ bağlamında gelişen sürecine baktığımız zaman, seçilen oyunların ‘bireysel özgürlük’ olgusundan ‘toplumsal özgürlük’ olgusuna kadar geniş yelpazede değerlendirildiğini görürüz. Fikirsel bağlamda insanı insan yapan değerleri öne çıkaran tiyatroların performansları binlerce insana ulaşırken, zihinlerde birtakım zincirlerin kırıldığını hissetmek ortadaki işin amacına ulaştığını kanıtlıyor.

Geçtiğimiz yıllarda da gerçekleşen festivallerle ilgili çok geniş bilgi sahibi değilim. Geçmiş dönemde ele alınan oyunların elbette İzmir’in tiyatro kitlesine heyecan verdiği ortada. Yerleşik düzene geçen festivali benimseyen üniversite öğretim görevlileri, İzmirli, İstanbullu tiyatro sanatçıları, 4 Aralık 2015 günü İzmir Devlet Tiyatrosu Konak Sahnesi’nde festival açılış töreninde hazır bulunarak ortaya çıkan ürüne ne kadar çok destek verdiklerini gösterdiler.

İstanbul’da İKSV tarafından düzenlenen Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali’ ni uzun yıllardır takip eden bir eleştirmen olarak, İzmir’deki festivalin İstanbul’daki oluşumla başabaş bir düzlemde ilerlediğini görüyorum. Bu tezimi destekleyen en önemli durum, Fransa’dan Sedef Ecer’ in İzmir’e gelerek ‘Trans-Medya’ Atölyesi başlığı altında ‘Mülteci’ sorununu ele alması. Tabi ki Avusturya ve Gürcistan’ ın sergiledikleri oyunlar profesyonel düzlemde dünya kamuoyunda festivalin yarattığı algının ne derece önemli olduğunu tüm çıplaklığıyla bizlere aktarıyor.

Önümüzdeki zaman içinde festivalle ilgili gelişen değişen farklı yönetmelikler ortaya çıkarsa, mesela oyun seçimlerinde –proje bazında- değerlendirmeler alınıp, ilk kez İzmir’de oyunların sergilenmesi gerçekleştirilirse, tiyatro gruplarının İzmir festivaline özel oyunlar üretmesine olanak tanınmış olur. Ayrıca festivalin İzmir şehrine kattığı dinamizmi baz aldığımızda; İngiltere, Almanya, Fransa… gibi ülkelerin tiyatro alanında uluslararası ses getirmiş topluluklarının özel olarak şehre davet edilmesi, İzmir şehrini dünyada daha çok görünür kılacaktır. On bir günlük tiyatro macerasının şehre bir katkısı daha var, unutmadan söylemeli. İzmir’de popüler isimlerle yürütülen tiyatro günlerinin dışında, genç ve başarılı tiyatro sanatçılarını şehrin insanlarıyla buluşturma gayreti, yeni kuşağı yeni dönem tiyatro dünyasının içine hızla çekiyor!

Ekip birlikteliğinin muhteşem bir sinerjiye dönüştüğü 4. Uluslararası İzmir Tiyatro Festivali’ nin ardından videodan izlediğim yüzlerce oyun; festival sırasınca canlı olarak gördüğüm altı performans bir eleştirmen olarak belleğimde harikulade teatral serüven oluşturdu. Bu olağanüstü festivalin ilerleyen yıllarda yapacağı çok iş var.

Yaşam Kaya / yasam.kaya@gmail.com

Reklamlar