İFFETLİ ve de NAMUSLU ERKEKLERİNTERSİNE DÜNYASI! / YAŞAM KAYA

İstanbul Devlet Tiyatroları’ nın bu sezon repertuarına aldığı Tersine Dünya adlı eseri ilk kez 2011 yılında Bakırköy Belediye Tiyatrosu’ndan izlemiştim. Orhan Kemal eserini tiyatroya uyarlayan Mustafa Gültekin halihazırda dişe dokunur bir iş yapmış, toplumsal olarak at başı gittiğimiz ‘kadın şiddeti’ konusunu sahnelerden tüm topluma ulaştırmayı başarmış. 1993 yılında Ersin Pertan tarafından sinemaya da aktarılan filmin başarısı hala belleklerdeki yerini korur. Elif Erdal’ ın yönetmen koltuğuna oturduğu bu yeni yorum, günümüz Türkiye’sinin halini ironi dolu göndermelerle deşifre ederken, kalabalık kadın kadrosunun gücüyle kaliteli bir yapım olmayı başarıyor. Ben hatırımda kalan en son ‘Tersine Dünya’ yı Bademler Köy Tiyatrosu’ndan 2015 yılında izlemiştim. İstanbu DT’ den izlediğim 5. farklı konsept oluyor.

Oyun cezaevine düşüp kocasını ve oğlunu dışarıda bırakan bir kabadayı kadının öyküsü üzerine kurgulu. Bitirim Leyla’ nın cezaevine girip ailesini ortalıkta bırakmasıyla gelişen olaylar, Leyla’ nın cezaevinden çıkagelmesiyle iyiden iyiye derinleşir. Sözde eşine sadık olan Leyla’ nın gözü dışarıda gezinirken, Süleyman, Çapkın Hayriye… ve diğer mahalleliler arasında sıradışı olaylar gelişir. Kadın patronun tacizine uğrayan namuslu bir adamın evini geçindirmek için uğraşlarını izleriz. Toplumun tüm katmanlarında erkekler baskı görüp cinsel yönden sapık sözlere maruz kalır. Aslında yaşanılanların tamamına tersten okumamız için yazılmış bir metinle karşı karşıyayız. Namus kavramının alışılandan öte erkeğe yüklenmesi, toplumsal hayatta erkeklerin kadınlaşarak özgür dünyalarını koruma çabaları seyirciyi müthiş bir eleştirinin içine çekiyor. Zaten Orhan Kemal romanını yazarken kadın sorunsalı üzerine ilk kabile toplumdan günümüze kadar ulaşan birikimleri masaya yatırmış. Erkeklerin hala ilkel kabile toplumu kafasında hayat sürdüğünü, kadının bedensel güzelliği karşısında içten içe ezildiğini üstü kapalı biçimde kritize etmiş.

Yönetmen Elif Erdal, kadın olmanın verdiği duygusallıkla oyununa eğilirken fazlaca didaktik ögeleri sahneye yüklüyor. Karakter sunumlarının sonrasında komediyle yüklü gelişen olaylar içinde, kadınların erkeklere nazaran daha ön plana çıkması pek çoğumuz için iyi, ama asıl olan erkeklerin kadın hayatı yaşarken düştükleri çaresizliğin ortalığa dökülmesi. Bunu olumsuz bir durum olarak görmüyorum elbette, sahnenin koroyla desteklenen bölümünden tutunda, karakterlerin Can Atilla’nın muhteşem şarkıları seslendirdiği bölümlere kadar rejinin elinde muhteşem biçimde şekillenen ‘Tersine Dünya’ var sahnede. Zaten yirmi küsür kişinin var olduğu oyunlarda kaliteli yönetmenlerin genel perspektifte konuya hakim olması gerekir, bu hakimiyeti konunun tüm bölümlerinde hissediyoruz. Özellikle karakter seçimlerinde doğru tespitler yapan yönetmenin teknik ekiple kurduğu bağ oyunun önünü sonuna dek açmış. Bitirim Leyla-Süleyman ve Sarı Leman-Palabıyık Hasan çiftleri üzerinden verilen mesajlar doğru noktaya ulaşıyor.

Bitirim Leyla’yı canlandıran Özlem Türker ve Palabıyık Hasan rolündeki Fikret Urucu’nun öne çıktığı roller arasında kadronun tamamını konuyla özdeşleşmiş biçimde görüyorum. Burada biraz daha durup, Özlem Türker’e ayrı bir parantez açmalı. Nara atarak sahneye çıkan oyuncunun tüm konu boyunca tek bir es vermeden harikulade rolünü tamamlaması, ekibin enerjisine enerji katmış. Ben en çok kocası Süleyman’ ın peşinde oradan oraya savrulan Leyla’ nın görüntüsüne takıldım. Leyla; Arabesk, maço tavırlarla kocası Süleyman’a sözde hayat dersi verirken, Süleyman rolünde Ozan Uçar’ ın hafif erkeksi ağır kadın tavırları izleyene nefes aldırıyor. Süleyman’a asılan, bir noktada o’nu götürmeye çalışan ‘Patron’ rolündeki Fatma Öney’in ve Palabıyık Hasan’da Fikret Urucu’ nun komediyi zirveye taşımaları oyunu muhteşem bir bütünlüğe sürüklüyor.

‘Bekçi Zalha’da Nurhayat Boz’, ‘Bitirim Filiz’de Çiğdem Aygün’, ‘Kader Kurbanı İbo’da Deniz Gürzumar, ‘Başgardiyan’da Gılman Kahyaoğlu, Ayla Baki Yücesoy… ve ekibin tamamı rollerinin hakkını vererek anlatılmak isteneni dört dörtlük yorumlamış.

Nalan Alaylı’ nın ‘giysi tasarım’da fazlaca güncel kalması, Şirin Dağtekin Yenen’ nin masalsı dekor tasarımı, Akın Yılmaz’ ın konuyu canlandıran ışık tasarımı teknik ekibin başarılı kurgusunu yansıtıyor.

İstanbul Devlet Tiyatroları ‘Tersine Dünya’ adlı oyunla sezon başından bu yana bir türlü yakalayamadığı enerjiyi artık bulmuş. Mükemmel bir ekip çalışmasının ürünü olarak sahnelerde yer alan oyun, merkezi sahnelerde daha çok sahnelenmeli!

Reklamlar