İzmir Avrupa Caz Festivali’nde muhteşem gençler!YAŞAM KAYA #HaftaninSanatYazilari

Yaşam Kaya ‘ nın Nokta Dergisi’ndeki ‘İzmir Avrupa Caz Festivali’ kritiğini yayınlıyoruz!

23. İzmir Avrupa Caz Festivali 3 Mart’ta İlhan Ersahin’s İstanbul Sessions grubunun konseri ile başladı. Açılışında olduğum festivalin dört konserini izleme şansını elde ettim. Geçtiğimiz yıl yine festivale katılmış, birçok ünlü yıldızın konserini izlemiş, festivalle ilgili geniş kritikler yazmıştım. Avrupa’nın en büyük caz etkinliklerine sahne olan İzmir Avrupa Caz Festivali, dünyanın birçok bölgesinde caz etkinliklerine katılmış bir eleştirmen olarak söyleyeyim, çok nadir bulunan bir organizasyon. Amerikan müzik endüstrisinin R&B kültürden sıyrılma gayreti içinde, içten içe caza yönelmesi bu müzik türünün global dünyada kaderini değiştirirken, köklerinden sıyrılmış cazın Avrupa ve uzak doğu ülkelerinde hızla yaygınlaşması mükemmel oluşumların doğmasına neden oldu. 23. kez gerçekleşen festivalin detaylarına birazdan bakacağız, ama önce İKSEV (İzmir Kültür Sanat ve Eğitim Vakfı) tarafından yaşama geçirilen büyük festivalin destekçilerine bakalım. Unutmadan söyleyeyim, İKSV’nin düzenlediği İstanbul Caz Festivali’ni de her sene yakından takip ediyorum, iki festival arasında kalite anlamında müthiş bir yakınlık olurken, Türkiye’nin en büyük caz organizasyonun İzmir’de hayata geçirildiğini rahatlıkla söyleyebilirim.

23. İzmir Avrupa Caz Festivali’ni Goethe Enstitüsü İzmir, İsviçre İzmir Fahri Konsolosluğu, İzmir Fransız Kültür Merkezi, İzmir Slovakya Fahri Konsolosluğu, İzmir Yunanistan Başkonsolosluğu, İstanbul Avusturya Kültür Ofisi, İstanbul Dimitrie Cantemir Romen Kültür Merkezi, İzmir İtalya Konsolosluğu, Polonya Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu ve Polonya Cumhuriyeti İzmir Fahri Konsolosluğu destekliyor. Avrupa Birliği ülkelerinin neredeyse yarısının desteğini alan festival, sadece İzmir için değil Türkiye için büyük referansları içinde barındırıyor. Sonuçta bunların tamamı müzikal etkinlikler olduğu kadar, politik anlamda yakınlaşma ve de sanatsal alanda karşılıklı iş birliği demek. İzmir Caz Festivali’nin danışmanı gazeteci Francesco Martinelli, Türkiye’de yaşayan genç kuşağın beklentisini dikkate alarak festivale katılan grupları belirlemiş, böylelikle Avrupa gençliği ile Türkiye arasında genç caz gruplarının yakınlaşmasını sağlamış. Zaten bu seneki festivale katılan gruplara, isimlere baktığım zaman geçtiğimiz yıla göre daha genç, dinamik ve de sağlam isimleri görebiliyorum. Ayrıca klasik caz algısının dışına çıkılarak Jazz Balance Between Traditional-Classical Music & Free Jazz gibi grupların festivale davet edilmesi, artık cazın etkileşime girdiği diğer müzik türlerini sahnelerde daha çok göreceğimizi ifade ediyor. Pop, rock, klasik, punk gibi bölümlerle kurulan ilişki cazın büyüyerek ilerlediğinin en büyük kanıtı!

Türkiye’de pek az bulunan caz eleştirmenlerinden birisi olarak, festivalde izlediğim İlhan Ersahin’s İstanbul Sessions, Vien Trio Oğuz Büyükberber, Agathe Jazz Quartet ve Ayça Gündüz Quartet konserleri izlenimlerimin ortak noktasına hemen değineyim; cazın genç kuşak arasında yaygınlaşmasının tanığı olmak harikulade bir mutluluk katıyor bana!

İLHAN ERSAHİN’S İSTANBUL SESSİONS

ABD’de yaşayan İlhan Erşahin ve İlhan Ersahin’s İstanbul Sessions dünyada büyük ses getiren üçüncü stüdyo albümleri “Istanbul Underground”dan seçtikleri ile 23. İzmir Avrupa Caz Festivali’nin açılışına büyük renk kattı. Konseri izlerken aklıma Amerikan Caz Dünyası’nı yönlendiren Türkler geldi. Hani Ray Charles’ları keşfederek meşhur eden Ahmet Ertegün ve Grammy Ödülleri’nde yapımcı ve aranjör dalında rekorlar kıran Arif Mardin, bu toprakların cazla bütünleşmesinin uluslararası arenada en büyük örneğini oluşturdular yıllarca. Şimdilerde ise İlhan Erşahin jazzdan rocka, discodan duba birçok müzikle etkileşim kurarak bu bayrağı eline almış. Türkiye’nin en yetenekli basçılarından Alp Ersönmez’in groovy soundu, Turgut Alp Bekoğlu’nun güçlü davulları ve İzzet Kızıl’ın kıvrak perküsyon yeteneği festival açılışına katılan dinleyenleri büyülemekle kalmadı, herkesi caza aşkla bağladı. Konser sırasında ritim anlamında müzikalite öylesine muhteşemdi ki, böylesi hızda çalınan başka bir caz konserine tanık olmadım desem, yalan söylememiş olurum.

VİEN TRİO OĞUZ BÜYÜKBERBER

VEIN Trio kurulduğu günden bu yana misafir sanatçıları içine alarak ilerleyen bir oluşum. Michael Arbenz (piyano), Thomas Lähns (kontrbas), Florian Arbenz’den (davul) üçlüsünden oluşan topluluk bu sefer aralarına tanınmış klarnet sanatçısı Oğuz Büyükberber’i alarak oryantalist cazın seçkin örneklerinden parçalar sundu. Doğu-batı sentezi içinde değişkenlik gösteren notalar beni fazlasıyla etkiledi diyebilirim. İsviçre Cazı’nın Türkiye topraklarıyla kurduğu etkileşim, sembollere dayalı ve de fazlasıyla betimsel kurgular oluşturmuş. Bazen ölüm sessizliğinin içinden çıkıp bazen de yaşam enerjisinin sınırsız yankıları arasında seyreden dörtlü, genç dinamizmin sesi olmayı başarıyor.

AGATHE JAZZ QUARTET

Fransız-Brezilyalı şarkıcı Agathe Iracema, Christophe Wallemme (kontrbas), Leo Montana (piyano) ve Pierre – Alain Tocanier’den (davul) oluşan Agathe Jazz Quartet, festivalin old jazz diye adlandırabileceğimiz seçkilerinden oluşan repertuarlarıyla bizleri adeta cazın tarihsel isimleriyle buluşturdu. Çok genç bir isim olan Agathe Irecma, bir caz eleştirmeni olarak söyleyeyim kendi ses bütünlüğünün farkında değil. Son albümü “Feeling Alive”dan seçtiklerini söylerken birçok noktada es veren Fransız sanatçı, sesini nerede alçaltıp yükselteceğini bilmiyor. Yüzünden okunan caz mutluluğu sesine yansımazken, özellikle hayranı olduğu Billie Holiday taklidinden bir an önce kurtulması lazım. Kendi sesini Holday’in sesine benzetmek için uğraşan genç kadın caz vokalisti, söylediği şarkıların ruhunu anlamakta zorluk çekti. Dinlediğim dört konser arasında en başarısız bulduğum Agathe Jazz Quartet, Agathe Irecma’nın düşük ve de kalitesiz sahne performansıyla bende tam anlamıyla hayal kırıklığı yarattı!

AYÇA GÜNDÜZ QUARTET

Ayça Gündüz, Yunan hammond & piyano sanatçısı George Kontrafouris’in de katılımıyla Ayhan Öztoplu (davul), Ozan Musluoğlu (kontrbas) ve Engin Recepoğulları’ndan (tenor saksafon) oluşan grubunu iyiki 23. İzmir Avrupa Caz Festivali’ne taşımış. Yunan ezgilerin cazla harmanlandığı gecede ilk kez, Yunan halk müziğinin Türk halk müziği ile caz etkinliğinde kaynaşmasına şahit olduk. Tadına doyulmaz gecenin en etkili olayı, Ayça Gündüz’ün olağanüstü sahne performansına eşlik eden muhteşem isimlerin kaliteli müzikleriydi. Türkiye ile Yunanistan arasında yeniden başlayan dostluk gelişmeleri Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Yunan Başbakan Aleksis Çipras’ın İzmir’de bir araya gelmesiyle doruk noktasına çıkarken, caz festivalinde ortaya çıkan müzikal birliktelik, iki ülke arasındaki kültürel buzları iyice eritmiş durumda. Konserin tınısı kulaklarda derin yanıklar uyandırıp, Osmanlı’dan günümüze kadar ulaşan müzikal harmanı caz müziğin gücüyle bizlere sundu.

İKSEV 23. İzmir Avrupa Caz Festivali son konserlerine doğru ilerlerken arkamda bıraktığım muhteşem caz organizasyonu ile müzikal yolculuğuma devam ediyorum. Cazın genç kuşak arasında hızla yaygınlaşmasının nedeni olarak gördüğüm; pop, rock, klasik, r&b müzik türlerinin caz müzikle kurduğu bağı bu sene İzmir’deki konserlerin tamamında rahatlıkla hissettim. Uluslararası arenada çığır açan isimlerle yoluna devam eden festival, Türkiye’de caz müziğe büyük soluk getiriyor!

KAYNAK: İzmir Avrupa Caz Festivali’nde muhteşem gençler! – NOKTA DERGİSİ