Bir Caz Tanrısının Gerçek Hikayesi:MİLES AHEAD (2016)” / YAŞAM KAYA

Jazz sanatçısı Miles Davis’in 1957 yılında çıkardığı albümünün adından yola çıkılarak, Don Cheadle yönetiminde Steven Baigelman’ in senaryosunu yazdığı ‘Miles Ahead’ adlı film, 35. İstanbul Film Festivali’nde Türkiye prömiyerini yaptı. Gil Evans ile birlikte kaydettiği ‘Birth Of The Cool’ albümünün akabinde Davis’ in Gil Evans ile oluşturduğu ilk albümün dünyaca ünlü bir filme isim olması, ortadaki işin ciddiyetini bizlere gösteriyor. Don Cheadle’ ın Miles Davis’ i oynadığı filmde, Ewan Mcgregor, Amayatzy Corinealdi, Lakeith Lee Stanfield ve Michael Stuhlbarg gibi Hollywood ünlüleri dünyanın en büyük jazz sanatçısını anlatmak için kamera karşısına geçmiş. Filmi izlerken biyografik olarak bir geçmişin izine derinlemesine giriyoruz. 1970’lerin jazz olayları öylesine etkili iz bırakıyor ki, Miles Davis’ in yaşam öyküsünden tarihin en önemli müzik olayları birer birer sıralanıyor beyazperdede.

BBC Radio ve Jazz FM’in düzenlediği ankette, modern cazın en yalın, özlü ve derinlikli trompet üsluplarından birini yaratan, doğaçlamalarındaki akıcılık ve lirik havayla benzersiz bir etki uyandıran Miles Davis dünyada gelmiş geçmiş en büyük caz sanatçısı seçilmişti. Bu ayrıcalığın seçkinliği içinde, 70’lerdeki Davis trompetinin doğallığında bir Baigelman filmi izliyoruz. Akıcı ve de canlı jazz dünyasının sınırları, Miles’ın uyuşturucu ve seks bağımlılığı ile geçirdiği anlar, kendi dünyasını kurmak adına vazgeçişlerine tanık olarak ilerlediğimiz film, oyuncuların harikulade performansı sayesinde müthiş bir akıcılıkta beyazperdedeki yerini almış.

miles 1

 

New York sokaklarında koşarken büyük bir heyecanla ‘sonun başlangıcı’ olarak başlayan film birden Dave Brill (Ewan McGregor) ile röportaj sahnesine dönüşüyor. Rolling Stones’ un röportajlarını yapan Brill, Davis’ in daha çok kokainle olan bağımlılığı üzerinden ilk kez Columbia Records ile yaptığı kayıtlarına kadar geniş çerçevede uzanan dünyasını aktarma gayreti içinde. Brill ve Davis koşu arkadaşı olup hayatın içindeki bazı sorunları paylaşırken, Avukat (Michael Stuhlbarg) Davis’ in ilk orijinal stüdyo kaydını çalarak, jazzın en büyük sanatçısına zarar veriyor. Miles Davis müzikalitesinden kısa kesitlerle başlayan film, o’ nun eserlerindeki duyguyu anlamaya çalışıyor. Filme ismini veren ‘Miles Ahead’ albümündeki ruhu yakalamak isteyen Cheadle, Davis’ in ruhen yıprandığı maddi olarak zor duruma düştüğü anları öylesine etkili aktarıyor ki, parti sahnesinden, prodüktörlerle yaşadığı problemlere kadar insan beyazperdede gerçek bir jazz tanrısının izini sürebiliyor. Kendi dünyasının içinde hapsolan bir insanı dışarı çıkaran Brill karakteri ile adeta kaybolmuş zamanı yeniden keşfeden Davis, biyografik öykünün bir noktada aksiyona dönüşmesini sağlamış. Columbia’nın ofisinde cereyan eden sıradışı olaylar, Davis’ in ilk eşi Frances Taylor’ ın (Emayatzy Corinealdi) sanatçıyla olan zamanları… Yönetmen bu çarpıklıktan yola çıkıp 70’li yılların son bölümündeki karmaşayı bizlere özetlemiş. Frances’le olan kavgalar, yakınlaşmalar, bazen şiddet dolu görüntüler aşk karmaşasının izleri olurken, zaten çok ünlü olan Davis’ in dansçı kızla olan yakınlaşmasının sonuçları duygusal travmadaki bir ünlünün gerçek portresi olmuş.

Don Cheadle, hem yönetmen hem de oyuncu olarak Miles Davis’ in hayatından kısa ayrıntıları alıp filmi orijinal anların doğuşunu gösteren karelere dönüştürüyor. Bir boks maçı gibi, Davis ile Taylor arasındaki dünyanın dağılmasını anlatan bölümlerle, kanepede çaresizce uzanmış Davis görüntsünün gösterilişi ve Kind of Blue albümünden izlerin birer birer filme eklenmesi harikulade bir düşünce. Zaten filmi izlerken Cheadle’ ın müziklerden yola çıkarak filme renk kattığını görüyoruz. Ewan Mcgregor ve Amayatzy Corinealdi başrolün yanında, filmdeki konuyu sürükleyen önemli isimler. Röportajla başlayan macera ve duygusal açmazlarla ilerleyen bölümler Miles Davis’i anlamamız için oluşturulan güzel ayrıntılar.

miles

Kritiği kısaca özetlersem eğer; ‘Miles Ahead’ küçük bütçeyle çekilmiş bir film olmasına rağmen, Miles Davis’ i 70’lerin içinden mükemmel biçimde çıkarıp karşımıza kusursuzca koyuyor. Don Cheadle’ın yönetimde ve de oyunculukta gösterdiği doğru psikolojik tahliller, içinden geçtiğimiz döneme dahi damgasını vurmuş bir caz ilahının yaşamına ayna tutmayı başarıyor. Film sinemalarda vizyona girer mi bilinmez, ama siz siz olun, bu çarpıcı yapımı ajandanıza not edin!

Yaşam Kaya / yasam.kaya@gmail.com

Reklamlar