YAŞAMA NEDENİMİZİ BECKETT İLE YENİDEN SORGULADIK:GODOTYU BEKLERKEN!” / FÜSUN BALKAYA

20.İstanbul Tiyatro Festivali açılışı yönetmen Şahika Tekand ‘ın Beckett performansı ‘’Godot Beklerken ‘’ ile gerçekleşmiştir.

Onur Berk Aslanoğlu,Cem Bender,Sedat Kalkavan,Yiğit Özşener ile Tekand oyuncu kadrosunu oluşturmuştur.

Eser Tekand ‘ın dekor ,ışık ve ses tasarımlarında oluşturduğu yüksek katkı gözden kaçmamıştır.

Beckett Absürt Tiyatro’nun başarılı temsilcisi olarak Şahika Tekand yorumu ile bir kez daha seyircisinin hayranlığını kazanmıştır.

Dünden Bu Güne İstanbul Festival Tarihçesi ​​​​​​​​​

20.İstanbul Tiyatro Festivali’nin yapıldığı bu günlerde ,İstanbul’da daha önce yapılan şenlikler için yeniden kitapların arasında dolaşarak ,eskilere dönmek düşüncesi beni heyecanlandırmıştır.

Osmanlı döneminde yapılan şenliklerde tartışmasız seyirlik oyunların yer alması ,Osmanlı’nın son dönemlerinde ise şenlikler önemini kaybetmiş olsa da, yaz aylarında canlı bir tiyatro yaşamının söz konusu olduğu görülmüştür.​

‘Mesire’anlamında kurulmuş yazlık düzen içindeki sahneler de daha çok müzikli oyunlara yer verildiği gibi müziksiz oyunlarında önemsendiği görülmüştür.

Göksu , Küçüksu ,Bağlarbaşı,Mısırlıoğlu Bahçe,Kazıklıbağ Tiyatrosu bu şenlikler de ilk akla gelen yerler olmuştur.

Cumhuriyet tarihimizde ise İstanbul Belediyesi’nin düzenlediği İstanbul Festivalleri olarak verilen 1935-1939 yılları öne çıkmıştır.

Özellikle İstanbul şehri’ne ilgi çekmek ve gezgin (Turist) sayısının arttırılması bu anlamda da önemsenmiştir.

1935 yılında tiyatrosuz geçtiği bilinen üstte adı geçen bu festival de ,1936 yılında Meddah İsmet’in oğlu meddah Kadri ‘nin gösterisi,Karagöz çalışması ve bir Ortaoyun’unun da programa alındığı görülmüştür.

Pipiça, Çifte Keramet, Kanlı Nigar, Büyük Hala, LüküsHayat, Kıtırcı, Halime, Kudret Helvası, Saz-Caz temsil(Oyun), Vodvil, Ortaoyunu, Operet gibi farklı gösterilere de aynı hafta içinde festivalde başka bir çeşitlilikle devam edilmiştir.

1940’lı yıllar savaşı işaret ettiği için festivalden yoksun olduğu da doğal olarak görülmüştür.

1943 -44 ‘lü yıllar Eminönü Halkevi Tiyatro Şenliğini oluşturmasının ardından 1950-58 arası Bahar ve Çiçek Bayramı adına yapılan programlarda yine Şehir Tiyatrolarının gösterilerine rastlanmıştır.

1954 yılında Shakespeare ile Beaumarchais(1955),T.Bernard (1956) Bir Yaz Gecesi Dönümü Rüyası,Figaro’nun Düğünü,Çifte Keramet adlı eserler bu programda sahnelenmiştir.

1961 yılı Rumelihisar Gösterilerinde Shakespeare ‘Hamlet’ ve Muhsin Ertuğrul ağırlığı hissedilmiş ve aynı tarihte bu gösteriler Belediye tarafından da ilk kez ‘ İstanbul Festivali’ olarak telaffuz edilmiştir.

1962 yılında ise gençlerimizin hazırladığı Türk Milli TalebeFederasyonu (TMTF ) Şenlikleri ve Şehir Tiyatrolar’ının Shakespeare ’Macbeth’,Jean Anouilh’Tarla Kuşu’ile de İstanbul Festival yapısında çalışmalar devam ettirilmiştir.

1966 Muhsin Ertuğrul’un Şehir Tiyatro’larından ayrılma sonrası yaşanan durgunluk yeniden TMTF ile canlanmış,Üniversiteler Tiyatro Festivali ile başlattıkları yapıyı aynı federasyon Uluslar arası İstanbul Kültür Şenliğine dönüştürerek 1969yılına kadar da devam ettirmiştir.

Kültür Şenliği adı ; Gerçek kimliğini tanımlayan ve yine gücünü tiyatrodan alan çok önemli isimlerin desteğini de almayı başarmıştır.

1991 yılında Bakırköy Belediyesi de uluslar arası bir gençlik festivali’ne tek yıl ve sayı olarak destek vermiştir.

İstanbul Şehir Tiyatroları ‘Gençlik Günleri’ ise 1984 lü , Yapı Kredi Bankası ‘Uluslar arası Gençlik Tiyatroları Festivali ‘ 1986 lı yılları sevmiştir.1971li yıllar ise ‘İstanbul Liseleri Tiyatro Şenliği’ ni işaret etmiştir.

İstanbul Festivali ise başlagıç yılı olan 1971’den itibaren programında tiyatro gösterilerine yer vermiştir.Tüm bu yaklaşımlarına rağmen bir çok eleştirilere özellikle Rumelihisarı gösterileri için festival hedef olmuştur.

20.İstanbul Tiyatro Festivali- 03/05/2016

1989 yılı ise İstanbul Festival yapısında dönüm noktası olmuştur.

‘Uluslar arası İstanbul Tiyatro Festivali’ müzik ağırlıklı yapısından kurtulmuş,İstanbul Kültür Sanat Vakfı ‘nın aldığı bir kararla özgün yapısına uygun tiyatro etkinliklerini ayrı bir zaman dilimine yerleştirmeyi başarmıştır.

Uluslar arası İstanbul Tiyatro Festival yelpazesini geniş tutmak, dünya tiyatrolarını ve tiyatrolarımızı niteliksel bir bütünlük içinde buluşturmak hedefini de festival benimsemiştir.

20.İstanbul TiyatroFestivali’ nde Türkiye’nin de merakla beklediği oyunlar ile İsviçre, İngiltere, Kanada, İran, Belçika, Hollanda, Fransa, Portekiz’i de bu yıl konuk etmiştir

Açılışı Şahika Tekand çalışması Beckett ‘Godot ‘yu Beklerken’ ile yapan festival Halide Edip’Maske ve Ruh’oyunu Okuma tiyatrosu,Orhan Pamuk ‘un aynı film senaryosundan uyarlanan ‘Gizli Yüz’ ,‘Hakkari’de Bir Mevsim’ Ferit Edgü romanı ile Jaroslav Hasek’in ‘Aslan Asker Şvayk ‘ adlı oyunları ilk haftanın en dikkat çekici çalışmaları olarak gözlemlenmiştir.

03/05/2016 ile 28/05/2016 tarihleri arasında İstanbul Tiyatro Festivali İstanbul seyircisine ve konuklarına tam bir tiyatro ziyafeti sunmak üzere bu yıl da hazırlanmıştır.

Amaç toplamda 23 oyun diğer zenginliklerle birlikte 32 gösteriyi 25 farklı mekanda buluşturmak ,prömiyerleri gerçekleştirmek üzerine kurulmuştur.

Onur ödüllerinin geleneği temsil eden bir usta ile yenilikçi bir yapının başarılı temsilcisi ve dünyanın en önemli topluluklarından birine de Mart ay’ında ödüllerinin verilmesi kurumca uygun görülmüştür.

Metin Akpınar , Şahika Tekand ile Berliner Ensemble bu ödüllerin böylece sahipleri olmuşlardır.

İstanbul Tiyatro Festivali ‘nin 20 yıl boyunca direktörlüğünü yapan ve görevi yakın bir tarihte devreden Prof.Dr. Dikmen Gürün’e ise unutulmaz emekleri için festival seyircisinin teşekkürleri daima olacaktır.Festivali onu bu günlere taşıyan Sayın Gürün ve arkadaşlarının özenle bezenmiş izleri festival üzerinde hala okunmuştur. Okunmaya devam edecek bu izlerin büyük yapıyı devralan koordinatör sayın Leman Yılmaz’ın da yeni katkıları ile bundan sonrası için de başarılı çalışmalarla devam edeceği görüşü bu dönem çalışmalarından da kısa zamanda anlaşılmıştır.

Şahika Tekand ve Beckett’Godot ‘yu Beklerken’

Şahika Tekand Adana doğumlu ,İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi ,Tiyatro Anasanat Dalı Oyunculuk bölümü lisans mezunu olup, aynı fakülte de ve aynı bölümde doktora çalışmasını da tamamlamıştır.

1984 yılından itibaren tiyatro ve sinema oyunculuk çalışmalarına başlamış, 1988 de Studio adı ile oyunculuk stüdyosunu kurmuştur.1990 da eşi Esat Tekand ile Studio Oyuncuları olarak yapılanan topluluk da küçük bir isim değişikliği yapılmıştır. Topluluklarında , Şahika Tekand ‘Performatif Sahneleme ve Oyunculuk Yöntemi’adını verdikleri yöntemle çalışmalarına aralıksız bugüne kadar devam etmişlerdir.

Oyuncu,yazar,eğitmen,yönetmen,ışık tasarımcılığı alanlarında başarısı ile uluslar arası bağlantı ve çalışmaları tiyatro ve sinema sanatına gurur verici olmuştur.

Şahika Tekand ve Studio Oyuncuları 1990 yılı itibari ile başlayan Samuel Beckett çalışmalarının en güçlü halkası olarak 2016 yılında ‘Godot’yu Beklerken’ adlı yapıt da Şahika Tekand ‘Performatif Yöntemi ‘ ile Festival’in açılış oyunu olarak Absürt Tiyatronun bu güçlü bu eserini seyirci ile buluşturmuştur.

Godot oyun süresince gelmez, gelemez çünkü Godot yoktur. Beklemek üzerine dayalı Godot için herkes bir anlam ,bir eylem yüklemekle birlikte gerilimin daha da üste çıkmasını bu bekleyiş ile seyirci de sağlanmıştır.

Beklemek bir sıradanlaşmak,bir alışkanlık eylemi içinde kendini de simgelere taşımak anlamını da hatırlatmıştır.Oysa simgeler genel akış içinde performansı etkileyemeyecek kadar oyunda yoktur.Yazarda zaten buna yer vermemiştir.Varolmak veya olmamak üzerine çaresizlik ve akıldışılık ile umut etmek veya etmemek tersinliğinden giderek çağrışımların zenginleştirdiği ses ve söz gerilimi ise oyunda çok etkiliyici olmuştur.

Oyun ışığı,özellikle zili,zil aralıkları,alanın zorunlu katılımcılığı çaresizliğin eğlencesini de tebessüm getirerek vermiştir.

Şahika Tekand başarısı ayakta alkışlanırken,Onur Berk Aslanoğlu ve diğer üstte isimlerini paylaştığımız oyuncularla Esat Tekand çalışmasına da alkışlarımızın sessizce ulaştığını düşünmem çaresizlik ötesi bir beklentimiz,türüne uygun olarak satırlarımıza geçmiştir.

Füsun Akmen Balkaya

03.05.2016/Maslak –İST.

​​​​

Reklamlar