Begüm Canel MUTFAKTAKİ SIRLAR & ODALAR (28 Mayıs – 10 Haziran 2016)

Farklı mekanlar farklı düşünsel alanlar yaratır imgelerde… Evvelinde pek çok kez dile getirdiğim üzere, modernleşme takıntısı içinde olan her türlü üretime karşıyım. Düz, köşeli formlu açık renkli yeni tasarım anlayışı beraberinde insan ilişkilerini de düzleştiriyor aslında. Mevsimler içerisinde güneşli pek çok gün olmasına rağmen, her durumda iç mekânlara sığınma ihtiyacı hissederiz doğamız gereği.

Peki o mekanlar neden bu denli ışıklı parlaktır çoğu zaman?

Eskimiş bir tahtanın oyuntusu, varaklı, işlemeli eşyalar bazen koyu bazen pastel tonlarda küçük çiçek işlemeli duvar kâğıtları, bordürler neden devir insanında pek az kişiyi cezp eder? Yahut yer yer duvarları nemden akan, içerisindeki bazı boşluklardan ıhlamur ağacı kokusu sızan, şömine gereçleri yere dağılmış, ilişikteki servis penceresinden süzülen gölgeler, yüksek tavanlı odanın duvarında tahtadan yapılmış eski bir saklama dolabı içindeki bir takım objelerle mekanın donatılması Belki diyeceksiniz;“Ben ürkerim bunca gizemden!

”Peki, bende sormak isterim; Şimdilerde çok moderniz? Fakat dünya çıkar savaşları halinde? Her şey çok mu “aydınlık” çok mu iyilik adına?

Eski savaşlar bile daha adildi, tüfeksiz kılıçsız saf bedenlerle kişilerin, salt kendi hakkını korumaya adanmış dövüşleri de gerçekleşirdi mertçe! Batının sahte ışıkları gözümüzü boyayıp bize kendi kimliğimizi unutturmasına izin vermeyin! Doğunun da içtenliğini yıkmayın! Yalan dolan menfaat uğruna aldatıcı gündüzlerden korkun esas! Karanlıktan korkmayın zira… Bazen ışık daha canidir ki o ruhsuz gören gözlerin karanlığıdır.

Evinizde eski bir devri hayal edin, kuzineniz ve şömineniz var… O an ne hayal etmek istersiniz? Misal, Sevgiliniz yanınızda, gözünüz gözlerine, elleriniz ellerine dokunmanın yollarını arıyor kuzine de çayın kaynama süresini beklemenin bahanesi ile ona doğru uzanıyorsunuz… İşte o loşluktasınız şuan. İster viranda ister fakir duvarlar arasında yorgun bitkin… Ama yaşam kokar aslında. Çünkü onlar bir savaşın izleridirler, sevgiliye giden ruhani temas yolu mücadelelerden geçer ve o aşkın en saf halidir. Bir dostum var benim; Mutfağımın maskotu epey efkârlı fakat cin gibi her olan bitenin farkında! Haddinden fazla dağarcığı var, maharetli etekleri uçuştuğu gibi dert de dinliyor, sanki sanırsın kılıf giymiş “gerçek” insan!“Mutfaktaki Sırlar ve Odalar” da nice “yaşanmamışlıklar” gizledim mekânlarıma…

Pek çok insan zayi oldu şimdilerde. Portrelerimin ifadesi böyle çıktı. Onlar onlardan kurbanlardı. Nice yaşanacak ulvi duyguların kıyısından döndüler.

Sergi, Galeri Eksen Nişantaşı’nda 28 Mayıs – 10 Haziran 2016 tarihleri arasında pazar günleri hariç her gün 10.00 – 19.00 saatleri arasında görülebilir

Reklamlar