Baskıya, Faşizme Boyun Eğmeyen Çocuklar: ‘Ölü Ozanlar Derneği’ / YAŞAM KAYA

1989 yapımı, Tom Schulman yönetmenliğinde sinemalarda fırtına gibi esen ‘Ölü Ozanlar Derneği – Dead Poets Society’ filmini bilmeyeniz yoktur. Robin Williams’ ın edebiyat öğretmeni John Keating’i canlandırdığı film, dünya kült sinema tarihine geçerken, ardında bıraktığı izlerle insanlık tarihinde ‘başka eğitim’ kavramını da gözler önüne serdi. 2014 yılında intihar ederek hayata veda eden böylesi önemli bir oyuncuyla özdeşleşen yapımın teatral versiyonunu Tiyatro Kedi 2016 mayıs sonundan bu yana sahnelerde sergiliyor. Sinemadan tiyatroya aktarılan metinlerin varlığı günden güne artarken, ‘sinematografik tiyatro’ akımı online biçimde sahnelerde varlığını sürdürüyor. Hakan Altıner’in yönetmen koltuğuna oturduğu gösteride, Can Gürzap ve birbirinden yetenekli genç oyuncular sahnede görev almış. Eseri ise N.H. Kleinbaum’un aynı adlı romanından tiyatroya aktaran ise Gökçe Biçer.

Oyunu izleyeli biraz süre geçti. Tiyatro sezonunun başından bu yana onlarca oyunu gördüğüm için eleştiriyi bugüne yazabildim. Oyunun önemi o kadar çok büyük ki, şimdiye kadar yazdığım eleştiriler içinde ‘Ölü Ozanlar Derneği’ ni farklı konumda görüyorum. Oscar’da ‘En İyi Özgün Senaryo Ödülü’nü alan film 1958 yılında, Wellton isimli bir lisede geçiyor. Okulda öğretmenliğe başlayan John Keating isimli edebiyat hocası öğretmen olarak atandığı okulun eski mezunlarından. Wellton Lisesi, sarmaşık ligi (Ivy Leaguge) denilen, ABD’nin kuzeydoğusundaki sekiz vakıf üniversitesinin oluşturduğu birlik okullarına öğrenci yetiştirmekle övünen bir kurum. Disiplini ağır kurallarla belirlenen Wellton’da öğrencilerin başı okul idaresiyle dertte. Öğrenciler üzerinde faşizan baskılarlarla bir korku imparatorluğu oluşturan lise yönetimi, genç edebiyat öğretmenin yaptıklarıyla tükenmeye başlar. Konuda bahsi geçen “Sarmaşık Ligi” eğitimde kusursuzluk, seçkin öğrenciler yetiştirilme kavramlarıyla anılmakta. Günümüz ABD’sinde bu düşünceye sahip olan okulları söylersem akıllardaki soru işareti aydınlanacaktır: Pensilvanya, Harward, Princeton, Yale… Öğrencilerin adeta toplumdan soyutlandığı bu algıyla beraber öğretmen John Keating’ in masaya çıkıp öğrencilerini de masaya çıkartması ve dersi böyle işlemesi, gerçekçi bir şiirin sayfalarını yırtarak duyguyu öğrencilerin beynine işlemesi, bedenlerini hayatta özgürce kullanmaları için öğrencilere yürüme tekniklerini öğretmesi, genç çocuklara kendilerine istedikleri gibi hitap etmelerini istemesi, kurulu düzenin duvarlarını birer birer yıkıyor. Genç beyinlerin okul içinde ‘Ölü Ozanlar Derneği’ çatısı altında örgütlenmesi ise apayrı şekilde fikirlerini var etme çabası içindeki çocukların isyanına işaret! Kendisine ait olmayan bir olaydan dolayı suçlanan öğretmenin cezalandırılması ise, sistemin isteği dışında öğrenci yetiştiren bir öğretmene uygulanan faşist baskıyı temsil ediyor. Okul müdürü Bay Nolan, yeni edebiyat öğretmenini, öğrencilerinden birinin intiharı üzerine sorumlu tutması o’na hayatı boyunca unutamayacağı bir tokadı indirecektir.


Hakan Altıner, konuda bahsi geçen John Keating karakterine Can Gürzap’ı uygun görmüş. Filmdeki Robin Williams’ ın aksine, yaşça daha büyük olan Gürzap, öğrencilerini sevgiyle şefkatle kucaklayan bir öğretmen rolünde. Ben sahnede oyuncunun enerjisine hayran kaldım. Bizler oyuna bakarken daha çok sinemadaki algıyı aradık, ama yönetmenin zeka dolu yönetim tekniği sayesinde, usta oyuncunun ses tonundaki incelik konuyu bir solukta izlenir kılıyor. Efe Yeşilay, Enes Daniş, Alev Sezer gösteride dikkatleri üzerine çeken gençler. Okul içindeki baskının günden güne arttığı anlarda Sadi Özen’ in baskıyla karışık görüntüsü öne çıkmış. Knox Overstreet rolünde ise Can Türkdoğan harikalar yaratıyor. Şiirsel lezzetin ötesinde varlığıyla oyuna güç veren yönetmen, uyarlamayı sinematografiyle muhteşem biçimde birleştirmiş. Tülin Pural’ ın kostüm ve dekor tasarımda yarattığı olağanüstü dönem görüntüsü bizleri geçmişin derinliklerinde cereyan eden çarpıcı olayların içine çekiyor.

1958 yılında sistemin çarklarını yıkan bir edebiyat öğretmeni ile başlayıp, günümüzde dünyasında olduğu gibi insanların özgürlük hareketiyle devam eden isyankar düşünce, anti demokratik algıyı bizlere dayatanların korktuğu en büyük gerçek. Zaten oyunda da aynı korkuyu okul yönetiminin yüzünde okuyorsunuz. Can Gürzap’ ın oligarşik elitistlere karşı gelen sözcükleri beyinlerimizde yankılanıp, bizleri yaşadığımız hayatın normlarıyla karşı karşıya getiriyor.

Robin Williams’ ın hafızalardan silinmeyen gülümsemesi eşliğinde her insanın kalbinde taht kuran ‘Ölü Ozanlar Derneği’ nin tiyatro sahnelerinde süren yolculuğunu mutlaka izleyin. Böyle bir oyunu izleyin ki, aslında baskıyla hüküm sürmek isteyen faşist insanların ne denli korkak insanlar olduğunu görün. Birlikten doğan gücün karşısında hiçbir baskının duramayacağı oyunda açıkça gösteriliyor.

Oyunla ilgili her türlü bilgiye http://tiyatrokedi-com.webnode.com.tr/ adresinden ulaşabilirsiniz.