​​​​​​​’BABAM ve AİLESİ’ ile ‘KADINA ŞİDDET’ / FÜSUN BALKAYA

‘Babam ve Ailesi’ adlı dizinin seyircisi yeniden şiddet ile ekranlarda buluşmuştur.

Dizinin dört haftadır ekranlara yeniden taşıdığı kadına karşı kontrolsüz erkek öfkesiyle dolu şiddet ,hepimizi önce tedirgin etmiştir.

Her hafta dizinin artan şiddet olaylarıyla beslenmesi ve bunun dizideki gençlere ve çocuklara kadar indirgenmesi ise korkutucu olmuştur.

‘Babam ve Ailesi’ üzerine notlar

Kadına Şiddet’e ‘Hayır!’

Kadına Şiddet’e ‘’Hayır!’’ sadece slogan olarak hepimizce bilinen ,uygulaması şimdilik tam olamayan ve her katmanda kadını tam ters anlamda yakalamış bir sorun olarak iyileşmeden- iyileşemeden hayatımızda varlığını sürdürmüş ve sürdürmesi devam etmiştir.

Kadına şiddet bir insan ihlali olarak toplum hayatımızda çok önemli durum olarak tespit edilmiş,şiddet’in en klasik anlamda özellikleriyle birlikte günümüzün önemli sosyal sorunlarından biri olarak da 1960’lı yıllardan itibaren kadın hareketleri bu anlamda bilinçli mücadelesini sürdürmeyi istemiştir.

Şiddetin kaynağında ise erkek egemenliğinin yattığı açıkca görülmüş,
fiziksel,ekonomik,psikolojik,cinsel şiddet olmak üzere dört önemli ana başlık şiddet konusunda yapalacak değerlendirmelerde belirgin olmuştur.

Aile içinde kadına yönelik şiddetle çocuklara yönelik şiddet arasında sıkı bir ilişki de bulunmuş ,bundan etkilenen çocukların gelecekteki sorunlarının temelini yine bunların oluşturduğu ortaya konmuştur.

Çocukların şiddete tanık olduğu ya da maruz kaldığı ailelerde duruma yepılan erken müdahale ,şiddetin çocuğun yaşamında yarattığı olumsuz izlerin silinmesi açısından da önemli olduğu yine tespit edilmiştir.

Dört önemli ana başlık altında yukarıda topladığımız şiddet türlerinden en önemlisi olarak psikolajik ve cinsel şiddetin diğerlerinden bir adım daha önde olduğu kanaati toplum içinde yerleşik görüşü desteklemiştir.

Yazımıza konu olan özellikle televizyon dizilerinde de karşılaştığımız kadına karşı şiddet ve cinsel istismarın yaygın şekilde işlenmesi ,izleyicinin gözünde bu sorunu normalleştirmek ve duyarsızlaştırmak gibi büyük tehlike ve sıkıntıları getirmek anlamında daima tehlikeli olduğu görülmüştür.

Günümüz koşullarında televizyon, iletişim araçları içinde en kolay ulaşılan ve en yaygın araç olması nedeniyle etkili olmasını da sürdürmüştür.

Film,çizgi film,bilgisayar oyunları , diziler de yer alan yaralama öldürme,kavga, tecavüz,tehdit gibi şiddet olayları bilimsel araştırmaların ortaya koyduğu sonuçlar gereği doğrudan nedensel bir ilişki de bizi zorlasa da şiddetin duygu,düşünce ve davranışlar üzerinde tetikleyici ,hızladırıcı etkisi çağımızda açıklık ve önem kazanmıştır.

Televizyon izleme süresi artan ergen ve çocukların etkilenme yoluyla doğru-gerçek,yanlış-kurgu gibi olguları ayırt etmek olasılığı da azalmış hatta yokolmuşluğu kısa sürede tespitlenmiştir.

Televizyondaki şiddetin önemi a)Şiddetin sıklığı ve süresi b)Şiddetin ayrıntıları c)Şiddetin sunuluş hikayesi bakımından şiddetin etkisi olarak da görsel ve işitsel anlamda ayrıca önemsenmiştir.

Televizyondaki film veya dizilerin görüntü sıklığı ve uzunluğu oranında etkisi belirlenmiş, şiddet sahnelerinin tekrarlarıyla birlikte ana katmanda yer alan oyuncuların uyguladıkları şiddetin rol ötesi benimsenme durumu, daha da yüksek risk taşıma özelliğini de içinde barındırdığı gözlemlenmiştir.

Şiddet ,şiddeti körüklediği için böyle durumlarda arınma olayı söz konusu olmamış, aksine tüm izleyiciyi travmatize ettiği gibi kaygı,korku, gerilimle birlikte duyarsızlaşmayı da öne çıkarmıştır.

Doğru olmayan rol modellerin , bu anlamdaki yayınlarla oluşması çarpık , yanlış modeller bakımından daha çabuk ve korkutucu tercihi olmuştur.

Sağlıksız ve eğitim düzeyi düşük toplumların bu anlamda şiddet içeren izlemelerle oluşması ve buluşması yolunda girişilen dizifilm, film, çizgi film vb çabaların ergen ve çocuk için kısa zamanda olumsuzluklarla öne çıkması ve önlenemez bağışıklıkların rol model oluşumu daha da sıkıntılı olarak değerlendirilmiştir.

A- Konu ,oyuncu kadrosu ve …

Zengin bir işadamı Kemal İpekçi ile İstanbul ailesini teşkil eden karısı Suzan ve çocukları Mert –Çiçek ile Adana da yaşayan gizil ailesini oluşturan Nilgün ve ikizleri Kadir –Hasret arasında sürdürdüğü ikili hayatının öyküsü olarak ekranlara gelmiş,seyircisiyle buluşmuştur.
Ayça Bingöl,Bülent İnal,Ceyda Düvenci,Sercan Batur,Caner Şahin,Sera Kutlubey,Erdem Akakçe,Doğa Zeynep Doğuşlu,Sinan Tuzcu,Eva Dedova,Can Albayrak,Sezin Bozacı,Ecem Simge Yurdatapan,Kubilay Karslıoğlu,Tuna Kırlı,Taygun Sungar,İlker Özer gibi isimlerin yer aldığı kadroda önemli isimlerle birlikte genç ve başarılı isimlerin harmanlandığı görülmüştür.

‘’Babam ve Ailesi’’adlı dizinin yapımcılığını Faruk Turgut ,yönetmenliğini Nihat Durak ,genel koordinatörlüğünü Ahsen Tüzün, görüntü yönetmeni Hüseyin Tunç ,sanat yönetmenliğini Özü Doğrucici ,senaristliğini Onur Uğraş ve Murat Uyurkulak üstlenmiştir.

B- İkili hayat içinde ! Kadınlar ,çocuklar…

‘’Babam ve Ailesi ‘’adlı dizi de özsel ve biçimsel anlamda şiddet uygulaması senaryonun her katmanın da görülmüş, kadın ve çocukların üzerinde de olumsuz etkisinin fazlaca olduğu hissedilmiştir.

Başladığı haftadan beri öfke kontrolünden çok uzak babanın eksilmeyen gittikçe artan şiddetine tanıklığımızla dördüncü bölümünü tamamlayan dizi, eş,sevgili tanımlarıyla farklı konumlardaki kadınlardan olan çocuklar ile aile tanımını çok geride bırakmış hatta ön plana çıkarmak istediği evlat kavramından da uzaklaşmış bunu biraz zorlama olarak algılatmıştır.

Yoğun şiddetin yaşandığı dizi de kadınlar arası nikahsal ve duygusal değişim, ile farklı konforlarla sağlanmaya çalışılan aileler arası yenileşme, yaşları yakın iki delikanlı ile farklı yaşların temsilcisi ıkı kız da meydana gelen üzücü tepkileşim ve etkileşimin de aynı şiddetle cevreleriyle yaşandığı görülmüştür.

Evlat sevgisini öne çıkarmaya çalışan , yaşadığı ve onca zarar verdiği sevdiklerine karşı ekonomik şiddeti de zaman, zaman kullanabilen babanın ,içsel kavgasının dışarıya karşı şiddet duvarının ötesini zorladığı da açıkca görülmüştür.

Aile içi yapıcılığı sağlamaya çalıştığı anlarda bile en sadık yardımcısı şiddet’in elini bırakmayan öfke ve duygu kontrolü eksik bir babayla onun gölgesinden uzaklaşamayan iki kadın ve dört çocuk aile yapısını varolan veya olmayan baba veya eş-sevgili olarak da yakalayamamışlardır.

Aileler meşru –nikahlı, meşru olmayan nikahsız yapılarıyla da şiddet anlamında bir şekilde varlığını sürdüren ,sürdürecek değerleri de ‘’Babam ve Ailesi’’ adlı dizisinin akışında bile şiddet mağduru insanlar olarak cevreden de kötü sinyaller almışlardır.

Rahatsızlığın toplum ,aile ve çevre koşullarıyla barışmayacak ,bağdaşmayacak durumlar dizi de yaratılmıştır.

Nikah ve soyadı ile ilişkilendirilen iki aile yapısı içinde sosyal çevrenin acımaz baskısının merkezinde yine iki kadın ve çocuklarının maruz kaldığı ,adına yaşam denilen olayın her diliminde adliye koridorundan,okul kantinine ya da parasal tamah nedeniyle uygulanan olayların temelinde babanın yarattığı yanlışı ile beraber getirdiği mutlak otoritenin gölgesindeki şiddetin uzlaşamayan ,kontrolsüz özelliği görülmüştür.

C- Başarılı kadro ve senaryo da mutlak iyileştirme! Ve dilek…

‘’Babam ve Ailesi’’ dizisinde şiddet konusunda mutlak iyileştirmeye gidilmesi hususunda öneriye öncelikle ihtiyaç duyulduğu hissedilmiştir.

İki farklı özellik de gösterilen aile yapısı ,öfke kontrolü olmayan baba ile onun yarattığı kadın ve çocuklar üzerinden yeni yazım düzenlemeleri ve şiddete ilişkin budamaların en keskin şekliyle yapılması daha önceki satırlarda anlatılan durumların öncelik kazanmaması için en kısa zamanda bu hususların gerçekleşmesi dileğimiz olmuştur.
Toplum yararına öncelikle yapıldığını düşündüğümüz dizi filmlerin, her gün çok sıcak örneklerini sosyal hayatımızda yaşadığımız kadına şiddet, çocuğa şiddet kısaca her canlıya karşı yapılan şiddetten arındırmamız önemli ve zorunluluk halini almıştır…

Tüm bu düşüncelerin yapımcı, yönetmen,senaryo yazımcılarıyla çok başarılı oyuncu grubu tarafından da önemsenmesi özenle sunulan dileğimiz olmuştur.

Füsun AkmenBalkaya/Maçka-İst
13.10.2016

Reklamlar