Efesli Herostratus Halen İçimizde Yaşıyor!:KUNDAKÇI’ / YAŞAM KAYA

Rus Yazar Grigory Gorin’in (1940-2000) 1972 yılında yazdığı “Forget Herostratus!” adlı oyun, Muharrem Özcan’ ın yönetiminde Oyun Atölyesi’nde grotesk bir şekilde izleyenleriyle buluşuyor. Tarihsel bağlamda, bizim topraklarımızdaki Roma dönemini irdeleyen konu, Efes şehrinin gizem dolu günlerini tüm çıplaklığıyla açığa çıkarıyor. Arkeoloji tutkunları bilirler; milattan önce 356 yılında Efes’deki Artemis Tapınağı’nın yakılması sadece o’nu yakan Herostratus için değil, tüm dünya için mühim bir olaydır. 120 yıl gibi büyük bir sürede tamamlanan tapınak, dönemin şaheseri olarak ‘dünya harikası’ şeklinde adlandırılmış, Efes şehrinin simgesi konumuna dönüşmüştür. Sırf tarihe geçmek için muhteşem bir ibadet merkezini yakan Herostratus bir çılgın mı, yoksa ciddi ciddi dönemin inanç şekline başkaldıran bir asi mi, ya da bunların hiçbiri olmayan, alkolün etkisiyle ne yaptığını bilmeyen bir sarhoş mu?… Bunların ne olduğunu tartışmaya açan yazar Gorin, ‘kara komedi’ şeklinde tasarladığı oyununu muhteşem analizlerle yazmış. Oyun Atölyesi’ nin dahi yönetmeni Muharrem Özcan da yazarın sıradışı oyununu iyi kadrosuyla bambaşka şekilde irdelemiş.

Oyunun tarihsel biçimine baktığımız zaman karşımıza Pers işgali altındaki Yunanlı Efes şehri çıkıyor. Yunan halkının esaret altında, Pers valisi tarafından yönetildiği dönemde, halk tarafından seçilmiş hukuk adamının Artemis Tapınağı’ nı yakan şahsı sorgulamasıyla başlayan konu, Herostratus’ un hapishaneden şehir insanlarını yönetmesine varana dek süren çarpıklığa ilerler. Genç adam tarihe geçmiş bir insanın ününü kullanıp, papirüslere yazdığı yazılardan ciddi satışlar elde eder. Halkın nefretle baktığı kundakçı, zamanla bir kahramana dönüşür, hatta bu yangından siyasi menfaat sağlamak isteyenlerin kazanç kaynağı halini alır. Yazarın böylesi konuyu irdelerken araya sıkıştırdığı politik göndermeler şahane! Pers valisinin karısının Herostratus’u hapishanede ziyaret edip, genç adama ‘tapınağı benim aşkımdan dolayı yaktığını söyle, dile benden ne dilersen’ demesi, aslında yöneten tayfanın dinle çokta ilişkili olmadığını bizlere anlatıyor. Halkın karşısında tapınağın ilahi konumuyla ilgili atıp tutan Efesli hukuk adamı bile, Herostratos üzerinden tarihe geçme hesapları yapıyor. Yunan halkının nefretini kazanan kundakçının günler ilerledikçe kahramana dönüşme hikayesi komediyi zirveye taşıyan ana unsur.

Muharrem Özcan rejisinde sahnenin sade görüntüsü ve oyuncuların sıra halde sahne arkasında beklemesi konunun hızına hız katmış. Burada müziklerle desteklenen olay örgüsü, insanı komedinin tam merkezine çekiyor. Aslında genç yönetmenin derdi şu; bak koskoca Artemis Tapınağı’ nı yakan bir serseri nasıl tarihe geçti? İşte bu sorunun cevabını ararken oyuncuların gücünü sahnenin tam merkezine koyan algıyla karşılaşıyoruz. Tarihsel konuları daha çok Shakespeare yazdığı için belki, insan önce metnin sıkıcı olabileceği düşüncesine kapılıyor. Ama ‘Kundakçı’ için bunları söyleyemiyoruz. Peki neden söyleyemiyoruz? Yönetmen es vermeden seyirciyle sohbet eder gibi oyunu ince ince işlediği için, bir solukta komedinin içine dahil oluyoruz. Özlem Karabay’ ın başarılı sahne grafiğini pas geçmeden mutlaka yazmalıyım. Sade görüntünün insana verdiği rahatlık oyuncuların oyunla kurdukları bağı muhteşem biçimde güzelleştirmiş. Çağrı Beklen’ in grotesk müzikleri ise komedideki vurucu bir başka güç. Uzun zamandır beni ‘neden teknik ekip kritikleri yazmıyorsunuz?’ diye eleştirenlere cevabımı bu kritikle birlikte vermiş olayım. Teknik dediğin ‘Kundakçı’ oyunundaki gibi oyunu yüceltmeli.

Herostratus rolünde karşımıza çıkan Tuna Kırlı’ nın ‘serseri’ kimlikteki hin görüntüsü rol için cuk diye oturmuş. Tapınağı ateşe verip tarihe mal olmak isteyen ve bunu başaran bir deli ancak böylesi kurnazlıkla canlandırılırdı. Halkın seçtiği hukuk adamında Devrim Özder Akın profesyonel kimliğini sahneye büyüleyici yansıtıyor. Sırf kundakçıyı öldürtüp tarihe geçme heveslisi içindeki duyguların tespiti çok doğru! Sözde halk için adım atmak isteyen bir hukukçunun Perslerden intikam alma duygusu olayın siyasi boyutunu gösteriyor. Muharrem Özcan’ ın Pers valisi rolündeki naif görüntüsü, konuyu zıtlık komedisinin doğuşunda destekliyor. Tuğba Çom Bakar’ ın Pers valisinin karısı rolünde, kadınsı kimliğiyle tarihe geçme merakının hangi boyutlara kadar taşınabileceğini anlatıyor. Oyuncuların yansıttığı Efes görüntüsü, arka kapılar ardından dönen dolapların ne denli sahte dünyaya ait olduğu gerçeği!

Oyun Atölyesi, ‘Kundakçı’ oyununda gündemle ilişkili politik esprileri araya sıkıştırarak, binlerce yıl önce yaşanmış bir olayı günümüzle de birleştirmeyi başardı. Ekibin tamamının muhteşem performansı tarif edilemeyecek kadar güzel komedinin ortaya çıkışındaki en büyük etki!

Yaşam Kaya / yasam.kaya@gmail.com