TEYZELERİN HİKAYESİEKŞİ ELMALARÜZERİNDE DÜŞÜNDÜM! / FÜSUN BALKAYA

“Ekşi Elmalar” 1970’li yılların Hakkari’sinde yaşayan ,üç güzel kızı ve meyve bahçesiyle tanınan belediye reisi ünvanına sahip Aziz Özay ‘ın naif hikayesi kısa bir süre önce seyircisiyle buluşmuştur.

Film 1970 ile 1990 Türkiye’sinde Hakkari ve Antalya arasında yaşanmış teyzelerin öyküsünde özlemleri, umutsuzlukları içinde değişimi bekleyen ya da bu anlamda sessiz kalan üç kız kardeş (Teyzeler) üzerinden ilerleyen öykünün alışılmış yöre özelliklerini de kaybetmemiş baba karakteriyle çatışması özü üzerinden politik dokunuş ve önemli mesajlara da yer vererek filmin çatısı ustalıkla kapatılmıştır.

Yılmaz Erdoğan imzalı ‘Vizontele, Kelebeğin Rüyası’ gibi “Ekşi Elmalar” da yönetmenin yaşanmışlığının kokusunu üzerine iyice sindirmiş senaryolarından biri olmuştur.

Muazzez-Türkan-Safiye adlarını taşıyan kızlarının olduğu gibi meyve bahcesinin de tek sahibi belediye reisi ünvanına sahip son seçim yenilgisini tatmış politik yapısı halen devam eden Aziz Özay, kimlik olarak olaylar dizisinde hakimiyetini korumaya da film boyunca devam etmiştir.

Film de durgun ve renksiz doğanın çevrelediği yörenin, üç kadın üzerinden geliştirilen renklendirilmesi ayrıca küçük değişimlerin getirdiği ayrıntılarda da aynı güçlü renklerin kullanılması seyircinin film de görsel dinçliğine de neden olmuştur.

‘’Ekşi Elmalar’’ da politik anlamda dönem dokunuşları çok kısa geçişler olarak gösterilmiş, aile yapısına yaptığı vurgu öne çıkarılmış, biraz da sona doğru nemli gözleri ardında bırakmak isteği söz konusu film bütünü için geçerli olmuştur.

Farah Zeynep Abdullah,Şükran Ovalı,Songül Öden bu üç kadının, yönetmenin gerçek öyküde teyzeleri oldukları gerçeğinden hareket ederek Farah Zeynep dışında ,istenilen oyunculuğun oldukça gerisinde tatlı bir gürültünün içinde kalmış, anlaşılmamış kimliklerinde farkı getirememiş iki kadını sadece biçimsel renk anlamında kostüm,saç-başlık ve aksesuarları oldukça iyi taşıdıkları görülmüştur.

Farah Zeynep Abdullah oyunculuğundaki doğallık, ifadesini güçlendiren mimikler kendisini diğer kadınların( Ablaların) önüne çoktan geçmesini sağlamıştır.

Fatih Artman ise daha önce izlediğim ‘’Bana Masal Anlatma’’ filmi’ndeki Artman’ı aşmış olduğu açıkca görülmüştür.Bu film de getirdiği’ Hatip’ Karakterini mükemmel yakalamış, sade-doğal ve bir o kadar da sempatik olmayı başarmış ,uzun boyuna rağmen beden dilini başarıyla kullanmıştır. Özellikle reis’le ikili sahnelerinde yakaladığı oyunculuktaki öiçü-denge tartımı takdirden uzak kalmamıştır.

Yılmaz Erdoğan yöresini iyi tanıyan, tüm özellikleriyle yöre yaşamı için arşiv niteliği taşımıştır. Duygu ve düşüncelerinin birikmiş sentezin de seyircisine görsel anlamda doygunluk ve Hakkari-Antalya hattında karşılaştırma imkanı da sunmuştur.

Yılmaz Erdoğan yazım ve yönetim özellikleri anlamında taşıdığı veya yarattığı şablonu yinelerken oyunculuk anlamında da Erdoğanca karelerin yeniden nefes aldığı tekrarlanmıştır.

Devrim Yakut film de küçük ama anlamlı karelerde kızlar ve reis ile olan sahnelerde perdeye yansıyan oyunculuk anlamında gücü, seyircinin nefes alışlarındaki mutluluğu olmuştur.

Cezmi Baskın, Şükrü Özyıldız, Ersin Korkut, Caner Cindoruk’un fimdeki varlıklarının katkısı seyircinin alkışiarını almıştır

Hasan Saltık (Müzik) ile Yapım ve teknik kadro da emeği geçen herkese de teşekkürlerimizin olduğunu iletmek isterim.

Füsun Akmen Balkaya
O6.11.2016/Nişantaşı City’s-İst.