Mitolojinin Mükemmelliğinde İstanbul Devlet Tiyatrosu’nun En İyi Oyunu: Medea Kali! / YAŞAM KAYA

Karakter oyunculuğu anlamında Devlet Tiyatroları’nın en iyi oyuncularından sayabileceğim Musa Uzunlar’ ın bu sene sahneye koyduğu ‘Medea Kali’, mitolojik unsurları aynı pota içinde eritip günümüz dünyasının insan algı biçimini muhteşem analizlerle bizlere aktaran kaliteli bir oyun. Geçtiğimiz yıllarda özellikle İstanbul Devlet Tiyatrosu için fazlaca hüsran dolu bir yıl oldu. Ortaya konulan projelerin birçoğu maalesef istenilen düzeyde kaliteliyi yakalayamadı ve bu sebepten seyircilerin genel anlamda hayal kırıklıklarına şahit olduk. ‘Medea Kali’ kalite anlamında yaşanılan olumsuz durumu yok edip, teatral alanda büyük bir çıkışı İstanbul Devlet Tiyatrosu’ nun sahnelerine sundu. Fransız yazar Laurent Gaude, Euripides’in Medea’sını, Tanrıça Kali ile harmanlayarak yepyeni bir efsane kahramanını karşımıza çıkarıyor. 1972 doğumlu genç yazar; tarih, mitoloji ve savaş üstüne yaptığı bilimsel çalışmalarla öne çıkmış bir isim. Cendres sur les mains (Ellerdeki Küller), Combat de possédés (Servet Savaşları), Onysos le Furieux (Öfkeli Onysos), Pluie de Cendres (Kül Yağmuru), Le Tigre bleu de l’Euphrate (Fırat’ın Mavi Kaplanı – Büyük İskender’i anlatır) oyunları genç Avrupa Tiyatrosu’nu derinlemesine analiz eder nitelikte. Musa Uzunlar’ ın Fransız Tiyatrosu’ na olan özel ilgisini geçtiğimiz yıllarda da görmüştük.

Bireysel hırsların yarattığı devinimle kişinin savaş karakterini sahneye yansıtan ‘Medea Kali’, yazarın ‘savaş’ ruhunun izinde giden çarpıcı oyun olurken, mitolojik olarak öykülerin harmanlanması şimdiye dek ilk kez karşılaştığım bir olay. Oyunun konusuna geçmeden önce, mitolojideki Medea öyküsüne değinmek lazım. Geçtiğimiz yıl BiTiyatro’nun sahneye koyduğu Neil Labute’ un ‘Üç Oyun – Vurgun’ üçlemesinde ‘Medea Redux’ öyküsüyle güncel biçimde karşımıza çıkan Medea, kocasının ihaneti karşısında öz çocuklarını öldüren çıldırmış birisidir. Kadın hırsının en tehlikeli boyutunda görülen Medea’ ın doğumuna bakalım. Yunan mitolojisindeki Jason, “Altın Post”u ele geçirmek için Argo adlı tekneyle Karadeniz’i geçip Gürcü bölgesindeki Kolhis Krallığı’na geliyor. Kralın kızı Medea, Jason’a âşık olup sevdiği adamın “Altın Post”u alması için ona yardım ediyor. Aşık olduğu adamın uğruna öz kardeşini öldürüp Jason’la birlikte Korit’e geliyor. Jason iktidar ele geçirmek için kral Kreon’un kızı Glauca ile evlenmeye kalkışınca, sevdiği erkeğin ihanetine karşılık Medea intikam için Jason’dan olan çocuklarını öldürüyor. Oyun bu sahneden sonrasını bizlere sunarak ilerlemiş.

Medea çocuklarının Yunan kültüne göre defnedildiğini öğrenip yollara düşüyor. Amacı çocuklarını toprak altından çıkarıp amacına uygun biçimde defnetmek. Fakat Medusa İle özdeşleşen yapısı yüzünden kimin gözlerine baksa karşısındaki insan taşa dönüşmekte, savaşçı erkeksi ruhundan dolayı –ki tanrıça- Kali ile bedeni özdeşleşmektedir. Kral Polydektes’in Medea’nın başını kesmekle görevlendirdiği kişi Perseus yol boyunca kadını takip eder. Medea bu takibi fark etmiş olmasına rağmen kafasını çevirip kendisini takip eden kişiye bakmaz. Ölümün sessizliğine doğru uzana yolda mitolojinin şaşırtıcı katharsislerini derinden hissederiz.

Musa Uzunlar, Medea’yı erkeksi kimlikte ve de görüntüde seyirciye sunarken, acısını ruhunda yaşayan zavallı bir kadın imgelemi çiziyor. Mitolojideki kavramların iç içe geçtiği öykünün bedensel estetiği ile müziklerinin muhteşem atmosferi insanı sahneye bağlı tutuyor. Mezarın merkezinde ışığın harikulade yansımasıyla oluşturulan atmosfer, kendi çocuklarını öldüren bir katilin ölüme doğru sürüklenen yapısında yaşadığı duygusallığı öne çıkarmış. İnsan psikolojisinin gücü elde etme arzusunu çaresizlikle birleştirme fikrini oyunun her karesinde hissettik. Oyunu çeviren ve Medea karakterini canlandıran Zeynep Utku’ nun sahne performansına hayran kaldım. Şiirsel dili, isyan anında yüzündeki acımasız Medea görüntüsünü hafızamdan silmem mümkün değil. Takip edilen – takip eden durumsalının ince yapısı bizde merak duygusu uyandırıp, Musa Uzunlar’ ın takip eden ölümcül hamle olduğunu gördüğümüz an oyunun mezarla bütünleşen dekor yapısı kalbimizde apayrı anlam kazanıyor. Tabiki burada Enver Başar’ ın sezonun en iyi ışık tasarımı konudaki en dikkat çekici unsur. Müziklerin yüksek seste verilişi zarif düşünülmüş bir ayrıntı. Özellikle siz sahneye baktıktan sonra, Medea’ nın Medusa’ya dönüşen gözlerine odaklanıyorsunuz. Oturduğunuz koltukta taşa dönüşen kalbiniz ölüme doğru uzanan yolculukla bütünleştiğinde artık siz de oyunun bir parçası haline dönüşüyorsunuz.

‘Medea Kali’, Musa Uzunlar’ ın yönetim anlamında muhteşem analizleriyle İstanbul Devlet Tiyatrosu’ nun ‘en iyi’ oyunu olma özelliğini taşıyor. Sahne performansı, sahne tasarımı, ışık ve kostümde yaratılan düşsel ayrıntı, Zeynep Utku’nun insanı sahneye bağlayan performansı sizleri bekliyor.

Yaşam Kaya / yasam.kaya@gmail.co

Reklamlar