Agatha Christian Tadında Cinayet Konusu! :BAYRAK” / YAŞAM KAYA

İstanbul Devlet Tiyatrosu, yıllar önce Krek Tiyatro tarafından sahnelenen ve Köksal Engür, Okan Yalabık, Ayten Uncuoğlu, Ali Atay, Bartu Küçükçağlayan’ ın sahnede devleştiği Berkun Oya’nın eseri ‘Bayrak’ ile hazinesine farklı bir gösteri ekledi. Oyunun Garaj İstanbul’daki ilk gösterimini izleyen bir eleştirmen olarak, 2017’de İstanbul DT’ nin yorumunda bambaşka unsurları sahnede görmek beni epeyce heyecanlandırdı. Özellikle geçmişteki rejide oyunda bir takım dramatik hatalar oluşmuş, bunun neticesinde gösterinin yönetimsel anlamda boşlukları göze batmıştı. Ama bu gösteri için dramatik hatalardan bahsetmek mümkün değil. Kubilay Karslıoğlu derinlemesine kullandığı psikolojik polisiye yaklaşımlarla oyunu gergin bir atmosfere sokup, ortada var olan cinayetin izini akıcı biçimde takip etmiş. Berkun Oya’nın tarzı ve anlattığı konunun dramatik yapısı herşeyden önce çok iyi karakter tahlillerini içinde barındırırken, yönetimsel anlamda oyunculara verilen geniş alanlar Bayrak’ı üst düzey oyun klasmanına sokuyor. Ali İpin, Gönen Aykaç, Murat Sarı, Uygar Özçelik, Deniz Çom, Hüseyin Sevimli ve Arda Kaptanlar bu başarılı çalışmada görev almış.

Oyunda gazetelerin 3. sayfa haberlerinde sıklıkla rastladığımız bir konu bizlere hatırlatılıyor. Kendi hallerinde yaşayan 4 kişilik ailenin yaşadığı trajedi, insanın dünyada var olmasını sağlayan birliktelik duygusunun önemini bir kez daha gözler önüne getiriyor. Ailedeki iki erkek çocuğun mutsuz/umutsuz evlilikleri, sonu ve başı ile insanı şaşırtan bir konu ile tiyatro severlere sunuluyor. Evliliğini sürdüremeyerek boşanan ağabey; mutlu evlilik yaptığını sanan ama bir yazarla aldatılan evin küçük oğlu; anne babanın çaresizce yaşanılan olayları izlemeleri ve işlenilen cinayet konunun özünü oluşturmakta.

İstanbul Devlet Tiyatrosu 'Bayrak' oyunundan

Şimdi bahsedeceğim durumlar spoiler içermektedir diyeyim ki, oyunu izlemek isteyen seyirciden azar işitmeyeyim. Oyun episod episod bölünerek bütünlüğe doğru gidiyor diyebiliriz. Her episod konuyu daha derin hale dönüştürürken olayların girişinde eşini öldüren küçük kardeşin evde yarattığı kaosu görürüz. Babanın ve annenin çocuklarına karşı isyan boyutunda duygusal açmazlara girişmesi ise duygusallığı bir adım öne çıkarmış. Konu ilerledikçe izleyiciler zamanda yolculuğa çıkıyor. Olayın saatler öncesine dönülüyor. Anne/baba/küçük oğul evin büyük oğlunu bekler. Evin büyük oğlu, kardeşinin öldürdüğü karısını gömmek için eve gelirken trafik kazası ile hayatını kaybetmektedir. Bu durum aileyi yıkmıştır. Diğer bölümlerde zamanda dönüşlerle beraber kadının neden öldürüldüğü tüm çıplaklığıyla ortaya konulur. Kadını öldürenin kim olduğunu gördüğümüzde aldatma olayının nasıl büyük belalarla bir aileyi yıktığını anlarız. Baba gelinini öldüren oğlunu reddetmektedir. Katil olan oğlunu silmiştir. Ama konunun sonunda, büyük oğlunun öldürdüğü yazarı da gömmek için oğlu ile iş birliği içine girmiştir. Tabi konuyu böylesi basit algılamamak lazım. Sahnede Agatha Christian tarzına yakın polisiye cinayet kurgusu sizi derin derin mevzuların içine sessiz sessiz soktuktan sonra, yönetmenin sahneye katkısı ile sarsılmaya başlıyorsunuz. Gökyüzü ahengi, ışığın oyuncuların önünü açan derinlikli ayrıntısı, ayrıca sorgulamaları tamamen seyirciye bırakan muhteşem yönetmen algısı Bayrak’ı sezonun başarılı gösterilerinden birisine dönüştürmüş. Akın Yılmaz ciddi biçimde harikalar yaratıyor sahnede. Yönetmenle ışığın muhtemel birlikteliği bu oyunu ders niteliğinde değerlendirmeme neden oldu.

Kubilay Karslıoğlu’nun cinayeti gizemli ortamda sunmasını fevkalade iyi bulduğumu söyleyeyim. Özellikle tavandan bize yansıyan görüntüler adeta psikolojik dans ahenginin yüzümüzdeki yansıması oldu. Saat metaforundan zamanın aksı ile ironi yapılması, konudaki gelgitleri bilincimizin içine yerleştirdi. Baba karakterinde Ali İpin, yılların verdiği ustalıkla rolünü konuşturmuş. Gönen Aykaç’ ın anneye olumlu katkısı ise karı-koca arasındaki daha ilk sahnede belirginleşiyor. Uygar Özçelik, Deniz Çom, Hüseyin Sevimli ve Murat Sarı ise cinayetin sorgu anlarını, olayın içindeki yerini, seyircide bıraktığı gerilim dolu etkiyi muhteşem bir bütünlükle ele almışlar.

Oyunun yazarı Berkun Oya’nın aldatan kadını masum biçimde yazması çok güzel bir tahlil. Evde sadece onu sevişmek için bekleyen bir kocanın olduğunu bilen kadının, başka bir erkeğe duygusal olarak yaklaşması hayatın doğal sirkülasyonu. Ve bu durumda kadın değil erkek aldatan konuma dönüşüyor. Kadını seks aracı olarak gören evin küçük oğlu, egosunu tatmin etmek için eşinden ayrılan ağabeyiyle eşini acımasızca öldürüyor. Aldatan ve aldatılan kavramları bir anda yer değiştirebiliyor. İstanbul Devlet Tiyatrosu’nun muhteşem naif yorumunu mutlaka izlemelisiniz.

Oyunun Puanlaması (8,5 puan / 10 Üzerinden)

Reklamlar