İran Sineması’nda Genç İsyan: AVA (2017) / YAŞAM KAYA

Geçtiğimiz 17. !F İstanbul’da izlediğimiz İran Sineması’ nın yeni parlayan isimlerinden Tahran doğumlu Sadaf Foroughi’ nin yeni filmi ‘Ava’, İran’da kadın olmanın zorluğunu çarpıcı karelerle anlatan bir yapım. Asghar Farhadi’ nin ‘Satıcı’ filmi ile 89. Oscar Ödülleri’nde ‘Yabancı Dilde En İyi Film Ödülü’ nü almasının ardından İran’daki sinema sektörünün canlılığına daha çok tanık olan dünya, özellikle son dönemde özgürlüğü için isyan eden İranlı kadınların eylemlerini izliyor. Gerçi oligarşik, baskıcı ve despot bir anlayışla insanların yaşam hakkını acımasızca bastıran İran rejimi, kendi halkının özgürlük isyanını bile görmezden gelip, içeride boy gösteren demokratik kıpırdanmalar için Batı’yı suçlayacak kadar aciz bir algıya sahip. Global dünyanın içinde Mollalar kendi sistemlerini yürütmekte zorlanınca maalesef ki halkın üstündeki faşist baskıyı arttırmak zorunda kalıyor. Sovyet sisteminden ders almayan klasik Asya rejimlerinin hepsi yıkılmaya mahkum. Bu algının yansıması olarak seyrettiğimiz Ava, sistem kuralları yüzünden mahvolmuş bir aileyi masaya yatırıyor.

Filmde Ava adlı karakterin lise yaşantısını görürüz. Genç kız olma yolunda ilerleyen Ava’nın hoşlandığı bir çocuk vardır. Fakat okul yönetiminin kızlara uyguladığı aşırı disiplin çocuğun psikolojisini bozmuş, çocuk üstüne anne ve babasının geçmişte yaptığı bir hata sonucu dünyaya geldiğini bilmektedir. İran’da evlilik öncesi çiftler arasında cinsel münasebet olursa, o çiftler zoraki biçimde evlendirilmek zorunda kalıyor. Ayrıca böyle bir olayın sonucunda boşanmakta yasak. Ava’ nın kabullenmesi zor bir olayla dünyaya gelmiş olması genç kızın annesini aşırı kaygılandırmakta, kızının da kendisi gibi gençlik hevesine kapılıp hata yapmasını istememektedir. Babanın çaresiz çırpınışları arasında kendi yolunu bulmaya çalışan Ava, okuldaki arkadaşlarıyla giriştiği iddia yüzünden çok zor durumda kalır. Baba, kızının çaresizlik içinde oradan oraya savruluşunu gördükçe sinirlenmekte, kısmen rejimin kurallarına karşı gelmeye çalışmaktadır. Katı biçimde insanları bastıran oligarşik yapı Ava gibi insanları çaresiz konuma düşürür.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

 

Yönetmen ve senaryo yazarı Sadaf Foroughi öylesine muhteşem bir şekilde konusunu işliyor ki, insanın içine işleyen yapıyı her karede damarlarımıza kadar hissettik. Şimdi filmi üç noktada irdelemekte yarar var: Birincisi; genç kızlara uygulanan sistematik rejim baskısı. İkincisi; İran’daki anti demokratik sistemin topluma dayattıkları. Üçüncüsü; insanların toplumda mutsuz biçimde hayatlarını sürdürüyor oluşu. Yönetmenin zaten Ava üzerinden bizlere göstermek istediği, anlatmak istediği önemli derdi var. Biz genç kızın parkta sevgilisi ile buluşmasına sevinemiyoruz. Kızların kapalı ev ortamında makyaj yaparak süslenmesi ise ayrı bir ironi. Filmin her noktası aslında İran rejimindeki çürümeye yüz tutmuş kurallarını beynimize kazıyor. İnsanların yatak odasına varana dek yapılan müdahaleler, İran İslam Cumhuriyeti’nin sonunun geldiğini kanıtı. Özel diye bir algının olmayışı, özellikle rejim savunucularının insanlara dayattığı psikolojik baskı kabul edilir bir şey değil. Gencecik bir kız çocuğunun intihar etmek İstemesini bile ‘suç’ olarak gören kanun yapısı ne yapsa toplumu kontrol edemez. Keman eğitimi alan varlıklı ve zengin Ava, İran’daki tüm genç kızların sesi konumunda.

Toronto Film Festivali’nde gösterilen Ava’da, yönetmen Sadaf Foroughi, Ava’nın kıstırılmış dünyasını ve ergenlik bunalımını muhteşem bir görsel dil ve gerçekçilikle anlatıyor. Ava rolündeki Mahour Jabbari ise tam anlamıyla şahane rol kesmiş. Jabbari rol psikolojisini öylesine derinlikli oynuyor ki, insan beyazperdeye bakarken İran’daki karanlık dünyanın içine hızlı biçimde giriyor. Tahran doğumlu Sadaf Foroughi Marsilya’da Provence Üniversitesi Sinema Çalışmaları Bölümü’nden master derecesi ile mezun olup, ilk uzun metraj filmi Ava ile çarpıcı bir çıkış yakaladı. İlerleyen yıllarda bu yönetmenin adını sıklıkla duyacağız!

yasam.kaya@gmail.com

Reklamlar