FEBRUARY (ŞUBAT) : “Bulgar Sineması’nın Tarkovski ile İmtihanı! / YAŞAM KAYA

Bulgaristan’ın en yetkin genç sinemacılarından Kamen Kalev’in Saadet Aksoy’lu Şark Oyunları ve Ada’nın ardından üçüncü filmi olan February – Şubat, Bulgaristan Sineması’ nın günümüzde geldiği yeri görmemiz açısından çok mühim yerde duruyor. 40. İstanbul Film Festivali’nde izlediğimiz film, Ivan Chertov’un görüntü yönetiminde yarattığı büyüleyicilikle insanın belleğine kazınan bir şahesere dönüşmüş. Bulgarların sosyalist sistem sonrasında sanat alanında kaybettikleri ivme, yeni yetişen genç sinemacıların ellerinde tekrar hayat buldu. Konuda karşımıza çıkan sekanslar ve üç ayrı dünyanın tek bir kişi üzerinde kusursuz kurgusu insanı büyüledikçe büyülüyor.

Tarkovksi’ nin fotoğraf karesi gibi çektiği filmlerinin dünya sinema tarihine damga vurmasının ardından bu akımın örneklerini iyisiyle kötüsüyle izledik/izliyoruz. Nuri Bilge Ceylan’ ın Cannes Film Festivali’nde elde ettiği başarı öyküsüyle birlikte, Rus Sineması’ nın Avrupa’da hızlı biçimde kök saldığını biliyoruz. Bulgaristan’ ın sosyalist sistem sonrası, adeta kendi köklerini inkar eden yapısal değişimi, tüm sanatsal kazanımlarını yerle yeksan etti. Fakat yeni yeni ortaya çıkan Kamen Kalev gibi isimler sayesinde sosyalist sistem sonrası yeniden Bulgar Sineması’nda bir canlanma olduğunu fark ettik. Genç yönetmen 62. Cannes Film Festivali’nde ‘Yönetmenlerin 15 Günü” bölümünde bazı sahnelerini İstanbul’da çektiği Şark Oyunları adlı filmle gündeme gelmiş, umut vaat ettiğini tüm dünyaya göstermişti. Nikolai Volev gibi isimlerin ardından Bulgar Sineması’nın böyle parlayan yıldızlarını izlemek son derece mühim!

February – Şubat, Petar adlı karakterin 8, 18 ve 82 yaşındaki görüntüsünden kesitler sunuyor. Dedesiyle doğada yalnız başına çobanlık yapan bir çocuğun kendisini dinleme serüveni; askerliğini yaparken yine doğayla kendisini bütünleştiren bir gencin psikolojik direnci; yaşlı adamın doğanın içinde ölümü beklerken yaşadığı filmde üç ayrı bölümde sunuluyor. Çobanlık yaparak yaşamak isteyen ve doğada kalma uğurda bir çok şeyden vazgeçen Petar, insanın başkalarının istediği hayatı yaşamaya karşı gösterdiği en büyük direncin temsili! Filmin görüntü kalitesi son dönemde Ahlat Ağacı filminden bu yana gördüğüm en eşsiz çalışma. İvan Chertov, Bulgaristan’ ın doğasına insanı aşık ederken, bir yandan da “görüntü yönetiminde kusursuzluk nasıl olur?” sorusunun cevabını bizlere sunmuş. Tüm bunlarla beraber genç yönetmenin sosyalist sisteme saldırma içgüdüsü filmde aşırı sırıtmış. Köylü olduğu için komutanı tarafından aşağılanan Petar’a yine aynı komutan orduda subay olarak kalması için teklifte bulunuyor. Bazı tezatlıklar üzerinden bir takım çevrelere şirin görünme merakı filmin önüne geçtiği için belki de, 2020 Cannes Film Festivali’nde yapım istediği başarıyı elde edemedi. O siyasi mesajı bırak ben zihnimde kendim vereyim, ama yönetmen alakasız yerde oraya saldırmayı kendisine görev biçmiş!

Konunun anlatış biçemi, karakterin doğayla tek vücut olarak birleşme rüyası konuyu sürükleyen ara unsurlar. Filmde ana unsur Ivan Chertov’un insanı aşık eden Bulgaristan manzaraları. Yönetmen bu üçüncü filminde ilk iki filmine göre ivmesini yukarıya taşımış, fakat bazı siyasi hesaplaşmaların içine girmeden ilerlerse yönetmenin daha başarılı olacağı kesin!

yasam.kaya@gmail.com