KUVVETLİ BİR ALKIŞ (2024): “Berkun Oya’dan Sürrealist Psikolojik Şaheser! / YAŞAM KAYA

Berkun Oya’ nın yazıp yönettiği ‘Kuvvetli Bir Alkış’ adlı dizi geçtiğimiz günlerde Netflix Türkiye’de vizyona girdi. Yazarın bugüne dek yaptığı tüm projeleri izleyen eleştirmen olarak belki de Berkun Oya’ya en sert eleştiriyi yapan isimlerin başında geliyorum. Son dönemde insan psikolojisi üzerine çok iş yapıldı, ama şunu açıkça söyleyebilirim; Kuvvetli Bir Alkış, yarattığı aile algısı ve insanın psikolojik derinliklerine inen enteresan yapısı ile şimdiye dek izlediğim en iyi absürt ve sürrealist çalışma olmuş. Projede Aslıhan Gürbüz, Fatih Artman ve Cihat Süvarioğlu başrolü paylaşmış.

6 bölümden oluşan dizi her bölümde bir ailenin doğuşunu anlatmış. Karı-koca ilişkisine keskin eleştirilerle başlayan konu, daha sonra rüya ile gerçeklilik arasında süren bir hamilelik olayına evirilmiş. Anne/Baba/Çocuk arasında başlayan döngü, insanın hayatla olan kavgasına, kadın duygusunun sürekli kendisini tekrar eden gel/git olgusuna doğru uzanıyor. Konuda Zeynep kendisiyle barışık olmayan, sürekli içsel problemler yaşayan, eşi Mehmet’e hayatı dar eden, çocuğuyla kendisini var etmeye çalışan bir kadındır. Aslında bu kadın Türkiye’deki kadın profilinin bir kopyası. Her şeyi yönetmek isteyen, elindeki ile mutlu olmayı beceremeyen o kadar çok kadın var ki ülkede… Mehmet ise eşi ve evi için mücadele eden, hayatını evliliğine adamış, çocuğunun geleceği için kaygılanan bir baba. Metin ise annenin manipülatif kontrolcü duygusu altında adeta kabusu yaşayan bir çocuk. Babanın evde ezilmesine isyan eden, sonrasında annenin aşırı bağımlı ve koruyucu tavrı altında ezilen Mehmet, kendisini var etmek için annesinden kaçıyor.

Dizinin ilk bölümünde anne rahmindeki çocuğun psikolojik yapısı gösteriliyor. Dışarıdaki tüm olayları hisseden bebek anne karnından çıkmalı mı? Zaten dizi içinde sizi şaşırtacak olaylar bu sorduğum soruyla bütünleşmiş. Yaşama umudu kalmadıkça, istediği hayatı bulamadıkça ya da anne ile bütünleşme arzusundan kurtulamadıkça Mehmet, annenin içine geri giriyor. Mehmet’ in büyümesine baktıkça, annenin ve ailenin kendisini psikolojik olarak öldürme duygusuna tanık oluyoruz. Mehmet, kendisi ile yüzleşirken annenin yönlendirmesinden kurtulamıyor. İşini yaparken bile annenin psikolojik baskısı altında. Kısa kısa oluşturulan her bölümde kendinizden bir parça görüyorsunuz.

Berkun Oya’ yı iki noktada tebrik etmeli. Birincisi; sürrealist ve absürt algıyı hiç abartmadan, muhteşem biçimde, doğal bir algıyla konunun içine yerleştirmiş. İkincisi sürekli boşanmak isteyen, kendisiyle barışık olmayan, çocuğu üzerinden yaşamını anlamlaştırmaya çalışan kadını o kadar doğru anlatmış ki; annenin travmasını yaşayan çocuklarla dolmuş toplumu görüyoruz.

Fatih Artman karakter canlandırmadaki ustalığını öylesine muhteşem kullanıyor ki, Mehmet’ in meditasyon yaparken eşine bakışları zihnimden çıkmıyor. O bakışlar aslında filmin özeti olmuş. Zeynep’te Aslıhan Gürbüz’ ün sürekli kendisiyle çatışan ve ne yapmak istediğini bilmeyen Zeynep’te gösterdiği performans başarılı. Anne-çocuk bağının psikolojik çatışmasının derinliklerine oyuncunun performansıyla dalıyoruz. Cahit Süvarioğlu, Metin’ in anne karşısında yaşadığı çaresizliği öylesine yerinde oynuyor ki, özellikle evden dışarı çıkılan sahnede çekim ekibiyle karşılaşan Metin’ in duygusal tepkileri hepimizi derin düşüncelerin içine çekiyor.

Kuvvetli Bir Alkış için ‘son bir sene içinde izlediğim en iyi dizi’ dersem abartmamış olurum. Berkun Oya’ nın çalışması bu sefer nokta atışı olmuş. Bu dizi ‘ Oidipus kompleksi’ adına yapılan en iyi Türk dizisi!

yasam.kaya@gmail.com