Usta oyuncu Mustafa Alabora; sanat, mücadele ve aşkla ördüğü yaşam serüvenini aktardığı ‘nehir söyleşisi’ türündeki kitabı ile “İşim Gücüm Yaşamak” diyor! Alabora’nın 50. sanat yılını kutladığı şu günlerde kendisi için de bir hediye niteliğinde olan, anı defteri tadındaki kitabı; eski İstanbul’dan tiyatroya, sinemadan siyasete, aile hayatından dünya görüşüne uzanarak okuyucuyu adeta zamanda yolculuğa çıkarıyor…

SALT Beyoğlu’ndaki Yüzyılların Yüzyılı sergisi, etkileri
günümüzde de süren geçmiş dönem ve olaylara cevaben
üretilmiş 11 sanatsal ifadeyi bir araya getiriyor. Yüzyılların Yüzyılı, yankıları hâlen süren ve bugünü şekillendiren tarihsel dönüşümler, travmatik deneyimler ve toplumsal geçişlere karşılık olarak üretilmiş sanatsal ifadelerden oluşur. Sanatçıların sergi mekânında birbiriyle ilişkilenen üretimleri, tarihî öneme sahip an, dönem ve olayların uzun vadede kalıcı etkilerini araştırır…

Aktüel Arkeoloji, 44. sayısında okurlarını sınırsız bir serüvenin tarihsel yolculuğuna çıkarıyor. Son sayısında “Özgürlükten Tutsaklığa Hayvanlar” kapak konusuyla insanoğlunun en eski dostu hayvanları anlatıyor. Dergide, insan ve hayvan arasında kurulan ilişkinin arkeolojik kanıtlarla tarih sürecinde derinleşen karmaşıklığı okuyucularla paylaşılıyor…

Köklerinden kopan caz dosyasının ardında yatan gerçeklere isimler üzerinden bakarsak eğer, dünyada hızla kök salan cazın enternasyonal yapısını daha net anlarız. Cazın doğası gereği müzikal etkileşim her bir enstrümanı çalan müzisyenler açısından farklılık gösteriyor. Uzakdoğu kökenli sanatçıların batı coğrafyasında yakaladığı başarının sebebi, genel olarak bakir doğasından sıyrılan cazın kültürel başkaldırısı olarak düşünülebilir. Küresel dünya içinde etnik unsurların birbirlerini harmanlayarak kaynaştığı apaçık ortadayken Japon cazının modern dünyayla bütünleşmiş hali, bahsettiğimiz konuyla birebir paralellik gösterip, etnik müzik türünün global müzik endüstrisine dönüşmesi mükemmel sonuçları doğuruyor…