Grinin İçten İçe Kabullenilen 50 Tonu! / YAŞAM KAYA

Herkesin bir şekilde içten içe merakla beklediği 2015’in en çarpıcı sinema yorumlarından olan “Gri’nin Elli Tonu”, E.L. James tarafından yazılıp Sam Taylor-Johnson’ un düşünsel anlatısıyla sinemadaki yerini aldı. Türkiye’de özellikle kadınların bastırılmış cinsel dürtülerinin yoğun olduğunu düşünürsek, filmin duygusal/cinsel kabulleniş sürecinin epeyce tartışılacağı kesin. Eserin basılı kitap halini özellikle hemen tüm kadınların bir şekilde okuduğunu, eserle ilgili bilgiler topladığını biliyoruz. Bu da nereden çıktı demeyin? Sinemanın görünen gerçekleri aktarımda bir merkez olduğunu düşündüğümüzde, Türkiye gibi ülkede cinselliğini sonuna dek saklayarak yaşayan kadınların, gizli saklı anlatılan konuyla kendi hayatları arasında bağ kurmaya çalıştıklarını anlıyoruz. Kritiğin başında amacım bir kadın düşmanlığı üzerinden olanı anlatmak değil, aksine filmle ilgili kötü eleştiriler yapan kadın eleştirmen, sanatçı, seyirci kitlesinin daha gerçekçi konuşmasını sağlamak. Sanki yatakta erkekle cinsel münasebeti yapan başka bir canlı, bu yüzden “Gri’nin Elli Tonu”nu gerçekçi kabul edilmiyor! Romantik bir kadının ve cinsel fantezileri olan bir erkeğin yakınlaşması pekala günümüz dünyasında gerçeğin ta kendisi!

gri 1

Jamie Dornan ve Dakota Johnson’ un başrolleri paylaştığı konuda edebiyat öğrencisi olan çekici Anastasia Steele (Dakota Johnson), hasta arkadaşının yerine yakışıklı iş adamı olan Christian Grey (Jamie Dornan) ile röportaj yapmaya gider. Röportajın istediği gibi geçmemesinden dolayı içinde büyük pişmanlıkla evine dönen genç kadın, arkadaşına karşı mahcup duruma düştüğünü düşünürken Christian’ dan hiç ummadığı şekilde olumlu bir geri bildirim alır. İkili arasında istem dışı başlayan yakınlaşma kadın için duygusal bir birliktelik, erkek içinse doyduğu cinselliği fantezilerle yeniden canlandırma anlamına gelecektir. Aşkın getirdiği arzular, cinselliğin hardcore yaşanan öteki gerçek yüzü filmin ana unsuru olurken, yaşanılan olaylar kadınla erkeği karmakarışık duruma sürükler. Mutluluk var mıdır peki? Kesinlikle evet! Konuda iki zıt karakter karşı karşıya getirilmiş. Anastasia içine kapanık, duygusal, utangaçlığı ağır basan bir kadınken, Christian aşk kavramına fazlaca uzak, elele tutuşmayan, duygusal sözcükler kullanmayan, cinselliği kendi çizdiği dünyasının kurallarıyla yaşayan bir adam. Genç kadın aşık olduğu adamı kaybetmemek için, Christian’ ın cinsel dünyasına fazlaca sert giriş yapar. Duygusal çetrefille sarılı kalbi önce yaşanılanların nasıl bir durum olduğunu algılamaz, ama zaman geçtikçe cinsellikte başrolü bu güzel kadın almaya başlar. Ayrılıkla biten son bize oluşmayacak bir ütopyadan bahsetmiyor aslında. Yaşanılan ilişkinin doyum noktasında ulaşıp artık gidilecek kapıların kalmadığı gerçeğini haykırıyor. Aynen günümüzde de yaşamın içinde varolan ilişkiler gibi…

Filmle ilgili senaryodaki birkaç noktaya değinelim. Hemen film başında yaşadıklarından pişman olup geçmişe giden kadın karakter, aslında dünyadaki kadınların aşkı ne denli ikiyüzlü sergilediklerinin göstergesi! Zevk dolu günler geçirip yaşadığı küçük olayla adeta acılar çeken bir insana dönüşmek tüm kadınların klasik cinsel problemi. Bunun yanında cinsel olarak doyumsuz erkek betimlemesi de erkeğin arzularından başka düşünsel yeteneği olmadığı gerçeğini göstermiş. Ama kadının adeta hazdan uçtuğu dakikalarda sonra yaşadığı her olaydan pişmanlık duyması, “hani konuya bu kadar gerçekçi bakış açısı nasıl yerleştirilir?” diye insanı hayrete düşürüyor!

gri

Dakota Johnson ‘Anastasia’ karakterine kendi fiziksel güzelliğiyle bambaşka renkler katmış. Pişmanlık dolu acıların olmadığı bölümlerde kendisini izlemek her açıdan büyüleyici! Romandan farklı biçimde kadının zavallı duygusal arzularını geri plana itmeyi başarmış. Jamie Dornan ise ‘Chirstian’ ın sert, otoriter görüntüsünü hem bedeniyle hem de konuşmasındaki mimiklerle bizlere sunuyor. Konuşmadan, bakışlarla arzularını anlatabilmek ‘karakter oyuncusu’ yeteneğiyle örtüşüyor.

Filmin yönetmenini her açıdan kaliteli bulduğumu bastıra bastıra belirteyim. Sam Taylor-Johnson seks sahnelerinin çekimiyle beni Kubrick’ in kültleşmiş filmi “Eyes Wide Shut”a kadar götürdü. Yani hatırlayan bilecektir, o filme de en çok kadınlar tepki göstermişti, ama bakın dünya film tarihine geçen bir yapım olarak tarihteki yerini aldı.

Yaşam Kaya / yasam.kaya@gmail.com