Caz Eleştirmeni Yaşam Kaya’dan ’30 Nisan Dünya Caz Günü’ne Özel!

“30 Nisan Dünya Caz Günü” dolayısıyla Habertürk’ten Neşe Şenol, Caz ve Blues Eleştirmeni Yaşam Kaya ile konuştu. Cazın tarihini, Caz müziğin Türkiye’deki gelişimini ve Dünya Caz Günü için konser önerilerini okuyabilirsiniz. İlgili haberi ‘Lifeartsanat’ okurları için sunuyoruz… 

 yasam yeni

NŞ: Caz nedir?

 

YK: Caz müziğin 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın ilk yıllarında Missisippi Nehri kıyısındaki New Orleans Kenti’nde doğduğu bilinir. Aslında bu bölgenin ‘Blues’ kültüründen gelen müzikal yapısı, kölelik sistemi içinde kendisini var etmeye çalışan siyahi ırkın isyanıyla var olma mücadelesinin sonucudur. Amerikan ‘İç Savaş’ sonrasında Güney eyaletlerindeki büyük kentlerde zenci müzisyenlerin çaldığı bir dans ve eğlence müziği oluşmuştu. Sosyo-kültürel yapısı bakımından karmaşık olan New Orleans, özel konumuyla ve eğitimli melezler hiyerarşisinin (Kreoller) varlığıyla bölge olarak önem kazandı ve cazın doğmasını sağlayan bir tarz bütünseli geliştirdi. Cazın çıkış noktası siyahi ırkın Blues kültüründen gelen içsel isyanın dışavurumudur. Bir ajitasyon kültüründen bahsetmiyoruz tabiki. Ama içinde bölge işçilerinin duygularını, yaşantılarını, aşklarını, aile hayatlarını anlatan yerel inançları içinde barındıran bu müzik, sonraları diğer eyaletlere açılarak endüstriyel kentlerde orta sınıf ve burjuva kültürüne de hitap eder konuma yükseldi.

 

NŞ: Amerikan caz kültürü nasıl? Işi biliyorlar, nedir bu işin alameti farikası?

 

YK: ‘Aslında bu işi biliyorlar’ cümlesi biraz eksik; bu işi yaratan bir topluluktan bahsediyoruz. Afro Amerikalılar yeni kıtaya ulaştıklarında yanlarında ‘Blues’ ve ‘Ragtime’ tarzında ruhani ayinlerde kullandıkları müzikleri de getirdi. 19. Yy’ da Avrupalıların ABD’de işgalci olarak yer aldığı dönemde, askeri bando müzikleriyle bu iki müzik tarzı birleşti ve Amerikalıların kültürel harmanı sayılan caz ortaya çıktı. Amerikalıların milli müziğinden bahsediyoruz. Bizim folklorik müziğimiz gibi düşünün. Bu işin ‘alameti farikası’ Amerikan toplumunun duygularını dışarıya yansıtma mantığıdır. Basit bir örnek verelim; Ray Charles “Hit The Road Jack” şarkısında beş parasız bir aşığın kadına yalvarmasını anlatır. Caz işte böyle duyguların yansıması olarak Amerikan kültürünün dışavurumudur.

NŞ: Caz tarihi başlangıcı sizin için nasıl? Caza ilginiz nasıl başladı?

 

YK: Bundan 12 sene önce İngiltere Leeds Üniversitesi’nde Psikoloji okurken yan dal olarak ‘Sanat Eleştirisi’ bölümünde eğitim aldım. Londra’ya gittiğimde ‘Londra Caz Festival’ine katılıp ilk kritiklerimi yazdım. Londra’da “Ronnie Scott” kulüpte dünyaca ünlü caz sanatçılarını dinleme şansını yakaladım. Kimler gelip geçmiş oralardan şaşırırsınız; Lee Konitz, Sonny Rollins, Stan Getz, Dizzi Gillespie, Chet Baker, Bill Evans, Oscar Peterson, Ella Fitzgerald, Sarah Vaughn, Nina Simone, Horace Silver, Cedar Walton, Eliane Elias, Tania Maria, Irakere, Jeff Beck… o sahnede o insanların ruhunu hissetmek bile insana heyecan veriyordu.

NŞ: Cazı diğer türlerden ayıran nedir?

 

YK: Son dönemde ‘köklerinden sıyrılmış caz’ müzik kültürü yaygınlaştığı için artık caz müziği diğer müziklerden bağımsız düşünmek imkansız. Popüler kültürden örnek verelim daha anlaşılır olsun. Beyonce’ nin ‘Crazy In Love’ ve Bruno Mars’ ın ‘I was your man’ şarkısı caz müzikle popun etkileşiminden doğmuştur. Pop kitlesi cazla birliktelik göstermiş, kendine has üslup yakalamıştır. Cazın düyada büyük sıçrama gösterdiği şu günlerde içine aldığı kültürel harmanla beraber; soft, hiphop, elektro, tekno, pop argümanları bünyesinde hızla eritip büyük kitleler yaratabildi.

 

NŞ: Saksafon caz bağlantısı sizin için nedir?

 

YK: Saksafonun cazla birlikteliği tabiki ayrılmaz bir ilişkidir. Louis Armstrong ve Klaus Doldinger gibi Hot Caz alanında çığır açan insanların ‘trio’ ya da ‘Quartet’ olarak caz ürettiği dönemlerde enstrüman sayısının hızla artış gösterdiğine tanık oluruz. Saksafonun ritimsel tınısı, çalgılarda melodi yakalamak için arasız çalan müziklere soluk kazandırdı. Yani saksafon cazı yumuşatarak daha dinlenir hale dönüşmüştür. Saksafonla caz etle tırnak gibi birliktelik gösterir.

 

 

 

NŞ: Saksafon tarihi nasıl ülkemizde?

 

YK: Saksafon elbette önemli bir enstrüman. Ama cazı sadece ‘saksafon’ kimliğiyle değerlendirmemek lazım. Bu alanda ‘Tenor Saksafoncular’ dikkat çekiyor. Mesela en eskilerden Okay Temiz adı önemli.  Engin Recepoğulları, Korhan Futacı, Meriç Demirkol… gibi genç isimler de şu anda kendilerine özgü çığır açmış durumdalar. Bizim caz kültürümüzde daha çok piyano ve kontrabas çalan caz müzisyenleri ön plana çıkıyor.

NŞ: Bir şarkıyı caz yapan enstrümanlar nelerdir?

 

Klasik anlamda: Piyano, davul, saksafon, kontrabas, perküsyon aletleri

Cazın diğer müziklerle bağlantı kurmasından sonra: Elektrobas, flüt, bas gitar, keman, klakson, elektro gitar,

NŞ: Türkler cazla ilgili ne biliyor?

 

YK: Caz müzik son 10 sene içinde kitlesel olarak Türkiye’de ‘ben de varım’ demeye başladı. Özellikle Kerem Görsev, Ferid Odman, Kaan Yıldız, Ozan Musluoğlu, Fatih Erkoç, Elif Çağlar, Sanem Kalfa, Ceylan Ertem, Ayşe Gencer, İlham Gencer, Jehan Barbur… gibi isimlerin yarattığı sinerjiyi konserlere katılımdan görüyoruz. Ama ben bu isimler arasında Kerem Görsev’ i ve Fatih Erkoç’ u ayrı tutuyorum. Bu iki isme dikkat edin, Anadolu’yu karış karış gezerek Türklere caz müziği sevdirmek için ellerinden geleni yapıyor.

NŞ: Gerçekten caz dinleyen bir kitle var mı? Bu kitleyi nasıl tanımlarsınız?

 

YK: Var elbette, ama halen elitist bir kitleden bahsediyoruz. Caz sınıfsal olarak yavaş yavaş orta tabakaya doğru açılırken, alt sınıf kültürü oluşturan ‘pop-arabesk-alaturka’ kültür bu açılımdan nasibini almadı. Caz dinleyenleri ‘liberal sol’ entelektüel birikime sahip insanlardan oluşuyor.

 john_coltrane_order_is_everything-700x393

 

NŞ: Bugün Dünya Caz günü yeni başlayan cazcılar için önerileriniz nedir? Her kesime hitap eden, dinlemeden etkinliklere gitmeyin dediğiniz parçalar nelerdir?

 

YK: Caza yeni başlayacak olanlara önerim cazın unutulmaz müzisyenlerini dinlesinler.

“Louis Armstrong – What A Wonderful World”

“Ray Charles – Hit The Road Jack”

“Ella Fitzgerald – Every Time We Say Goodbye”

“Stan Getz – Autumn Leaves”

“Art Blakey & the Jazz Messengers – Along Came Betty”

“Miles Davis – Blue in Green by”

“Billie Holiday – Strange Fruit”

“King Oliver – Riverside Blues”

“Herbie Hancock – Jazz Fusion Cantelope Island”

“Stevie Wonder – I Just Called To Say I Love You”

Bunların yanında ‘Monalisa’, ‘Newyork Newyork’, ‘Wonderful World’, ‘Calamity Jane’ film müziği parçaları da mutlaka zihinlerine kazısınlar.

Bu öneriler cazı sevmek için adım atacak her kitleyi mest edecek şarkılar sayılır.

NŞ: Bunların yanında insanların ‘Dünya Caz Günü” öncesi modern caz kitlesini tanımaları açısından Sanatçı ve Şarkı önerileriniz nelerdir?

 

YK: Bu alanda ilk önerilerim uluslararası alanda ses getirmiş isimler olur:

“Ravi Coltrane Quartet” – Moving Pictures albümü

“Raul Midon” – A World within a World (2007) ve Synthesis (2009) albümleri

“Dianne Reevers” (4 defa “En İyi Caz Vokal Performansı” dalında Grammy ödülüne layık görülen tek isim) – Beautiful Life albümü

“Dee Dee Bridgewater” – Ella Fitzgerald (bu albüm 2 Grammy Ödülü kazanmıştır)

“Hiromi Uehara” – Beyond Standart albümü

“José James” – While You Were Sleeping albümü

cazzzz

Türkiye’deki sanatçılar ve albümleri:

“Kerem Görsev” – Emirgan albümü

“Jehan Barbur” – Sizler Hiç Yokken albümü

“Ozan Muslupğlu” – My Best Friends Are Vocalists albümü

“Elif Çağlar” – m-u-s-i-c albümü

“Sanem Kalfa” – Nehir albümü

“Ferid Odman” – Autumn In New York albümü

Caz konserlerine takılmak isteyen kitleye bir önemli tavsiyem, cazın popla harmanlanmış haline de göz atsınlar. Mesela Amy Winehouse ve Adele’ in şarkıları mutlaka genç caz kitlesinin ruhunu açacaktır. İngiliz piyasasının dünyaya sunduğu bu iki değerli hazineyi zihinlerine kazısınlar.

Yaşam Kaya’dan konser önerileri 

1- Mopo – Babylon 30 Nisan 2015 (Garanti Caz Yeşili): 20-30
2013 yılında katıldıkları “Live At BBC Radio Jazz ve Londra Caz Festivali”nde muhteşem performanslarıyla akıllara kazınan MOPO grubu, Linda Fredriksson, Eero Tikkanen ve  Eeti Nieminen tarafından kurulup  2012’de çıkardıkları ikinci albümleri “Beibe” nin rüzgarını arkasına alıp İstanbullu cazseverleri büyülemeye geliyor. Tarzları cazın değişken kimyasına uygun müzikalite oluşturduğu için mutlaka bu konserin kaçırılmaması gerekir.
caz günü
2- Garanti Caz Ağacı (John Coltrane) / SALON İKSV: 21-30
Garanti Caz Yeşili’nin bir projesi olan Caz Ağacı, dönem dönem dünyaca ünlü caz efsanelerini müzikleriyle sahnede anıyor. Stan Getz, Billie Holiday, Ella Fitzgerald, Nina Simone, Frank Sinatra, Ray Charles, Miles Davis, Louis Armstrong gibi caz müziğin altın yumruklarını genç caz dinleyenine aktaran konser zincirleri, Dünya Caz Günü’nde saksofon virtüözü John Coltrane’i anıyor. Cazın tarihsel derinliklerine inmek isteyenler konseri ajandasına not etsin..
3- Jehan Barbur – 30 Nisan 2015 – Kadıköy Sahne : 22:00 
Türk cazının lider seslerinden Jehan Barbur, dördüncü albümü “Sizler Hiç Yokken” ile devam ettirdiği müzikal yolculuğunu Kadıköy Sahne’den Dünya Caz Günü’nde takipçilerine aktaracak.
2009’daki ilk albümünden bu yana çağdaş caz sanatının kadın kimliğini Türkiye’ye yerleştirmede üstün başarı gösteren sanatçı, kendi solo dünyasının renklerini müziğinin içine eklemeyi biliyor.
Bu mükemmel sesi cazseverler mutlaka dinlemeli.

Kaynak: http://www.haberturk.com/yasam/haber/1070056-caza-hazir-misiniz