‘Çocukluğun Sonu’ ve uzaylılar / ÖZLEM ERTAN #SanatYazıları

Yüzlerce yıl önce yazılmış edebî eserlere, tarih kitaplarına ve anlatılara bakıp da, insanoğlunun aradan geçen onca zaman içinde pek fazla değişmemiş olduğunu düşünenlerin sayısı bir hayli fazladır herhalde. William Shakespeare’in “Macbeth”i yazdığı dönemde de hırsları, iktidar arzuları uğruna cinayet işleyenler vardı, şimdi de var. Sophokles’in “Antigone”yi kaleme aldığı devirde de devlet ile insan arasındaki çatışma ön plandaydı, günümüzde de…

Uzun lafın kısası adı geçen bu iki klasik metnin ve diğer yüzlercesinin ele aldığı insana özgü çoğu zaaf ve çatışma kaynağı modern çağda da varlığını koruyor. Bilim, teknoloji ve sanat alanında onca yol alınmasına rağmen hâlâ birbiriyle savaşmaktan, çıkarları uğruna cinayet işlemekten, dünyayı yaşanmaz bir yer hâline getirmekten vazgeçmiyor insanoğlu.

Bilimkurgu edebiyatının en büyük ustalarından Arthur C. Clarke’ın 1953 yılında yayımlanan kült eseri “Çocukluğun Sonu”nu (Childhood’s End) okurken, insan ırkının çocukluk dönemini bir türlü atlatamadığını düşündüm ister istemez. Dünyada süregelen savaşlara, çatışmalara ve insani zaafların biçimlendirdiği gündelik yaşamımıza bakıp da başka bir yargıya varmak mümkün değil.

İthaki Yayınları’nın “Bilimkurgu Klasikleri” serisi kapsamında kısa süre önce basılan “Çocukluğun Sonu”, adından da anlaşılacağı gibi, “insanoğlunun çocukluk dönemi”nin sonuna işaret ediyor. Ancak kitapta insanlık bu dönemin sonuna kendi kendine gelmiyor. Uzak bir galaksideki bizimkinden çok daha gelişmiş bir uygarlığın telkinleri neticesinde atlatıyor çocukluk devrini.

Günün birinde dünyanın birçok kentinde eşzamanlı olarak devasa uzay gemileri beliriyor. Bu uzay araçlarında “hükümdarlar” denen canlılar var. Bunlardan biri olan Karellen, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri vasıtasıyla insanlarla iletişim kuruyor. Ancak 50 yıl boyunca Genel Sekreter de dâhil olmak üzere hiç kimse “hükümdarlar”ı görmüyor. Sadece seslerini duyuyor. Çünkü “hükümdarlar”, insanların kendilerini gördüğü anda korku ve paniğe kapılacağının farkında.

Dinî ve mitolojik metinler ile resimlerdeki iblis tasvirlerini andıran bu kanatlı, boynuzlu, kuyruklu ve bir hayli iri varlıklar, dünyadaki savaşları, çatışmaları anında bitiriyor. İnsanların diğer canlı türlerine zarar vermesini yasaklıyor. Ancak bunların dışında ciddi bir müdahalede bulunmuyorlar dünyaya. Kimsenin özgürlüğünü de kısıtlamıyorlar. Kısacası bu uzaylılar, istilacı değil. Onların sayesinde dünya “altın çağı”na giriyor. Hemen hemen herkes “hükümdarlar”ın varlığından memnun olmakla birlikte ulusal sınırların ortadan kalkmasının yerel kültürleri yok ettiğini düşünüp ayaklananlar da var. Fakat “hükümdarlar” bu isyancılara karşı da son derece hoşgörülü. Onları yok etmek bir yana faaliyetlerini de yasaklamıyorlar.

Günün birinde “altın çağ”ın sonu geliyor. Ancak bu bitişin “hükümdarlar”ın kötü niyetinden kaynaklanmadığını ifade etmek gerekir. Bu noktada görüyoruz ki, evrende “hükümdarlar”dan da büyük güçler var.

“Çocukluğun Sonu” isminin sadece savaşların, çatışmaların olmadığı bir dünyayı anlatmadığını, yeryüzünün kaderiyle ilgili başka bir dönüşüme de karşılık geldiğini ancak romanın sonunda öğrenebiliyoruz.

Arthur C. Clarke’ın, edebiyatı bilim ve felsefeyle buluşturan romanı, dinlere ve dünyanın sonuna yönelik bakışıyla son derece dikkat çekici. Okuyup bitirdiğinizde neden bir bilimkurgu klasiği olduğunu çok iyi anlıyorsunuz.

Her bölümü bağımsız bir hikâye gibi olan romandan pek çok karakter geçip gidiyor. Bazıları sadece birkaç bölümde başrol oynayıp sahneden çekiliyor. Bazıları ise uzun yıllar sonra tekrar karşımıza çıkıyor.

Dili, anlatımı ve kurgusuyla ilk sayfasından itibaren okuyucuyu içine çeken ve sürükleyip uzak diyarlara götüren “Çocukluğun Sonu”nun son derece başarılı ve okunası bir çevirisiyle karşı karşıyayız. Bu noktada eseri Türkçeye kazandıran Ekin Odabaş’ın ve yayına hazırlayan Yankı Enki’nin de adını anmak gerekiyor.

Eğer okumadıysanız “Çocukluğun Sonu”nu edinmenizi öneririm. Belki daha sonra bu kitaptan uyarlanan 2015 yapımı mini televizyon serisi “Childhood’s End”i de izlemek istersiniz. Ancak dizinin, uyarlandığı kitabın yanında çok güdük kaldığını da belirtmeden geçemeyeceğim.

operatik@gmail.com

https://www.facebook.com/authorozlemertan

K: ‘Çocukluğun Sonu’ ve uzaylılar

Reklamlar