LONDRA TASARIM BİENALİNİN TÜRKİYE SERGİSİNDE AUTOBANINDİLEK MAKİNESİPROJESİ Yer Alacak

Bu yıl ilk defa 7-27 Eylül tarihleri arasında “Utopia by Design” (Tasarımla Ütopya) teması altında düzenlenecek Londra Tasarım Bienali, Türkiye’nin de aralarında olduğu 30’un üzerinde ülkenin katılımıyla gerçekleştirilecek. Bienalde, İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV) koordinasyonunu üstlendiği Türkiye sergisinde çok disiplinli tasarım stüdyosu Autoban’ın hazırladığı “Dilek Makinesi” adlı projesi yer alacak. ​

Londra Tasarım Bienali’nin Türkiye sergisinde yer alacak “Dilek Makinesi” projesinin detayları
28 Haziran Salı günü The Marmara Hotel Taksim, Raika Restaurant’ta gerçekleştirilen bir basın buluşmasıyla tanıtıldı.

Buluşmaya İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, Autoban’ın kurucuları Seyhan Özdemir ve Sefer Çağlar ile küratöryel danışmanlar, çeşitli kurumlara iletişim danışmanlığı yapan sanatçı Paul McMillen, mimar Zehra Uçar ve Koleksiyon Marka ve Tasarım Direktörü Koray Malhan ile İstanbul Tasarım Bienali Direktörü Deniz Ova konuşmacı olarak katıldı.

Toplantının açış konuşmasını yapan Bülent Eczacıbaşı, “İKSV olarak yurtdışında yürüttüğümüz tüm faaliyetlerde öncelikli amaçlarımızdan biri Türkiye’de üretilen güncel kültürel değerlerin yurtdışındaki tanıtımına katkıda bulunmak oldu. Türkiye’de çalışan sanatçıların uluslararası platformlarda yer almalarını sağlamak ve yurtdışıyla verimli, sağlam bağlantılar kurabilecekleri ortamlar yaratmak istedik. Bunun ülkemizin kültür-sanat yaşamı için büyük faydalar sağlayacağına inandık. Londra Tasarım Bienali’ndeki Türkiye sergisinin koordinasyonu da bu yıl, bu yöndeki çalışmalarımız arasına katıldı. Londra Tasarım Bienali’nin Türkiye sergisinin koordinasyonunu üstlenmemize yönelik önerisi ve teşviki nedeniyle de gurur duyduk. Bu işbirliğinin aynı zamanda İstanbul Tasarım Bienali’nin yurtdışında ne kadar önemsendiğini ve şimdiden saygın bir konum edindiğini gösterdiğine inanıyoruz. Türkiye’nin Londra Tasarım Bienali’nde de en nitelikli şekilde temsil edilmesini sağlamak bizim için büyük önem taşıyor. Tasarım ve ilgili konularda yürüttüğümüz tüm bu çalışmaların ülkemizin bu alanlardaki gelişimine de katkıda bulunacağını ümit ediyoruz,” dedi.

Toplantıda daha sonra, İstanbul Tasarım Bienali Direktörü Deniz Ova’nın moderatörlüğünü üstlendiği sunumda, Autoban’ın kurucuları Seyhan Özdemir ve Sefer Çağlar ile küratöryel danışmanlar Paul McMillen, Zehra Uçar ve Koray Malhan projeyi tanıttılar.

‘Dilek Makinesi’ (The Wish Machine)

Kökleri Neolitik çağlara kadar uzanan “Dilek Makinesi”, Anadolu inanışında derin bir yere sahip, Yunan, Kabala ve Pers inançlarında da rastlanabilen kadim bir kültürel gelenekten, dilek ağacından ilham alıyor. Bir ağacın dallarına tutturulan notlar, istekler ya da hayaller, umutsuzluktan doğan bir umut eylemi olarak görülebilir. “Dilek Makinesi” bu çok kültürlü geleneği, tasarım ve ütopyanın birlikte nasıl işleyebileceğine dair temel bir kavrayış olarak ele alıyor.

Yansımalı bir mekânda, nefes alıp verir gibi hava basıncıyla çalışan pnömatik bir sistem görünümündeki sergide ziyaretçiler, şeffaf tüplerden yapılmış altıgen bir tünelin içinden geçmeye davet edilir. Umutlarını, geleceklerini, ütopyalarını ve dileklerini yazdıkları kâğıtları tünelin sonunda bulunan kapaktan “Dilek Makinesi”ne yerleştirirler. Notlar tüpler aracılığıyla, ziyaretçilerin görüş alanının dışında bir yere doğru yolculuğa çıkarlar. Bir dileğin gerçekleşmesi için bir gölün dibine bozuk para atma veya bir mum yakma eyleminde olduğu gibi, “Dilek Makinesi”nde de seslenilen o nihai yer gizemini korur.

Thomas More, miras bıraktığı ütopyanın zamanla bu denli değişebileceğini tahayyül bile edemezdi. Küresel ısınma, artan şiddet, savaş ve terör insanların geleceğini tehdit ediyor, yerinden edilmelere ve göçlere neden oluyor. Bu karanlık zamanlarda ütopyalar çok daha belirgin ve önemli hale geliyor.

Göç yollarına bakıldığında Avrupa’nın etrafında yeni bir dilek ağacının belirdiğini görüyoruz. Bu ağacın üzerine küçük notlar bağlanmıyor belki, fakat kitlelerin savaştan kaçarak ütopik bir ülkeye doğru göç etmelerinde kendini gösteriyor. Bu, Ütopya’nın, imkânsıza ulaşma ümidiyle dileklerini bilinmeyene doğru gönderen bireyin ölçeğinde geliştiği ve tasarlandığı uç bir ütopik tavır olarak görülebilir.

Autoban’ın kurucuları Seyhan Özdemir ve Sefer Çağlar’ı “Dilek Makinesi”ni oluştururken harekete geçiren ütopik fikir de, daha iyi bir gelecek tahayyül edebilmek için geçmişe ve şimdiye ait bilinen bütün parametrelerden kopmaktı. İnsanlık için çözümler önermeye ve hayal kurma eylemine dair bu cezbedici yaklaşım, onları kendi tasarım alanlarında düşünmeye sevk eden en büyük esin kaynağıydı. Tasarımcı ikilisinin bugünün dünyasında buldukları en büyük sorun, kaosla sürekli mücadele etmek zorunda kalmadan daha olumlu bir geleceğe dair bir fikrin veya hayalin dile getirilememesiydi. Kaos ve çeşitlilikten mükemmel bir “düzen” yaratmaya çalışan önceki sistemlerin eninde sonunda başarısız olduğunu gören ikili, sonu olmayan yolculuğu hem bir yöntem hem de bir form olarak benimsediler. Yolculukları boyunca Ütopya, onları yapıcı düşünceye iten ve ümidin özünü korumalarını sağlayan bir nirengi noktasıydı.

Autoban, bienal mekânı için özel tasarlanmış, gerçek, etkileşimli ve kusursuz işleyen mekanik bir sistem oluşturmak üzere farklı uzmanların bir araya geldiği disiplinlerarası ve kolektif bir çalışma gerçekleştirdi. Londra Tasarım Bienali için benimsedikleri tasarım yaklaşımlarında ekip, yeni temsillerde bilindik gelenekleri ifade etmenin ve yüzyıldır bilinen bir sistemi yeni bir form ve işlevle inşa itmenin olanaklarını araştırdı.

Londra Tasarım Bienali Türkiye sergisinin kimlik tasarımı ise Umut Südüak tarafından yapılıyor.

Autoban Hakkında

2003 yılında Seyhan Özdemir ve Sefer Çağlar tarafından kurulan Autoban, İstanbul merkezli, çok disiplinli bir tasarım ofisi olarak, yerel ve uluslararası çapta projelere imza atarken; kullanıcısına yeni deneyimler öneren ve zanaatı ön plana çıkaran tasarımlar üretiyor.

Tanıdık form ve malzemeleri, mekândaki yaşamın parçası hâline getirmek üzere çağdaş bir bakış açısıyla yeniden yorumlayan stüdyonun tasarım yaklaşımındaki bu farklılık, İngiltere, İspanya, Hong Kong, Rusya, Çin ve Azerbaycan gibi lokasyonlarda gerçekleştirdikleri uluslararası projelerde kendini gösterirken; aynı zamanda LDF, ICFF, Salone Del Mobile, Design Biennale Interieur Kortrijk gibi belli başlı tasarım etkinliklerinde sergi ya da yerleştirmelere dönüşen ürün tasarımlarına da yön veriyor.

Londra Tasarım Bienali

İlk kez 7-27 Eylül 2016 tarihleri arasında gerçekleştirilecek Londra Tasarım Bienali’nde Sir Thomas More’un klasik eseri Ütopya’nın (1516) yayımlanışının 500. yıldönümü dolayısıyla “Utopia by Design” (Tasarımla Ütopya) teması altında 30’un üzerinde ülkeden projeler sergilenecek.

Somerset House’un tamamına yayılacak olan Londra Tasarım Bienali, altı farklı kıtadan heyecan verici ve yenilikçi tasarımcıları bir araya getirerek bir münazara, tartışma ve işbirliği platformu oluşturmayı hedefliyor. Ütopik düşüncenin tarihini sorgulayacak ve tasarımın insanlığın en zorlu meselelerini çözmedeki rolünü keşfe çıkacak Londra Tasarım Bienali, dünyayı daha iyi bir yer kılmaya katkı sunabilecek bir fikir laboratuvarı olacak.

Ayrıntılı bilgi için : http://www.iksv.org

Reklamlar