İnsanın Hayallerinin Peşinden Koşmasının Mantığı İlla ki Vardır! / YAŞAM KAYA

Miguel de Cervantes Saavedra tarafından yazılan Mihail Bulgakov’ un tiyatroya uyarladığı Baba Sahne prodüksiyonu olarak karşımıza çıkan Don Kişot’ um Ben, Emrah Eren’ in yönetiminde tiyatro kitlesiyle buluşmaya devam ediyor. Oyunu geçtiğimiz mayıs ayında Uniq İstanbul’da izlemiş, sezon içinde kaliteli bir noktaya doğru adım atan proje olarak nitelendirmiştim. Hatırımda kaldığı kadarıyla 2000’li yılların başında Ozan Güven’ i sahnelerde görmüş, sonrasında sinema dünyası bizden çok karşılaşmıştı kendisi ile. Günay Karacaoğlu ise komedi alanında tiyatronun önemli karakter oyuncularından. Özellikle kadın komedi yaratımında eksik kalan yapımızı düşündüğümüzde Karacaoğlu’ nun daha çok sahne performansına tanık olmamız gerektiği ortada.

Emrah Eren benim çok yabancı olduğum bir isim değil. Yönetmeni daha önce Bakırköy Belediye Tiyatrosu’nda yönettiği Kıran Resimleri ve Hayvan Çiftliği; Baba Sahne’de ise ‘Bir Baba Hamlet’ oyunlarında izlemiş, değerlendirmiştim. Özellikle sahnedeki çağdaş bakış açısı teatral alanda insanların önünü açan önemli bir durum. Çoğu yönetmenin aksine cesur adımları sayesinde Eren’ in adı benim için ayrı parantezler açamama sebep. Tüm bunlar bir kenarda dursun, Emrah Eren’ in yönetimsel anlamda başarısı ele aldığı tüm projelerde öne çıkıyor, burası çok net!

Donkişot’ um Ben, Cervantes’ in romanında olduğu gibi, asilzade Don Kişot ile onun kendisinden de deli, “karından bacaklı” silahtarı Sancho Panza’nın maceralarından oluşuyor. İki saf insanın inandıkları değer üzerinden sürüklendiği konu, yine iki insanın kendi iç benliklerinde birbirlerine sürüklenmeleri ile son buluyor. Senor Quijano bir gün delirir (!), silahtarı Sancho Panza’yla gördüklerimizin dışında tuhaf maceralara savrulurlar. Aşkın, savaşın, umudun, saçma kazanma hırsının bol bol edindiği öykü, aslında insanın kendi yanıbaşında cereyan eden olayları görmesini engellemektedir.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Oyunun sahne tasarımında gerçekçi ve kısmen soyut kalan yapı seyirciye sunulurken Eren’ in araya kattığı ironi dalgası oyundaki esprilerin çığ gibi büyümesini sağlıyor. Don Kişot ve Sancho Panza ikilisinin hikayesinde Panza rolünü bir kadının canlandırıyor olması sanırım dünyada bir ilk. Don Kişot’un delilik ve dahilik arasında giden ruh halini Ozan Güven öylesine derinlemesine oynuyor ki, bahsettiğim espri dalgası sahnenin tamamını içine alıyor. Dövüş sahnelerinde yavaş hareket etme mantığı, o yavaşlık içinde akla gelen her şeyin söylenmesi ise o sahneyi unutulmaz hale getiriyor. Hayranlıkla başlayan öykünün gitgide ilgiye, meraka dönüşmesi ikili karakter arasındaki psikolojik çözümlemeyi kusursuz biçimde bizlere aktarıyor. Günay Karacaoğlu’ nun biraz avam diyebileceğimiz çizgide yorum kattığı karakteri sahnede birçok kez oyunun mihenk taşı olduğunu kanıtladı. Ben burada iki oyuncu arasındaki uyuma dikkat çekmek istiyorum. Sahne grafiğini çok iyi anlayan oyuncular, Can Şengün’ün oyundaki ironiyi canlı tutan müzikleri eşliğinde apayrı bir çalışma örneği ortaya koyuyor.

Üç saate yakın süren öyküde müziklerin komedide nasıl çığır açtığına tanık olan seyirci için sahnedeki olaylardan kendilerine çıkaracak dersler var. Emrah Eren, Don Kişot’ un bir deliden çok hayalleri peşinde koşan bir dahi olduğunu düşünüyor. Ozan Güven’e bunu yükleyerek işe koyulmuş. Psikolojik alanda kendisine geniş alanlar açan oyuncu, tiyatro sahnesinde daha çok görünmesi gerekli. Barış Dinçel’ in karmaşık yapıda olmayan sahne tasarımı oyuncuların alan derinliğini kullanmasını sağlarken, hareket alanının bol olması konudaki akıcılığı ön plana çıkarıyor.

Velhasıl kelam Baba Sahne, Don Kişot’um Ben oyunuyla seyyar şövalye Don Kişot ve o’nun taşra kurnazı yoldaşı Sancho Panza arasındaki macerayı çok iyi performansla seyircisine sunuyor. Komedi bağlamında yıllardır süren eksiği bir nebze gideren gösteri, Nazlı Tosunoğlu, Ömür Arpacı, Serhan Ernak, Nur Erkul, Dilşad Bozyiğit, Diren Polatoğulları, Enis Aybar, İbrahim Aladağ, Tuğba Eskicioğlu ve Kamran Velicanov isimleriyle daha bir çarpıcı boyuta uzanıyor. Kostüm anlamında klasik kaldığını düşündüğüm oyunu sadece komedi bağlamında iyi gösteriler arasına koyabilirim.

yasam.kaya@gmail.com

Reklamlar