Kevin Hart’ın malikânesinde yanan kamera, 30 Eylül 2026’da neredeyse habersiz biçimde Amazon Prime Video’ya düşen Cehennemden Canlı Yayın’ın hem dekoru hem gerekçesi. David Janoff’un yönettiği, Hartbeat ile Amazon MGM Studios imzalı yetmiş yedi dakikalık korku-komedi, klasik bir vizyondan çok bir yayın uzantısı gibi davranıyor. Hart, yayıncı Kai Cenat ve komedyen Druski’yi kendi adlarıyla oynatıyor; rekor kırması beklenen canlı yayın şakadan paniğe, panikten de milyonların gözü önünde işlenen bir cinayete kayıyor. Üçlü ve ünlü konuklar, teknolojiyle döşeli evin içinde mahsur kalıyor. Fikir, Twitch çağının found-footage’ı olmak istiyor. Ortaya çıkan şey ise büyük ölçüde, zaten birlikte yayın yapan üç ismin aynı kimyayı senaryo kılığına sokmasından ibaret.
Filmin kökü de bunu ele veriyor. Cenat’ın 2025’teki Mafiathon 3 subathon’unda Hart ve Druski’yle doğan tanıtım, izleyiciye “bunlar yine bir arada” vaadiyle satılmış; sinema da bu vaadin üstüne bir “katil kim?” iskeleti geçirmiş. Hart, iş ortağına yirmi dört saatlik yayının kendisini yayıncılık kariyerine taşıyacağını söylerken, film aynı cümleyi endüstriyel bir itiraf gibi kuruyor. Eski komedi yıldızı, dikkatin artık stüdyo salonunda değil sohbet kutusunda toplandığını biliyor ve o kutunun gramerini kiralamaya çalışıyor. Yapay zekânın yayını yönetmesi, misafir kameramanın kapı dışarı edilmesi, malikâne turu, gelip giden ünlüler… Bunlar kurmaca olmaktan çok, platform estetiğinin envanteri.
Bu envanter bir süre iş görüyor. Kel Mitchell, Fanum, Duke Dennis, La La Anthony, Winnie Harlow, Marshawn Lynch, Jerry O’Connell ve Kam Patterson kapıdan girip kendi adlarıyla oturunca film, cameo trafiğine dönüşüyor. Lynch’in varlığı, erken izleyici notlarında bile filmin en canlı anı diye anılıyor; sebebi oyunculuk dehası değil, odadaki herkes rol yaparken onun hâlâ bir beden, bir tempo, bir karşı ağırlık taşıması. Hart ise büyük bölümünde sözlü bir kum torbası. Cenat ile Druski’nin doğaçlama refleksleri, birlikte yaptıkları gerçek yayınların ritmini tanıyanı evinde hissettiriyor; tanımayanı ise özel bir şakanın dışında bırakıyor. Senaryo ile doğaçlama arasındaki dikiş yer yer görünüyor. Komik olan anlar, filmin kurduğu gerilimden değil, üçlünün zaten bildiği atışmadan çıkıyor.
Asıl sorun, korkunun hiç başlamaması.
Deadstream aynı malzemeyi —iptal edilmiş bir yayıncının, izleyiciyi geri kazanmak için girdiği lanetli geceyi— ucuz ama disiplinli bir B filmi ciddiyetine bağlıyordu. Şeytanla Bir Gece ise canlı yayını şeytanî bir sözleşme olarak kuruyor, stüdyo ışığını dönemin Amerikasına bağlıyordu. Cehennemden Canlı Yayın bu soyağacının adını biliyor, borcunu ödemiyor. Kırmızıya dönen ışıklar, kırılan bir vazo, bulunan cesetler ve bodrum kovalamacası, türün işaret levhaları olarak dizilmiş. Gerilim birikmiyor; çünkü film, izleyicinin “bu şaka mı, cinayet mi?” diye sormasını istemiyor, sohbet kutusunun kahkahasını kaçırmaktan korkuyor. Milyonların izlediği söylenen yayın, perde arkasında hâlâ bir şov. Katil nihayet sahneye çıktığında ağzından dökülen hesap —yayıncıların oyuncunun işini elinden aldığı— filmin tek düşünsel cümlesi. Geç kalmış, üstelik kendi şakasının içinde erimiş bir cümle. Eleştiri, cameo listesinin arasına sıkışıp kalıyor.
Biçim de aynı tereddüdü taşıyor. Canlı yayını taklit eden bir film, o biçimin asıl vaadi olan “şu an, gerçekten” duygusunu kuramazsa geriye süre kalır. Yetmiş yedi dakika kâğıt üstünde kısa duruyor; izlerken bir subathon’un gereksiz uzatılmış bir saati gibi şişiyor. Hart’ın her odada kendi portresine rastlanan evi, narsisizmin dekoru olmaktan öteye gitmiyor. Mekân labirent olmuyor, marka vitrini olarak kalıyor. Küfür, cinsel gönderme ve flaş patlamaları TV-MA etiketini dolduruyor; dehşet etiketini değil.
Yine de filmi tümüyle boş saymak, onu izleyen kitlenin nerede durduğunu ıskalamak olur. Cenat’ın yayınlarını seven için Cehennemden Canlı Yayın, sinemaya terfi etmiş bir grup sohbeti: kimya sahici, tempo tanıdık, sürpriz konuklar sohbetin ödülü. Sinemaya terfi etmesini bekleyen içinse aynı malzeme, dikkatin para birimine çevrilmiş bir yan ürün. Hart’ın son on yıldır giderek marka haline gelen komedisi, burada son bir kez daha dikkat satın almaya çalışıyor ve satın aldığı dikkat, filmin kendisinden büyük kalıyor.
Cehennemden Canlı Yayın cehennemi göstermiyor. Cehennemin yeni adresini, yani hiç kapanmayan kamerayı, bir süreliğine set diye kiralıyor. Yayın bitince elde kalan bir cinayet öyküsü değil; yıldızlığın artık tek başına yetmediği, yayıncılığın ise henüz sinema olmadığı bir ara bölgenin hışırtısı.
yasam.kaya@gmail.com

