Disiplinlerarası sanat topluluğu ba-’nın sahnelediği “Kapı Aralığı Nedir, Kapı Aralığı Bir Fotoğraftır”, Oyun Salonu kapsamında Mart ayı boyunca her pazartesi günü Salon’da tiyatroseverlerle buluşacak. Amerikan edebiyatının en sansasyonel isimlerinden Gertrude Stein’ın Ne Oldu adlı oyunundan ve Picasso’nun Portresi adlı metninden yola çıkan “Kapı Aralığı Nedir, Kapı Aralığı Bir Fotoğraftır”, alışılagelmiş tiyatronun kalıplarını kırarak “avangard” bir tavır sergiliyor. Bir öyküye odaklanmak yerine, seyircinin kendi fotoğraf ve öyküsünü oluşturabileceği boş bir alan yaratmayı hedefliyor. Art arda kurulup bozulan anlar seyirciyi bir imge ormanında dolaşmaya davet ediyor. Oyun boyunca sahnede, seyirciyle birlikte herhangi bir fotoğrafın çekileceği an aranıyor…

Bahsettiğimiz hikaye, geçtiğimiz sanat sezonuna ‘Gürültünün İçinde’ oyunu ile sıkı bir giriş yapan topluluk, görmeyeri’nin ikinci yapımları ‘Kimseye Birşey Söylemeyeceğim’ in hikayesi. 1964 yılında Amerika’da gerçekleşen Kitty Genevese cinayetinden esinle yarattılan oyunun ilgi çeken diğer bir özelliği Seyirci etkisi ve buna benzeyen kadın cinayetlerlerine ilk kez tiyatro yapımıyla yaklaşılıyor olması. Oyunun yazarlığını ve yönetmenliğini, topluluğun kurucusu ve ilk yapımlarından da tanıdığımız Uğur Küçükdağ yapıyor. Bahar karakterini Nihan Aypolat oynarken, Telekız karakterinde Nihan Demirelli’yi göreceğiz…

Aydın Sanat Baharı’nda Türkiye’nin en iyi tiyatro-müzik grupları sahne alacak… Haluk Işık tarafından yazılan “Palyaçonun Düşleri”, bir barış ve sevgi hikayesidir. Eskiden bir sirkte palyaço olan Kurşun Asker’in hikayesi anlatılıyor. Sevginin ve barışın olmadığı Hit-Mus Krallığı’nda, Kral Pinoke ve krallığı korumakla görevli olan Kurşun Asker’in, sevgi ve barışla karşılaşmasını konu alan oyunda, sevgi ve barış, Kral Pinoke’nin fikrini değiştirmeye çalışıyor. Pinoke’nin tek düşündüğü şey ise kötülük yapmaktır. Sürekli yeni savaş planları yapıp tüm dünyayı ele geçirmek istemektedir. Ancak sevgi ve barış ile karşılaşan ikilinin düşünceleri zamanla değişir…

Bakırköy Belediye Tiyatroları bu sezon George Orwell’ın dünyaca ünlü eseri “Hayvan Çiftliği”ni repertuarına alarak kendi içsel dinamiklerinden yükselen politik ivmesine uygun bir oyun sunuyor seyircisine. Emrah Eren’in yönettiği gösteri, dünyada varolan sistemlere göndermeler yaparken, İngiliz yazarın politik görüşünden yükselen seslerin eleştirel sunumu olmuş…

Michael Cooney tarafından “Olacak Şey Değil” adlı oyun yazılmış, komedi –vodvil türünde içinde oyuncu ve yönetmenin tür gereği hassas dengeleri aynı titizlikle sahne’ye taşıdıkları başarılı bir çalışma olarak topluluk seyirci’siyle buluşturmuştur.
Oyunun , hicvedenyapısı içinde gülünç’ün getirdiği gülme sınırlarıçok iyi değerlendirilmiş ,oyun kendi içinde disipline edilmiş,toplumsal sorunlara yaklaşımında hızlı geçişlerin nitelik açısından da önemli oluşu oyunun başarı çizgisini yükseltmiştir…

Bu buluşma 18 yazar,13 yönetmen ,7 çevirmen,150’nin üstünde sayıca tiyatro sevdalısı bu buluşmaya destek vermiş,12 tiyatro oyunu ve toplam 73 oyuncunun performansına da bu buluşma ev sahipliği yapmıştır. Tiyatro buluşmaları (M.Ö. 414 ve 2015) 2429 yıllık tarihçesi dahilin de Aristofanes-Nazım Hikmet Ran,Dürrenmatt—Çehov,Theresa Rebeck-Özen Yula gibi genç ve ustaların eserleri bu buluşma süresince programlanan sahnelerde yerlerini almışlardır…

Çocuklar önemli yazarların (Yerli-Yabancı) eserlerini seyrederek düşünsel anlamda zenginleşmenin,estetik anlayışın ritmini yakalayarak güzeli tanımlamanın ve de içsel yolculuk da uyum ve dengenin harmanlanmasını sağlayarak, tiyatronun çocuk üzerinde mevcut olabilecek tüm olumsuzluklarını giderebilecek gücü her zaman Çocuk Tiyatrosu’ nda bulmuşlardır…

Tiyatro Adam’ ın geçen sene ‘Afife Jale Tiyatro Ödülleri’nde elde ettiği başarının ardından bu sene yapacağı çalışmalar bir adım öne çıktı. Grubun kendine özgü oluşturduğu tiyatro kültürü, sahnelenen her oyunda kendisini hissettiriyor. Friedrich Dürrenmatt’ın yazdığı ‘5. Frank’, Fatih Koyunoğlu yönetiminde sahnedeki yerini almış. Ortadaki çalışmanın grup felsefesi olarak geçmiş dönem oyunlarla benzerlikler gösterdiği kesin. Kapitalizmin insan hayatına müdahalesinin hangi boyutlarda olduğunu anlama adına oyunu doğru okumalı…

2014-2015 tiyatro sezonu, geçtiğimiz sezonlara göre epeyce sönük geçiyor. İstanbul çapında tespit ettiğim 400 (dört yüz) yeni oyun seyircileriyle buluşurken, kalite anlamında teatral sorunlar had safhada. Dünya sahnelerinde neler olup bittiği konusunda araştırmalar yapmak yerine, nitelik anlamında epeyce zayıf kalan ‘yerli oyun’ metinlerini sahneye taşımak çokta akıllıca değil. Yani yazar olmak kolay bir olguysa, tiyatronun disiplinlerini ne yapacağız? Bu sezon şimdiye kadar 80 (seksen) oyun izleme şansım oldu…