Nightcrawler (2014) / Gece Vurgunu / YAŞAM KAYA

Not: Bu yazı Yaşam Kaya’ nın ‘Sinematopya’ köşesinden alınmıştır. İlgili yazıyı http://www.sinematopya.com/2014/11/nightcrawler-2014-gece-vurgunu.html  adresinden okuyabilirsiniz… 

Kritiğe nasıl girmeli, kime ne demeli, film üzerine şaşırtıcı bir cümleler mi söylemeli? İnanın çokta şaşalı kelime toplulukları kullanarak olanı farklı anlatma derdine düşmeden ‘Nightcrawler’ filmi için 2014 yılının son aylarında karşıma çıkan en iyi aksiyon yapımı diyebilirim. Öncesinde Kirli Para (2005), The Fall (2006), Çelik Yumruklar (2011), Bourne’un Mirası (2012) filmlerinde senarist olarak karşımıza çıkan Dan Gilroy ilk kez yönetmen koltuğuna oturduğu bu filmde, senaryosunu yazdığı konunun anlatmak istediklerini bol hareketli dakikalarla seyirciye sunmayı başarıyor. Sinemada senaryo yazmak beyazperdeye yansıyan görüntünün ilk doğumuysa, Gilroy kamerayı da eline alarak doğumun sonucuna kadar ulaşmış. Yönetmenin zihninden çıkıp sözcüklere dökülen olaylar silsilesi insanı heyecan dolu anlara sürükleyip, günümüz medya sektörünün nasıl kandan beslendiğini çarpıcı karelerle suratımıza çarpmış. Konuyu birazdan anlatacağım, ama öncelikle Hollywood’ un asi oyuncusu Jake Gyllenhaal, ‘Louis Bloom’ karakteriyle Oscar’ a en yakın oyunculardan. Bu durumu buradan bağıra çağıra söylemekte bir beis görmüyorum. Henüz vizyona girecek olan yeni filminin heyecanını yaşayan Gyllenhaal, ‘Everest’ adında yepyeni bir filmle seyircisini kucaklamak için gün sayıyor.

K72A3451d.tif
Konuda Louis Bloom adlı karakterimiz kendisini geceleri Los Angeles sokaklarına bırakıp hem macera peşine düşüyor hem de para kazanmanın yollarını hesaplıyor. Derken bir gece polisle suçlular arasında yaşanılan kovalamacaya tanık olunca tüm olan biteni kameraya kaydetme fikri zihninde beliriyor. Yaşadığı olayı profesyonel hale dönüştüren Louis polis telsizine sahip olunca artık suçlularla polislerin kıvrak manevralı kavgalarını haber kanallarına pazarlama olanağına sahiptir. Ve gözlerini gerilim/kan/vahşet bürüyen vahşi kapitalist haber merkezleri için Louis’ in maceraları topluma ‘önemli’ görüntü olarak sunuluyor. Fakat olaylar beklenmedik durumlara doğru kayınca yaşanılan her olayı haberleştirme mantığından giden Louis’in haber departmanı sertliğin dozajını arttırmanın peşine düşüyor.
Dan Gilroy filmini neredeyse Los Angeles’ın gecelerinde çekmiş. Hani konu boyunca gündüz çekim görmek neredeyse imkansız. Polislerle suçlular arasında yaşanılan aksiyonu gerçekçi kılma adına 8 Milyon Dolar bütçeyle görüntü kalitesinden ödün vermeyen yönetmen, politik hamlelerle egosal tatmin arasında gidip gelen Louis karakteri üzerinden sistemli eleştirilere yürüyor. Bir şehrin tamamını mekan olarak kullanmanın zorluğunu bizlere hissettirmeyen Gilroy, Jake Gyllenhaal gibi bir oyuncuya yüklediği misyonu doğru tespit etmiş. Louis Bloom karakteri toplumun tipik yansıması. Asosyal kişiliğe sahip olan Bloom, çevresiyle kendi sınırları çerçevesinde iletişim kuran bir anormal. Aslında karakterin toplumla bütünleşen olgusu tam bu nokta. Sosyalleşmeden sadece paraya, yüksek egoya sahip olma duygusu konu boyunca suratımıza çarpıyor. Gyllenhaal, Louis’ in bitmek bilmeyen sınırsız ‘haber’ iştahını öylesine etkileyici oynamış ki, günün her saatinde kanallara yansıyan ‘haber’ (!) adındaki görüntülerin ne denli sahte kurgularla oluşturulduğunu anlıyoruz. Ortada bir gerçeklik elbette var, ama oyuncunun karakterini doğru psikolojik analizlerle tespit etmesi sayesinde, gerçeğin görünmeyen öteki, çarpık, pis, karanlık yüzüne an be an tanık oluyoruz. Yönetmene burada olumsuz bir bakış açısı geliştirebiliriz. Louis karakterini doğru oyuncu seçimiyle zirveye oturtan Gilroy ara rolleri pek önemsememiş. Sonuçta Oscar’a yakın Jake Gyllenhaal belirginleşirken, aksiyonun içinde oluşan boşluğu dolduracak ikinci isim maalesef ortalıkta yok.

nc1
Robert Elswit’ in görüntü yönetimindeki ustalığı, James Newton Howard’ ın insanı heyecandan kütür kütür gerilime sürükleyen müzikleri ‘Nightcrawler’ için artı üzerine artı! Kusursuz yazılan senaryonun medya üzerinden işlediği toplumsal şiddet eleştirisi ise tek kelimeyle şahane! Size düşen koltuğunuza yaslanıp karşınızda ceriyan eden olaylar zincirini takip etmek.

Yaşam Kaya / yasam.kaya@gmail.com

Reklamlar