‘Akciğer’inize Kadar İşleyen Gelecek Kaygısı! / YAŞAM KAYA

Tiyatro İN’ in bu sezon sahneye koyduğu Mehmet Birkiye yönetimindeki Orjinal ismi ‘Lungs’ olan ‘Akciğer’ adlı oyun, Duncan Macmillan tarafından kaleme alınan bir yapıt. Oyunu Türkçe’ye Barış Arman çevirmiş ve eser Türkiye’de ilk defa sahneleniyor. Daha önce Pangar’ ın 39. Basamak oyununda ‘Sinematografik Tiyatro’ algısını sonuna dek kullanıp, Alfred Hitchcock’a selam çakan Birkiye, sinemadan tiyatroya akan deneyimlerini ‘Akciğer’ oyununda da kullanıyor. Bazı metodları iyi anlamlandırmak lazım ki, yaptığınız işin nereye kadar ulaştığını kavrayabilesiniz. Yönetmenin yaptığı işi tekniğine bakarak çözümlemesi bambaşka renkleri bir araya getiriyor. Oyunda Nergis Öztürk ve Engin Hepileri rol almış. Bu ikiliyi 2011 yılında Garaj İstanbul’da ‘ve veya ya da’ oyununda izlemiştik. Oyuncuların aralarındaki uyum tartışmasız çok iyi! Ki Tiyatro.iN’in oyunları ‘Katil Joe’ ile ‘Oda ve Adam’ Nergis Öztürk ve Engin Hepileri ikilisinin birlikteliğini perçinlemişti.

Oyunun konusunda “iklim değişmesi, küresel ısınma gibi olaylar sebebiyle her geçen gün kötüye giden dünyada ‘çocuk yapmalı mı?” diye bir soru karşımıza çıkıyor. Bu sorunun karşılığında kapitalist sistem eleştirisi gözümüzün önünde cereyan eden mekan değişiklikleriyle sağlanmış. Doktora yapan kadın (Nergis Öztürk) ile akademisyen müzisyen adam (Engin Hepileri) ilişkilerindeki gel-gitleri, çatışmaları zaman zaman ironik, zaman zaman eğlenceli bir şekilde yansıtıyor. Çocuk metaforundan başlayarak sonuna dek elde edilmesi gereken mutluluk kavramı oyunda tartışmaya açılırken, dünyanın klişe gelecek kaygısı kadının belleğinde derin izler bırakmış. Bir insan neden çoğalmak ister? sorusu içgüdüsel belleği derinden etkiliyor. Biraz da interaktif diyebileceğimiz kavramsal sorgular eşliğinde seyircinin bu tartışmaya dahil olması sağlanmış.

Yazar Duncan Macmillan oyununu çıplak sahnede oynanmak üzere yazmış. Mehmet Birkiye özellikle mekan değişikliklerinde yarattığı hayali ortamlarla yazarın düşsel algısını sahneye birebir aktarmış. Yer ve zaman değişimini sağlamak için ses ve ışık kullanımı konudaki keşifleri kolaylaştırıyor. Oyuncuların otopark, ev, mezarlık, İkea… gibi mekanlarda gezinirken yarattığı atmosfer öylesine büyüleyici ki, insanın sahnedeki muhteşem sürükleyiciliğe kendisini bırakması yeterli. Siz oradan oraya savrulurken aklınızdaki sorularla bir buçuk saatin nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz.

’Ve Veya Ya da’ ile başlayıp ‘Oda ve Adam’ ve ‘Katil Joe’ ile devam eden Nergis Öztürk-Engin Hepileri birlikteliği özellikle bu oyunda zirveye çıkmış. Ben Nergis Öztürk’ ü çoğu kez aynı kalıpta rolünü canlandırdığı için eleştirmiştim, fakat ‘Akciğer’ de Öztürk, karakter canlandırmada bir adım ileriye gidip, kadının yaşadığı git-gel durumunu harikulade oynuyor. Engin Hepileri’ nin başarısını tartışmadan, her oyunda yarattığı ahengin içinde kaybolduğumuzu belirteyim. Her iki oyuncunun beden dili, tonlamaları, vurguları, mimikleri; farklı mekan duygusunu seyirciye geçirebilmeleri son derece harika! Zeminsiz, mekansız sahne tasarımıyla Mehmet Birkiye düşünseli aynı karede birleştiğinde yine ‘Sinematografik Tiyatro’ seçkisinin güzel bir örneğiyle bütünleşmiş olduk. Yolculuklar, tartışmalar, sürrealist hayaller, gelecekle ilgili fikirler sizleri ‘Akciğer’ in derin oksijen depolarında havasız bırakabilir. Oyunun gösterimleri devam ederken mutlaka bu başarılı çalışmayı izleyin. Günümüz insanlarının varoluş nedenleri, birazcık Sartre felsefesinin yanından geçen anlatımıyla gösteri sizleri bekliyor.

Yaşam Kaya – yasam.kaya@gmail.com