GLORIA: Beyaz Yakalıların Kandan Beslenen Gerçek Yüzü! / YAŞAM KAYA

Branden Jacobs-Jenkins’ in Pulitzer’e aday gösterilen oyunu ‘Gloria’, modern dünyadaki plaza insanların iç yüzünü acımasızca deşifre eden çarpıcı bir gerilim. Özellikle son dönem medya-toplum ilişkisine baktığımız zaman genel anlamda bizleri peşinden sürükleyen sistemin ne derece pis bir yüze sahip olduğunu anlarız. Toplumsal acılardan pay çıkarmak için yaşadığımız acıları acımasızca bizlere pazarlayan kitap ya da sinema sektörü, bir nevi duygularımızla alay eden, ruhunu kaybetmiş niteliksiz şuurlara dönmüş. Tiyatro YanEtki, Serkan Üstüner’ in yönetmen koltuğunda yine çarpıcı bir işe imza attığı gösteri ile şimdiye dek bizlere gösterilen dünyanın en karanlık yüzünü sert biçimde anlatmış. Gloria, oturduğunuz koltukta nefesinizi kesen teatral gerilimde ‘zirve’ diyebileceğim bir yapım!

Konuya geçmeden önce anlatacaklarımda çok ağır spoiler olduğunu üstüne basa basa vurgulayayım ki, eleştiriyi okuduktan sonra afallamayın! Jacobs-Jenkins oyununu akıllıca Manhattan’da bir derginin ofisine yerleştiriyor. Kendisi bunu inkar etse de New Yorker’ da çalıştığı dönemde böyle bir oyunu tasarladığını anlıyoruz. Yorker’ ın o dönemki popüler editörü William Shawn’ ın oyunda isminin geçmesi bile yazarın kendi yaşadığı dünyada böyle bir kurguya gittiğini bizlere gösteriyor. Dean, Kendra, Lorin ve Gloria… İsimler çokta anlamlı değil aslında. Asıl olan az sonra bu dergide yaşanılacak katliamın boyutları. Gloria’ nın kendi evinde düzenlediği partinin sıradan bir olay gibi anlatıldığı konuda, bir iş yerindeki klasik muhabbetlere tanık oluyoruz. Birbirini kıskanan insanlar, stajyerler, gerçek anlamda aşkı arayan tipler, kendisini çalışmaya adamış kişiler… derken karşımıza birden Gloria’ nın nefret tohumları altında yeşermiş sapkın yüzü çıkıyor. Elinde silahla o gün iş yerinde önüne gelen onlarca insanı katleden Gloria, sadece ama sadece karşısına geçen bir kişiyi affediyor. Peki o kişi kim? Tesadüfen Gloria’ nın düzenlediği partiye giden Dean. Oyun zaten bu kişinin partideki yalnızlığını anlatması ile başlıyor. Gloria’ya üzülen genç adam, az sonra karışılacağı katliamdan bu partiye gidişiyle kurtulacağını bilmiyor. Ve herşey sıradan biçimde ilerlerken dışlanmışlığın verdiği dürtüsel id duygusu ile Gloria’ nın ara ara sahneye çıkışına tanık oluyor tüm karakterler. Birinci perdenin sonunda insanın aklının durmasına neden olan olaylar gelişiyor.

Russell Baker; ‘Basın büyük medya gücüne dönüştüğü zaman, emperyal bir devlet anlayışına bürünür’ der. Gloria için cuk diye oturan bu sözün anlamına derinlemesine bakalım. Oyunun Gloria katliamı sonrası bu büyük trajediyi pazarlamaya yönelmesi orada ölen onlarca insanın hayatının dolar’dan ibaret olduğunu bizlere kanıtlıyor. Serkan Üstüner rejisinde zaten tüm bu eleştirileri açıklıkla görüyoruz. Sahne dekorunun muhteşem kurgusu olayların akışını hızlandırırken, yönetmenin sessiz ilerleyen konuya verdiği gerilim nüansı bizleri oturduğumuz koltuğa çiviledi. Amerikan ya da Avrupa gazeteciliğinde aslında hiçbir şeyin dürüstçe ilerlemediğini anlatıyor yazar. Yönetmen de bunu öylesine keskin sahnelerde betimliyor ki, siz kendinizle başbaşa kaldığınızda basının medyanın ne denli rezil bir güce dönüştüğünü anlıyorsunuz. Miles’ ın ofisteki son günü, Lorin’ in umarsız tavırları, Dean’ ın terfi için yalakalıkları ve ofise on beş yılını veren Gloria… Ölen insanların canı sadece reytingler kadar değerli!

Oyunda birden fazla role giren oyuncularla kaliteli bir ekip yakalayan Tiyatro YanEtki, tartışmasız yılın başarılı çalışmalarından birisine imza atmış. Tuğçe Tanış, Evrim Doğan, Murat Eken, Sinem Reyhan Kıroğlu, Kutay Kunt ve Tayfun Yılmaz her anlamda birbirini tamamlayan isimler olmuş. Burada Tuğçe Tanış’ ın Gloria’ nın patlamaya hazır ruh haline verdiği psikolojik destek tek kelime ile kusursuz. Konuşmayan, susan, ara ara çıkıp görünen karakter adeta oyunun tamamında bizle beraber. Az sonra ne olacağını anlatan bakışlar genç oyuncunun yüzünde, vücut dilinde şahane biçimde yer bulmuş. Evrim Doğan’ın Kendra ile bütünleşmiş muhteşem duruşunu mutlaka gidin izleyin. Özellikle ikinci perdede Gloria katliamından sonra gözlerde dolaşan Dolar görüntüsünü en net biçimde ondan izleyebilirsiniz. Murat Eken’ in Dean karakterindeki psikolojik çöküşü ise yine ekibin enerjisiyle çok iyi uyuşuyor. Sinem Reyhan Kıroğlu, Kutay Kunt ve Tayfun Yılmaz Gloria’ nın anlatmak istediğini özümsemiş oyuncular.

Oyunun ilk perdesinde herşey bitti derken, birden ikinci perde ile yeniden şekil bulan Gloria metni, aslında duyguların kaybolduğu yerde emperyalist kültür savaşlarını karşımıza çıkarıyor. Kim bu katliamdan ne derece etkilendi? tartışması ile orada olan da olmayan da olayın kitabını yazmaya, sinema filmini çekmeye kalkışıyor. Kimse ‘neden bu trajedi yaşandı? Ve bir daha böyle trajedi yaşanmaması için neler yapmalıyız?’ sorusuna cevap aramıyor. Spartacus‘ un söylediği gibi ‘Roma kandan besleniyor ve büyüyor!’

yasam.kaya@gmail.com

Reklamlar