UĞUR KANBAY VE EYLÜL! / FÜSUN BALKAYA

Annem Güneş Sezai Akmen anısına…

Genç oyuncu Uğur Kanbay’ın yazdığı, yönettiği ve oynadığı Eylül tamamına yakın tiyatro ödüllerinin kendi kategorisinde bu sezon sahibi olmayı başarmıştır.

Tiyatro ödül törenlerinde aldığı ödüller kadar törenlere katılımında Kanbay giyim tarzı ile de dikkatleri çekmiştir.

Genç oyuncunun köklerinde Yıldız Kenter ile bu yolculuğa başladığı, kısa bir süre Ankara ve ardından Mimar Sinan Üniversitesi’ nde tamamlanan eğitim öğretim sürecini genç adamın iyi değerlendirdiği özgün çalışmasındaki başarısı ile bizlere fark ettirmiştir.

Eylül ve diğerlerinin…

Uğur Kanbay Eylül’ü özüne uygun olarak mezuniyet aşamasında kaleme almış daha sonraları dramatik yapısı bozulmadan yeni eklemeler yaparak mezuniyet sonrası bütünü oluşturan olaylar dizisinde gerçekçi anlatımından uzaklaşmadan daha yeni bir hikaye oluşturmuştur.

Eylül üzerinden Eylül’ün diğer translarla ötekileştirmenin bir leke gibi yaşamlarına etki ederek sürdürülmesi genç yazarın asal hareket noktasını oluşturmuştur.

Hikayede Eylül 28 yaşında aslında binlerce trans kadından biridir. Mücadeleli yaşamında öncelikli ulaşılması gerekenler ile birlikte diğer trans kimliklerinin de yaşamsal hikayelerinden benzer alıntılarla Eylül üzerinde bütünlük sağlanmış, ortak noktanın ve yine yaşam hikayelerinde en önemli unsurun ötekileştirme olduğu tam figür olarak Eylül’lerin hikayelerinden bu çalışmanın hareket noktasını oluşturmuştur.

Bilmek ve görmezden gelmek!

Hepimizin bildiği ama önemsemediği ya da görmezden geldiğimiz yerine göre komik yerine göre acımasız gerçeklerin buluştuğu hikayede, Eylül tek bir oda da ve oda duvarlarının sınırlarını belirlediği mekanda seyirciyle en doğal en samimi haliyle yazar tarafından buluşturulmuştur.

Eylül’ler hep sınırları çizilmiş kimliklerin ardına saklanmış yaşamlarında seks işçisi olmanın keyifsizliğini, çarka çıktığı zamanları,askerlik muayenesi ile ilgili süreci, aşık olduğu adamı, ailesini hikayede paylaşır ama kendi de bu anlatımın nedeninin sanki farkında değil gibidir! Ya da değiştirici, çözümleyici beklentiden uzak anlatımının sahipsizliğinin umursamazlığı ona bu keyfi verebilmiştir.

Hikayenin sonu onun kendi kendine sorgulamasını tazelerken yorgunluğun getirdiği anlatımında kaybetmişliğini de ortaya çıkarmıştır.

Yazar, yönetmen, oyuncu…

Kanbay anlatımını anlatıcı kimliğine bürünmeden ama anlatıcı olarak paylaşırken, türün kendisine tanıdığı tüm imkanları zorlamadan ve kendi içinde akıtması beden dilini özellikle çok iyi kullanması , oyuncunun yaptığı duygusal geçişlerde anlık yabancılaşmalar da başarısını pekiştirmiştir. Gerçekten yaşamın getirdiği kıyasıya mücadelede hep kıyıda kalan bireyin çırpınışlarını seyirci ile kurduğu doğrudan ve doğru birlikteliğin zaman,zaman geleneksel yapı izleri taşıması da gerçekten oyuncuya başarılı performansı getirmede de kolaylık sağlamıştır.

İyi yazar, iyi yönetmen ve oyuncu olmanın gerçekten zor olduğunu bizim bildiğimiz kadar oyunculuk eğitimi alan Uğur Kanbay’ın da bilmesine rağmen korkmadan Eylül’ de bu önemli üçlüyü tek başına üstlenmesi hepimizi şaşırtmıştır.

Oyunculuk anlamında genç Uğur Kanbay’ın 110 dakikalık performansı gerçekten alkışlanmaya değer olmuştur. Henüz tamamladığımız sezonun belli başlı ödüllerinin tamamını en genç, en başarılı olarak kendi kategorisinde alarak da hepimize şimdilik başarısını kanıtlamıştır.

Eylül çalışmasında dikkatimi en çok çeken Uğur Kanbay’ın doğal ve samimi olmayı hem kendiyle hem de seyircisiyle yakalayabilmesi olmuştur.

Yeni mezun fazla tecrübesi olmayan oyuncu için gerçekten Eylül tehlikeli ve huzur kaçırıcı bir proje olmuş, ekonomik koşullarında kendisini zorladığını her ödül töreninde yaptığı konuşmalarında annesine yaptığı sempatik atıflarla paylaşması bizlere bu zorluğunu ulaştırmasını kolaylaştırmıştır.

Başlangıç noktası yüksek ve Süre!

Tiyatro Sıfır Pozitif’in ilk oyununu sevdik ama Uğur Kanbay’ın başarısının tesadüf olmadığını da gelecek zamanlar da görmek istememiz bu an’dan sonra çok önemli olmuştur.

Oyunun süre bakımından uzunluğu hususunda özellikle ikinci perde için eleştiri dokunuşlarım oyun sonunda fazlaca olmuştur. Kendi süresi içinde seyirciye yeterli gelen Eylül için gereksiz uzatmaları oynamak onu biraz yormuştur!

Oyun içinde yer alan argo,cinsellik ve hikaye’ye özgü özelliklerin sınırlarının tehlikesinin her oyunda unutulmaması gerektiğini de hatırlatmak en yumuşak geçişimle satırımdan sizlere ulaşması gereğini de paylaşırken yeni sezonda yeniden Tiyatro Sıfır Pozitif’le yeni projelerde birlikte olmak dileğim olmuştur.

Tüm emeği geçen…

Eski, Bal, Şenyapar, Gülşen, Akarslan, Gültepe, Kutluca, Yılmaz, Akyıldız, Arslan, Göleli ve SıfırPozitif ekibine de teşekkürlerimi iletmek isterim.

FÜSUN AKMEN BALKAYA
17.05.2019/ Toy Sahne/Beşiktaş.

Reklamlar