AKASYA ASILTÜRKMEN’den Dobra Açıklamalar

Hamileliğinde 6.cı ayına giren tiyatro ve dizi oyuncusu, Bahçeşehir Üniversitesi eğitmeni ve ünlü oyunculara kamera önü koçluğu yapan Akasya Asıltürkmen, Dilek Dallıağ ve Haluk Kesim’in hazırlayıp sundukları Alem FM, Sanat Cafe’nin konuğu oldu. Ve Sanat Cafe’ye hamileliği, hayatı ve oyunculuk dünyasına dair çarpıcı açıklamalar yaptı.

MACERA DOLU HAMİLE GELİN AKASYA ASILTÜRKMEN

Güzel oyuncu, yıllarca evlilikten kaçarken, kendinden 7 yaş küçük nişanlısı Serdar Özerman’la 15 Temmuz darbe girişiminden iki gün sonra olacak düğünlerinin iptalinin kendisinde yaşattığı hisleri… Evlenemeden balayına Yunan adalarına gidişlerini… 21 Ağustos’ta 7 aylık hamile bir gelin olarak dünya evine girme organizasyonunun onu korkutan zorlu hazırlığını… 7 Kasım’da dünyaya getireceği ‘Pera’ ismini vereceği kızıyla birlikte gelişen youtube kanalından açtığı ‘Akasyaana’ videoları macerasını… Hamileliğinin evrelerini… Ve oyunculuk ile ve ünlü oyunculara verdiği eğitmenlik konusundaki bakış açısını Sanat Cafe’ye anlattı.

DÜĞÜN ERTELENİNCE PLANLAR VE GELECEK KONUKLAR BİLE DEĞİŞTİ…

Akasya Asıltürkmen, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından 17 Temmuz’daki düğünlerinin iptali ve 21 Ağustos’a ertelenmesi ile ilgili Sanat Cafeye şunları söyledi: “ Geç olsun güç olmasın diyoruz. Malum olaylardan bir gün sonra olayın şokunu atlatamadan düğün yapmak istemedik. İsabetli bir karardı. Zaten eğlenemeyecektik. Çünkü düğün için seçtiğimiz yer Gülhane Askeriyenin oradaydı. Güvenlik diye de düşündük. Ama zaten olayın şoku hepsinden ağır bastı. Ancak yine de düğün yapanları da anlıyorum. Çünkü gerçekten o kadar insanları bir araya getirme planı, alınan izinler, belki akrabalar yurt dışından, şehir dışından geliyordur. Bu normal bir insanın ve orta halli bir vatandaşın bütçesini sarsacak şeyler. Biz de onlardan biriyiz. Sanatçıyız falan diye altın kâselerden su içmiyoruz. Organizasyonu yaptığımız yer Allah’tan anlayışlı çıktı ve 21 Ağustos’a erteleyebildik. Ama her şey değişti, baştan yapılmak durumunda. Herkesin bir planı var ve gelecekler bile değişti.“

ÇOK PARAM OLSA DA DÜĞÜNE MİLYONLAR HARCAMAM

‘Sanatçıyız ama bütçelerimiz belli.’ açıklamasını yapan Akasya Asıltürkmen, Sanat Cafe’de kendisine sorulan; ‘Şaşaalı düğünlere, milyarlar harcayan sanatçılar var. Düğüne bu kadar para harcanır mı?’ sorusuna, ‘ Sanatçı olmak çok geniş bir kavram. Evde suluboya yapan tatlı teyze de sanatçı, yine amatör tiyatro yapan gençler de sanatçı. Biz de yaptık. Bir dizide astronomik rakamlara çalışan oyuncu da sanatçıdır ya da şovmendir, fark etmez. Aynı sektörün değişik alanlarıdır. Gösteri dünyasında çok para kazanan insanlarla biz aynı kefede değiliz. Müzisyenler için de öyle. Madonna, Michael Jackson, Elvis Presley’de var. Daha küçük ölçekli sanatçılar da var. Biz daha orta ölçekli sanatçı sınıfına giriyoruz. Ben onlarla kendimi karşılaştıramam. Lütfen bizi de karşılaştırmasınlar. Olursa fena olmaz. Ama ben çok param da olsa düğüne milyonlar harcamam.” cevabını verdi.

BİZİ DİZİ PROJELERİNDE ARAYA YEŞİLLİK DİYE KOYMUYORLAR

Tiyatro eğitimi alan oyuncuların, genç yakışıklı ve güzel başrol oyuncuları ile projeye çok şey kattığını açıklayan Akasya Asıltürkmen’e, Sanat Cafe sunucuları Dilek Dallıağ ve Haluk Kesim “Başrol oyuncuları ile yan cast oyuncularının aldıkları bütçe uçurumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? ’ sorusunu sordular. Asıltürkmen ise şu yanıtı verdi; “ Bizim gibi konservatuar mezunu, tiyatro kökenli oyuncuları karşısındaki oyuncuyu da yönlendirsin, oyun kalitesini yükseltsin, oyunculuk öğretsin diye projeye koyuyorlar. Gerçekten bakıyorum mesela, Selçuk Yöntem’le karşılıklı oynayan sadece güzel ya da yakışıklı bir çocuk 2 sezon sonra hasbelkader oyunculuğu öğreniyor. Ne yapması gerektiğin çözüyor. Elbette bir Selçuk Yöntem gibi olamaz. Onun için senelerini harcaması, her gün sahneye çıkması, devasa eğitim ve performans gerektirir. Ama yine de bu tecrübeden o oyuncular çok şey öğrenip, yararlanabiliyorlar. Oyuncu olanlar sahneleri ve projeyi kurtarıyorlar. Bizi dizi projelerinde araya yeşillik olarak koymuyorlar. Bizim de bir etkimiz var. Bunun karşılığı tabii ki onlarca bin lira ile ölçülmüyor. Bir figürasyon parası da almıyoruz. Ama bir yıldızın aldığı parayı da almıyoruz. Bunun sakıncası yok. Etik bir durum olduğunu düşünmüyorum. Bütün dünyada böyle… Star mekanizması ve gösteri dünyasında bu böyledir zaten. Bu hiyerarşiyi kabul etmek zorundasın. Ama tiyatroda eğitimsiz olmak zordur. Bir formasyon almak zorundasın. Sesini yüzlerce insana duyurmak, vücut dilini iyi kullanmak ve iyi oynamak gerekir. Dans gibi aslında… Baleyi herkes yapamaz ama herkes ritim duygusu varsa, esneksen, yeteneğin varsa kıvırtabilirsin ya da salsa yapabilirsin. Ama klasik bale yapamazsın. Ben şahsen sahnede karşımda deneyimsiz oyuncu istemem. Bu masa tenisi oynamaya benzer. Karşındaki bir şey bilmiyorsa sen de biliyor gözükmezsin. Çünkü orada durup karşındakinin topa vurmasını beklersin ve rezil bir durum çıkar ortaya.”

BERRAK VE FAHRİYE, YETENEKLİ OLMASALARDI SADECE GÜZELLİKLERİ BİR İŞE YARAMAZDI

Sanat Cafe’de, Dilek Dallıağ ve Haluk Kesim’in “ Oyunculuğunuzun yanı sıra, Türkiye’nin gündeminde yer alan, popüler olmuş Berrak Tüzünataç, Fahriye Evcen gibi oyuncuların kamera önü eğitmenliğini yaptınız. Siz oyunculuk eğitimi alanlar verdiğiniz eğitimlerle kamera önünde yıldız olmuş oyunculara bir sihirli değnekle dokunduğunuzu düşünüyor musunuz? Sorusuna; “ Ben Fahriye ve Berrak ile tanıştığımda ilk projeleriydi. Ama bu kızlar yetenekli olmasalar sadece güzel olmaları bir işe yaramazdı. Ben bir sürü güzel, yetenekli çocuğu çalıştırıyorum. Ben de sihirli değnek falan yok. Asıl mevzuu tamamen onların kapasitesiyle ortaya çıkıyor. Güzel, genç, yetenekli ve şanslılar onlar. Bütün dengelerin bir araya gelmesi mühim. Ama ben onlara doğru anahtarları veriyorum. Yapımcı bazen geliyor bunu istiyor. Ve kısa zamanda nasıl işlerini yapabileceklerini bir nebze öğretiyorum. Mesela Bahçeşehir Üniversitesinde kamera önü oyunculuk dersleri veriyorum. Üniversiteden de öğrencilerim deneme çekimlerine gidiyorlar. Çok da başarılı işlere imza atıyorlar. Çok gençler ve mutlu oluyorum başarılarından. Mesela İşler Güçler’de Ahmet Kural’ın sevgilisini oynamış olan Gaye Gürsel var. Onunla çalışmıştım. Çok hoş, renkli gözlü bir kız. Aslında sert mizaçlı bir kız ama rolü çok doğru gelmişti. Çok güzel bir rol oynadı.

HAMİLE HALİMLE UĞUR YÜCEL’İN DİZİSİNİN DENEME ÇEKİMLERİNE KOŞTUM

Akasya Asıltürkmen tiyatro mezunu bir oyuncu olarak gerçekçi akım oyuncusu olarak eğitim aldığını ve rolünü gerçekten yaşayarak oynadığını anlatırken, Türk dizilerindeki tekrar ve plan çekimlerinin zorluklarını da Alem Fm / Sanat Cafe dinleyenleri ile paylaştı.. Asıltürkmen konuşmasında en son Uğur Yücel’in ekranlara gelecek ‘Familya’ dizisinin audation’a koşarak gittiğini ve hamile olduğunu o günlerde öğrendiğini açıkladı… Ve “Biz oyuncular çok yoğun bir tempoda çalışıyoruz. İyi kazanmaya gelene kadar gerçekten iyi proje peşindeyiz. Biz oyuncular pek rol kesmiyoruz. Gerçekten o hale giriyoruz. Ben dizi oyunculuğunu seviyorum. Hatta ben hamile olduğumu yeni öğrenmiştim. Uğur Yücel’in yeni dizisinin deneme çekimlerine gittim. Onun kızlarından birinin deneme çekimiydi. Benim rahatlıkla oynayabileceğim, çok güzel ve tatlı bir roldü. Ama tabii ki çok yeni hamile olduğum için bu sadece deneme çekimi olarak kaldı. Ama dayanamayıp atlayıp gitmiştim. Uğur Yücel’in işi yani… Böyle bir işte oynamak istersin… İşin sadece para ve saat kısmını düşünmezsin. Biz oyuncuyuz. İlk önce oynamak, kamera önünde ve sahnede olmak istiyoruz. “ dedi.

AKLI OLAN KİMSE DÜĞÜN HAZIRLIKLARINDAYKEN ÇOCUK DOĞURMAK İSTEMEZ!

‘Romeo’yu Beklerken’, ‘İnternette Tanışan Son Çift’ ve ‘Bekârlığa Veda’ isimli oyunlarında oynayan Akasya Asıltürkmen, Sanat Cafe sunucuları Dilek Dallıağ ve Haluk Kesim’in; ‘Yıllarca evlenmemiş olmanızın dalgasını röportajlarınızda mesaj olarak veren biri olarak sanki evliliğe giden bir yolculuğun isimleri gibi rol aldığınız oyunlar. Evliliği çocuk ve yaş kemale erdi, 39 yaşındayım! Hazır 7 yaş küçük eş adayı Romeo’da çıktı karşıma, diyerek mi kabul ettiniz?” sorusuna gülerek, “Evet, genç aldım. Benden genç ama bayağı olgundur kendisi. Yaşımı hiç saklamadım, hep gururla söyledim. Yaşımdan genç gösterdiğimi söylüyorlar ama o yaş da elbette sabit kalmıyor. Kibarca teşekkür ediyorum genç gösterdiğim söyleyenlere. Her yaşın ayrı bir güzelliği var. Yaşa hiç takılmıyorum. Evlilik konusu ile ilgili de, hala dalga geçiyorum. Ben emin olun öyle bir insan değilim. Eyvah bir çocuk diye yapmadım. Çünkü aklı olan hiçbir kimse düğün hazırlıklarındayken çocuk doğurmak istemez. Bunun art arda neden sırasıyla yapıldığını gayet deneyimledim. Şu anda bir ay sonraya ertelenmiş düğünümü organize ediyorum. Evlilik kurumuyla ilgili kafamda soru işaretlerim vardı. Ama benim kendi karakterimle ilgili de bir sürü çözemediğim şey vardı. Herkesin böyle şeylere hazır olma yaşı farklı oluyor. Belki de karşıma önceden böyle bir şey çıkmadığı için. Karşımdaki insanın ve daha da önemlisi benim ayaklarım yere basıyor. Yine eskisi gibi yaşamayacağım ya da eyvah yaşlanıyorum çocuk yapmam gerek! Durumuna girdiğim anlamına gelmiyor. Tamamen tesadüfen. Ben toplumun bana yüklediği görevleri de çok fazla kabul etmedim. Ben bunları hiçbir zaman takmadım. Bağımsız bir kadın olarak yaşamaktan da mutluydum. Bunun eksiklik olduğunu düşünmüyordum. Kuleden kurtarılamamış prenses edasında yaşamadım. Bazen akışına bırakıyorsun ve oluyor. Bunu zorlayan ve isteyen, hamile kalmak isteyen bir sürü arkadaşım var ve olamıyor. Hatta mesleğimi yapamayacağım için korktum. 2 oyunum var, bir tanesi bu sene başlamış. İşler gelmeye başladı. o esnada bu beni biraz ürküttü. Birden bire evli ve çocuklu bir kadın mı olacaktım? Bu kadar uğraşmışım, didinmişim ve istediğim gibi çalışmaya başlamışken? İhtiyacım olan saygınlığı kazanmışken? Ama eğer korkuya devam etmem başka bir yere götürdü. “ cevabını verdi.
AKASYA ANA BENİ BAŞKA BİR YERE GÖTÜRDÜ
“Akasya Ana” isimli bir youtube kanalıyla korkusunun onu getirdiği yeni bir başlangıca imza attığını anlatan akasya Asıltürkmen, Sanat Cafe dinleyicilerine sitesini de anlattı. Ve “Ben yıllardır bir youtube kanalı açmak istiyordum. Ve bu kanallar fenomen oldu. Yeni nesili oradan yakalayabiliyorsun. Ben neler yapabilirim diye düşünüyordum. 4 yıl boyunca kayda değer bir şey bulamamıştım. Ve sonra zaman geldi ve dedim ki, Aaa, ben hamileyim. Hamilelikle ilgili kayda değer, eğlenceli ve farklı bir şey yapmaya başladım. Evrelerimi anlatıyorum. Şimdiden çok ciddi bir takipçi kitlesine ulaştım. Akasya Ana’yı hem anne adayları, hem aday adayları hem de sadece gülmek için anne olmayanlar bile izliyor. Ben bile bu kadar komik olabileceğimi düşünmüyordum. Gerçekten sinir bulduğum zamanlar bile oluyordu. Ama bu süreç, yaşadığım şey, anne olmak ve biraz da büyümek beni başka bir yere götürdü. Ben işin profesörü değilim, 38 yaşında hamile kaldım ve 39 yaşında bu işle tanışmış biriyim. Ben annelik şöyledir, böyledir diye ders verecek durumda değilim. Benim tek istediğim kendi sürecimi paylaşmak ve birbirimize destek olup, birlikte gülüyoruz, alışkanlıklarımızı ve yaşadıklarımızı paylaşıyoruz. Bu kanalımız doğumdan sonra da devam edecek. Mesela yabancıların söyledikleri terrible two dedikleri belalı 2 yaş sendromu varmış. Yani devam edeceğiz. Akasya Ana’yı takipte kalın.“ dedi.

İÇİMDEN ANNEM VE ANANEM ÇIKTI!
TERLİKLE VE UFAK ÇAPTA SOPAYLA BÜYÜDÜM

Alem Fm/ Sanat Cafe sunucuları Dilek Dallıağ’ın 7 Kasım’da dünyaya getireceğini söylediği Pera ile ; Nasıl bir anne olacağı Sorusuna Asıltürkmen’den ilginç yanıtlar geldi; “ Bu tamamen sürpriz yumurta. Yani herkesin anneliği farklı oluyor ve asla tasarladığın gibi olmuyor. Köpek sahibiyim ve o da öyle mesela. Ben köpeğime nasıl davranacağımı tahmin ediyordum. Ama tahmin ettiğim gibi olmadı pek. Bir baktım içimden ananem, annem çıktı. Onlarda eleştirdiğim şeyleri yaparken buldum kendimi. Mesela sabır etmek… Ben de yoktur, ben sabırsızım. Gösterdiğim tepkiler değişti. Kendi çocuğuma da koruyucu mu olacağım, olmayacak mıyım ne desem boş. Ama köpek eğitiminde ne yapıyorsam Pera’da da aynısını yapacağımı hissediyorum. Munise yani köpeğim komut alıyor. Çocuklar da öyle. Yumuşak olmak işe yaramıyor, üzgünüm. Esprisi bir yana tabii ki köpek eğitir gibi eğitmezsin ama çocuk Yapma evladım! Diye güzellikle laf anlatılacak bir arkadaş değil. Ben kendimden biliyorum. Ananem bana laf geçirebilirdi. Çünkü bir tavrı vardı. Ve senden üstün olduğunu hissettirmesi gerekli çocuğa. Terlik, ufak çapta sopayla büyümüş biriyim ananem tarafından. Tabii terlik atmayacağım ve yapmak istemem ama köpeğimin poposuna vurmuşluğum var. Yaptım bunu da. Biz kültür olarak başka bir dinamik içinde yaşıyoruz. Çocuk okula ya da yuvaya gittiği andan itibaren öğrettiğin, verdiğin her şey yalan oluyor. Türkiye dinamikleri içinde dış dünya ile tanışıyor. Ama mesela anne olarak, eğer erkek çocuksa kadınlara daha saygılı davranmasını öğretebilirsin, daha karakterli davranıp, başkaları yapmış olsa da babayı tek otorite olarak tanıtmayabilirsin. Bunlar annenin elinde. Bir de dış etkenler var. Yani toplum kodlarımız. Onlara dokunmak çok mümkün olamıyor. Ama hepsini doğunca öğreneceğiz. ‘

BU ÜLKEYE ÇOCUK DOĞURACAĞIM

Sanat Cafe’de Dilek Dallıağ ve Haluk Kesim’in, ‘Normal doğum mu yapacaksınız ve kız çocuk getirmek sizi korkutuyor mu?’ sorusuna; Akasya Asıltürkmen’den dobra dobra yanıtlar geldi: ‘ Ben trafik kazası geçirdiğim için normal doğuramayacağım, sezaryen olacak. İşime de geliyor. Hatta yurt dışı doğumu da alternatif önüme sunuldu ama ben annem, aylardır bana bakan doktorum yanımda olsun, burada olayım istiyorum. Çok cesur değilim açıkçası. Kız çocuk sahibi olmak bir tarafa, Türkiye’de çocuk sahibi olmak, insan olmak, sanatçı olmak bile biraz ürkütüyor. Ama bütün dünyada da yükselen bir gerginlik var. Kabul etmek gerekiyor. Şu ülkeden gitmeyi düşünmüyorum. Eş namzedim global bir şirkette çalışıyor. Olur da gideriz… Ki ben 6 ay Afrika’da yaşadım ve gitmeyi severim. Ama gidip mutlaka dönmeyi seviyorum. Ben bu ülkede kendimi mutlu ve tamamlanmış hissediyorum. Mesleğimi bu ülkede yapıyorum, insanımızla paylaşım halinde olmak hoşuma gidiyor. Dünyanın en güzel yerinde olsam da sosyal medyada buradayım. Türkiye’de olmaktan mutluyum. Ve bu ülkeye çocuk doğuracağım. Ve vaktim var, şimdiye kadar elimizden geleni yaptık ve daha iyi bir dünya olması için çalışabilirim. Daha duyarlı, daha iyi vatandaş olarak daha iyi bir çocuk yetiştirmek bizim elimizde. Klişe ama çocuklar bizim geleceğimiz ve onlar geleceği oluşturacaklar.” dedi.

Reklamlar