Gerçek Bir Seri Katille Yüzleşmeye Hazır mısınız? / YAŞAM KAYA

Tiyatro Keyfi, kurulduğu günden bu yana yaptığı çalışmalarla ülke tiyatrosuna inanılmaz hazineler sundu. Kemal Başar’ın sanat yönetmenliğinde ‘Shakespeare’in Bütün Eserleri’ ve ‘Cahide’ oyunları tüm Türkiye’yi başarılı biçimde dolaşırken, Borusan Dolmabahçe’deki sahneden birbirinden muhteşem projeler çıkmaya devam ediyor. Bu projelerden en son olanı ‘Ted Bundy’ Amerika’da yaşayan tarihin en azılı seri katilini tiyatro seyircisine harikulade bir anlayışla aktarıyor. Amerika’nın ilk seri katilinin hikayesini Kosta Kortidis yazarken, Nesimi Kaygusuz yönetmen koltuğunda karşımızda. Kemal Başar ve Orhan Kılıç’ın sahnede devleştiği gösterinin detaylarına bakarken ‘Gerilim Tiyatrosu’ algısının bütün noktasını damarlarınıza kadar hissedeceksiniz.

Konuda elektirikli sandalyede ölümü bekleyen psikopat bir katilin son altmış dakikasını izliyorsunuz. Kendisini ölüme götürecek celladıyla yaşamının son anlarını geçiren Ted Bundy, hepsi annesine ve sevgililerine benzeyen kadınları nasıl öldürdüğünü karşısındaki çaresiz dindar adama anlatıyor. Adam nefret ettiği, daha kaba bir tabirle parçalamak istediği adamın sapkın fantezilerini dinleyip, Tanrı ile acımasızca alaylarını duymak zorunda kalıyor. Richard Angelholmes karakteri oyundaki kilit isim. Özellikle son bölümde insanın kanının donduğu itiraf sahnesi olayların nirengi noktası. Bir saat boyunca vakit geçirdiği insanın Richard’a yaptığı kötülük affedilir cinsten değil. Bu gizemi anlatırsam eğer oyunun püf noktasını izleyiciler açısından yok etmiş oluruz.

Teodor Robert Bundy, 1989 yılında 42 yaşında öldürüldüğünde on yıllık bir sürede otuzdan fazla kadının canına kıymıştı. Aralıklarla yakalanıp delil yetersizliğinden serbest bırakılan katil, uzun süre Amerika’nın ve dünyanın gündeminde kaldı. Sosyopat kişilik belirtileri içinde gayet yakışıklı, düzgün İngilizcesi olan genç adam, kadınları cazibesini kullanarak tuzağına düşürdü. Çocukluk yıllarında annesi ve babasıyla kurduğu sağlıksız ilişki; anne sevgisinden mahrum kalan çocuk ruhu Ted Bundy katliamının doğuşunda önemli bir faktör. Kosta Kortidis, Hollywood filmlerine bile konu olan böylesi bir katili yazarken özellikle cellat ve Bundy arasında gelişen psikolojik gerilimlere dikkat çekiyor. David Fincher’in ‘Seven – 7’ filminde olduğu gibi, sahnedeki olaylar bir gerilim çemberi içinde derin sessizliklerin doğmasına sebep oluyor. Karşımızda ‘Sinematografik Tiyatro’nun seçkin örneği var. Andrew Kevin Walker’ ın yazdığı ‘Seven -7’ senaryosunda Jonathan Doe karakterinde Kevin Spacey, Ted Bundy’ i andıran görüntüsü ve de psikopatlığıyla izleyicinin kanını donduran oyunculuk ortaya koymuş, film bu sayede ‘kült’ bir eser niteliği kazanmıştı. Orhan Kılıç’ ın filmde olduğu gibi, psikopat katile kattığı ruh oyunun sahnelerde kalıcı olmasının en büyük nedeni diyebilirim.

Türkiye’de geçtiğimiz haftalarda medyada karşılaştığımız ve İzmir’de yakalanan seri katil, toplum psikolojimizi epeyce sarsmıştı. Nesimi Kaygusuz realist bakış açısıyla olayları sahneye taşıyıp, insanları korkuya sürükleyen bir gerçeği suratımıza tokat atarcasına çarpmış. Hücresinde ölümü bekleyen karizmatik katilin seri biçimde sıraladığı psikopatça cümleler izleyicinin beynini delip geçtiğinde sahnede Richard Angelholmes karakterinin ön plana çıktığını görüyoruz. Yönetmen çatışma içinde elektirikli sandalyeye kadar öyküyü öylesine keskin noktalarda kesiyor ki, sahnede cereyan eden olaylar bizleri Amerika’daki karanlık günlere taşıyor. Son bölümde ekrandan geçen görüntüler eşliğinde; dinin, toplum sosyolojisinin sorgulanması aslında hepimizin hayatına ayna tutmuş. Din doğruluğu, dürüstlüğü, öldürmemeyi emrediyor, ama bizler, yani insanlar tam zıttını yaparak sözde koyulmuş kuralları uyguluyor gözüküyoruz. Ted Bundy çığrından çıkan, savaşlarla tüm insanları yok eden algının küçük ve de önemli yansıması.

Orhan Kılıç, karakter oyuncusu bağlamında muhteşem bir isim. Ted Bundy’e bakışıyla, duruşuyla şaşırtıcı yerlerden hayat verip, Richard Angelholmes’ u canlandıran Kemal Başar’ la süper bir ikili olmuş. Az sonra kendisini öldürecek adamla bir saat geçirecek kadar akıl sağlığını yitiren karakteri Kılıç beynimize kazıdı. Kemal Başar’ı yönetmen olarak çok beğenen bir eleştirmenim. Kendisini ilk kez sahnede oyuncu olarak izledim. İyi ki izlemişim. Başar’ ın duru rol analizi sayesinde son sahnedeki kanımızın donduğu bölüme kadar bir solukta ulaştık.

Oyunun yazarı Kosta Kortidis, Ted Bundy’ nin henüz 15 yaşında iken işlediği ilk cinayet olan Tacomalı 8 yaşında bir kızın yok olması olayını, oyunun içine öylesi vurucu noktada yerleştirmiş ki, katilin ölümü ile beraber sahnede görünen kurban fotoğrafları seyirciyi o korku yılların içine acı biçimde çekiyor. Yönetmen Nesimi Kaygusuz’ un bu noktalara vurgu yapan rejisi tek kelime ile kusursuz!

Tiyatro Keyfi’nin dünyada ilk kez sahneye koyduğu seri katil ‘Ted Bundy’ oyunu, Türkiye’nin içinden geçtiği günlerle birebir paralellik gösteriyor. Seri katil kavramını yakın zamanda yaşamış bir toplum olarak güncel bir oyunla karşı karşıyayız. Grubun muhteşem enerjisi ile beraber kaliteli gösteriyi izlemeye hazır olun.

Oyunu Borusan Oto Dolmahçe Sahnesi’nde izleyebilirsiniz.

Yaşam Kaya – yasam.kaya@gmail.com