İSTANBUL KIRMIZISI! (ROSSO İSTANBUL) / FÜSUN BALKAYA

“İSTANBUL BİR SÜRTÜKTÜR, KİMSEYİ GERİ ÇEVİRMEZ!” FERZAN ÖZPETEK’ÇE YORUMUN EN TAZE HALİNİ ‘İSTANBUL KIRMIZISI’NDA İZLEYEBİLİRSİNİZ.

Ferzan Özpetek’in “ilk Türk filmim” dediği ‘İstanbul Kırmızısı’ aslında yönetmenin 11.filmi olarak belirlenmiştir.

Yaşamını Türkiye ve İtalya olarak belirleyen yönetmen 17 yaşından sonra yaşamak için İtalya ‘dan yana tercihini kullanmış, şimdilerde sık sık Türkiye’ye gelen yönetmen Ferzan Özpetek özlemlerini de kendi tarzında yaptığı filmlerinde anlatmaya çalışmıştır.

İstanbul! Aşkın rengi olmuş ama diğerleri…

Her şeyin bir anda değişebilir olduğu çağımızda hayat hızla akarken, hepimizin kendimizce acelesini bilmek ve vakit azlığından yakınmakta yönetmence sıradan olmuş, hayatımızın vazgeçilmezi olan aşk ise tıpkı İstanbul gibi tüm değişimlere rağmen aynen yerini korumaya devam etmiştir.

İstanbul aşk gibi önemli asal duyguların rengi olarak hep özel ve yönetmene göre hep flörtüz olmuştur.

İstanbul’a baktığınız zaman tüm duygularınızın rengine kırmızının galip geldiğini kabul etmek de her çağda asla aykırı olmamıştır.
Hayal etmesini bilmek , dinlemek ve görmek hangi katmanda olursa olsun İstanbul size her zaman kırmızının tonlarında buluşturma telaşını bu film de olduğu gibi fazlaca hissettirmiştir.

Kaybolmaya kadar giden yozlaşma, İstanbul yaşamında bir ağıt olmuştur .İstanbul korkusuzca özgürlüğü içinde uhrevi duyguların pekiştiği muhteşem eserlerin gölgesinde, laikliğin de tadını Özpetek ,İstanbul esintilerinde bizimle paylaşmasını da daima keyifle yapmıştır.

İstanbul çoğumuz için aşk olmuş, unutulmaz olmuş, kırmızı’yı ve ona ait imgeleri de bu film de gördüğümüz gibi sevdirmeye tanık olmuştur.

‘Hamam’ 1996 ‘İstanbul Kırmızısı’ 2016

1996 tarihini taşıyan ‘Hamam‘ filminden bu güne geçen süre de 11.filmi olan ’’İstanbul Kırmızısı’na’’ imza atan Özpetek, 96 İstanbul’unu bugün bulamadığı gibi 2016 imzasını taşıyan İstanbul Kırmızısı’ndaki 2016 İstanbul’unu da gelecekte bulamama endişesini tarihsel imzasını belgesel anlamda bu filme atarak bilinçli bir vurgulama daha yapmıştır.

Toplumsal içerikli ve İstanbul ile tüm Türkiye’ye hitap eden Ferzan Özpetek İstanbul Kırmızısı Romanı üzerinden oluşan film ; Biraz senaryo,biraz Özpetek,biraz oyuncuların katkıları ile değişim rüzgarlarını bir ritüel gibi İstanbul’a toplamıştır.

‘İstanbul Kırmızısı’ filminde İngiltere de yaşayan yazarın ( Orhan- Halit Ergenç) yıllar sonra İstanbul’a başarılı ve tanınmış yönetmen tarafından davet edilmesi dönüş öyküsünde yine daveti yapan ,tanınmış yönetmen’in (Deniz-Nejat İşler) halen yazmakta olduğu romanına da yardım nedenleri yazarın gelme eylemini etkilemiştir.
Yönetmenin romanında öne çıkardığı karakterlerin tümü ile yazar tanışmakla birlikte, İstanbul Kırmızısı’nın yetkin kadın kimliğin de olan Neval (Tuba Üstün) yazarı etkilemenin ötesinde filmde aşkın sesi olmuştur. Yönetmenin kayboluşunun ardından ise yazar’ın farklılıklar gösteren yeni bir yaşama geçişi görülmüştür. Film de seyircinin anlamakta zorluk çektiği hususlar ise yönetmence anlatım tercih hakkı olarak kullanılmış ve düşünülmüştür.

Anlaşılmaz neden asal anlatım olmuş?

Senaryo da seyircinin anlamamasına veya çözümsüzlükten uzak olmasına yine bu film için de Ferzan Özpetek’in fazlaca ısrarcı olduğu anlaşılmıştır. Yıldızlar geçiti şeklinde yarattığı oyuncu kadrosu, oyuncularında işini biraz daha güçleştirmiş belki de anlamsızlık içinde ki çabalar onları bu ortamda daha da yormuştur.

Onlarca zaman seyirci tarafından beklenen ve izlendikten sonra büyük bir sessizliğe gömülen film ‘İstanbul Kırmızısı’ olarak anılmaktan çok öteye savrulmuş ,seyircisi ile bu film aşk da bile şaşkınlık yaratmıştır.

Tutkular, flörtler, sırlar, zıtlıklar, kayboluşlar karmaşasında yükselen Ferzan Özpetek duygudaşlığında bir film İstanbul Kırmızısı, yarının belirsizliğinden, değişebilirliğinden çekinen laik ama dini ötelemeyen bu karmaşada biraz da sessiz ve tamamlanmamışlık taşımıştır. Mağrur ve güzel İstanbul’u içinden kırmızısı ile birlikte aldığımızda Ferzan Özpetek’in ‘İstanbul Kırmızısı’ fazlaca anlamsız ve sıkıntılı bir film olmaya mahkum edilebileceği de düşünülmüştür.

Oyuncu başarısı!

Halit Ergenç, Tuba Üstün, Nejat İşler, Mehmet Günsur, Çiğdem Onat, Zerrin Tekindor,Selim Bayraktar, Reha Özcan, Serra Yılmaz’ın oyuncu kadrosunu oluşturduğu film de Halit Ergenç, Nejat İşler, Selim Bayraktar, Reha Özcan oyunculukları gerçekten bu filmi seyretmek anlamında havada kalmayan önemli ve anlamlı oyunculukların yansıması olmuştur. Zorlama, sıkıntı, Sühan’ın perdeye taşınmış hali ile yukarıda adı geçen kadın oyuncularımızda görülen benzer mimiklerin ve performansların öncelikli kadınlar statüsünde yeniden seyircinin bağrına basmak ve bizlerin de başarılı olduğunu yazmak zorunluluğu gibi bazı şeylerin gerçekten bu film için düşünülmesi de başka imkansızları ortaya çıkarmıştır.

Film süresince ancak İstanbul’u izlemenin görsel hazzını hissedebileceğiniz bu film yine bu anlamda belgesel niteliği söz konusu edildiğinde anımsanacak bir çalışma olmuştur.

Füsun Akmen Balkaya / 07.03.2017 – Nişantaşı City’s

Reklamlar