Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü’ nün ‘sosyal sorumluluk’ anlamında yürüttüğü çalışmalar her zaman toplumsal alanda hissedilir olmuştur. Türkiye’ nin en büyük tiyatro kurumunun inisiyatif alarak toplumun önemli problemlerine değinen çalışmalara imza atması biz eleştirmenlerin dikkatini çektiği kadar, seyircilerin de dikkatinden kaçmıyor. Bunun en güzel örneklerinden birisi olan “Masallar İnsanlar Bir de Türküler” Devlet Tiyatroları’ nın önemli yönetmenlerinden olan Gürol Tonbul’un Şubat 2014’te başlatıp 2015’te sonlandırdığı bir cezaevi projesi…

Reklamlar

Bitiyatro’yu kurulduğu günden bu yana yaptığı farklı çalışmalardan bilirim. Tiyatronun renkli yüzünün görünmeyen aksını kendine özgü yorumlayan grubun çalışmaları harikulade! Olanı yapmak basit olduğu için, yeniyi denemekten korkmayan grupların iç dinamiği her zaman canlı olmuştur. Basitin bilineni seyirciyi elbette etkiler, çünkü insan kendi sıradan hayatının bir parçasını sahnede gördüğü zaman psikolojik rahatlama içerisine girer. Peki ya sahnede görünen sıradanlığın farklı bir biçimiyse, o zaman seyirci için rahatlama nasıl olacak? Yani bu bir duygusal devinim sayılır…

2010 yılında Norveç’te ‘Dünya Selahaddin Yılı’ kapsamında Tarık Ali ile Thorvald Steen’ in beraber kaleme aldığı ‘Çöl Fırtınaları’ adlı oyun, İstanbul Devlet Tiyatroları tarafından farklı bir tarzda yeniden sahneleniyor. Oyunu daha önce hem Norveç’te hem de Türkiye’de izleme şansını yakaladım. Bundan beş sene önce izlediğim gösterinin üzerimde bıraktığı etki halen büyüleyicidir…

22. İzmir Avrupa Caz Festivali’ne sayılı günler kala İzmir’i “Caz” heyecanı sardı. Bu yıl geniş kapsamlı halka açık etkinliklerle her kesimden İzmirliye hitap etmeyi amaçlayan Festival, 5 Mart 2015 Perşembe günü bir “Dünya Prömiyeri” ile başlayacak. Günümüz piyano ikilileri arasında çok yönlü müzik anlayışları ve yenilikçi stilleriyle yıldızlaşan Ufuk & Bahar Dördüncü, “Jazz Meets Classic” konserinde, Avrupa caz sahnelerinin en büyüklerinden Erik Truffaz Quartet ile Truffaz’ın “Taksim” adlı eserinin dünya prömiyerini yapacak…

Bakırköy Belediye Tiyatroları bu sezon George Orwell’ın dünyaca ünlü eseri “Hayvan Çiftliği”ni repertuarına alarak kendi içsel dinamiklerinden yükselen politik ivmesine uygun bir oyun sunuyor seyircisine. Emrah Eren’in yönettiği gösteri, dünyada varolan sistemlere göndermeler yaparken, İngiliz yazarın politik görüşünden yükselen seslerin eleştirel sunumu olmuş…

Herkesin bir şekilde içten içe merakla beklediği 2015’in en çarpıcı sinema yorumlarından olan “Gri’nin Elli Tonu”, E.L. James tarafından yazılıp Sam Taylor-Johnson’ un düşünsel anlatısıyla sinemadaki yerini aldı. Türkiye’de özellikle kadınların bastırılmış cinsel dürtülerinin yoğun olduğunu düşünürsek, filmin duygusal/cinsel kabulleniş sürecinin epeyce tartışılacağı kesin. Eserin basılı kitap halini özellikle hemen tüm kadınların bir şekilde okuduğunu, eserle ilgili bilgiler topladığını biliyoruz. Bu da nereden çıktı demeyin? Sinemanın görünen gerçekleri aktarımda bir merkez olduğunu düşündüğümüzde…

Tiyatro Adam’ ın geçen sene ‘Afife Jale Tiyatro Ödülleri’nde elde ettiği başarının ardından bu sene yapacağı çalışmalar bir adım öne çıktı. Grubun kendine özgü oluşturduğu tiyatro kültürü, sahnelenen her oyunda kendisini hissettiriyor. Friedrich Dürrenmatt’ın yazdığı ‘5. Frank’, Fatih Koyunoğlu yönetiminde sahnedeki yerini almış. Ortadaki çalışmanın grup felsefesi olarak geçmiş dönem oyunlarla benzerlikler gösterdiği kesin. Kapitalizmin insan hayatına müdahalesinin hangi boyutlarda olduğunu anlama adına oyunu doğru okumalı…

2015 Oscar Ödülleri’nde ‘En İyi Film’ dalında aday olan, 1964 yılında, henüz otuz beş yaşında Nobel Barış Ödülü’ne layık görülüp, ABD Atlanta doğumlu Martin Luther King’in hayatından esinlenilerek çekilen ‘Selma’ filmi, 1965’te Alabama eyaletinin ‘Selma’ kentinden eyalet başkentine giden 87 km’lik yolda ‘ırkçılığa karşı’ gerçekleştirilen üç büyük yürüyüşü kendisine konu edinmiş! Ava DuVernay’ın yönetmen koltuğunda oturduğu yapımın senaryosu Paul Webb’e ait…

2014-2015 tiyatro sezonu, geçtiğimiz sezonlara göre epeyce sönük geçiyor. İstanbul çapında tespit ettiğim 400 (dört yüz) yeni oyun seyircileriyle buluşurken, kalite anlamında teatral sorunlar had safhada. Dünya sahnelerinde neler olup bittiği konusunda araştırmalar yapmak yerine, nitelik anlamında epeyce zayıf kalan ‘yerli oyun’ metinlerini sahneye taşımak çokta akıllıca değil. Yani yazar olmak kolay bir olguysa, tiyatronun disiplinlerini ne yapacağız? Bu sezon şimdiye kadar 80 (seksen) oyun izleme şansım oldu…

Tiyatro Martı’ nın ikinci yeni projesi olarak izleyenlerine sunduğu ‘Hoşgeldin Boyacı’, Donald Churchill’ in yazdığı Füsun Günersel’in dilimize kazandırdığı bir eser. Arif Akkaya’ nın yönetmen koltuğuna oturduğu oyunda uzun zamandır tiyatro sahnelerinde görmediğimiz Erdal Özyağcılar sahnede Berna Laçin ve Gözde Çetiner’le beraber yerini almış. Klasik ‘vodvil’ diyebileceğimiz bir algının sahneye yansıması olarak adlandırabileceğimiz oyun farklı tarzıyla sahnelerin özlediği ‘komedi’ unsuruna soluk kazandırmış…