Bu sene tanıştığım İKSEV (İzmir Kültür Sanat Vakfı) İzmir’de sanat adına öylesine derinlemesine işler gerçekleştiriyor ki, İstanbul’da hemen her aktivitesini ilgiyle takip ettiğimiz İKSV (İstanbul Kültür Sanat Vakfı) ile başabaş ülke sanatına altın değerinde hazineler sunuyor…

Reklamlar

Tebdil-i Mekân Prodüksiyon Tiyatrosu’ nun çalışmalarıyla Sumru Yavrucuk’ un tiyatroda hayat verdiği ‘Shirley’, tiyatrodan sinemaya aktarılan çarpıcı metinlerden birisi. Russell 1986 yılında kaleme aldığı konuyu tiyatro sahneleri için yazmış, ama kadının yalnızlığına dair yakaladığı evrensellikle sinema yönetmenlerinin dikkatlerini çekmişti…

Geçtiğimiz günlerde İzmir seyehatim sırasında İzmir Devlet Opera Balesi’ nin sahnelediği ‘Lüküs Hayat’ müzikalini izleme fırsatı yakaladım. Genel hatlarıyla izlediğim oyunla ilgili kritik yazmış, yazdığım kritiği yayınlamayı beklerken 6. Uluslararası İstanbul Opera Festivali’nde izlediğim Mersin Devlet Opera ve Balesi yapımı ‘Romeo ve Jülyet’ operasını da kritiğe eklemenin mantıklı olacağına karar verdim…

İstanbul Şehir Tiyatroları’nın düzenlediği “31. Genç Günler” kapsamında Fransa’dan Türkiye’ye gelerek Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde seyircileri karşısına geçen ‘Kenardakiler’, Fransa’da yaşayan Türkiye kökenli Sedef Ecer’ in izlediğim üçüncü önemli tiyatro oyunu. Hem oyuncu hem de yazar kimliğiyle Fransa’da etkileyici işler başaran Ecer, kendi toplumunun yarattığı travmalardan yola çıkıp bir göç hikayesini Avrupa’ nın tam merkezine oturtmayı başarıyor…

Eskişehir Şehir Tiyatroları’ nın bu sezon repertuarına aldığı Stefan Tsanev imzalı “Jeanne D’arc’ın Öteki Ölümü”, tarihin gizli sayfalarında kalan efsanelerle süslü genç bir kızın yarattığı gerçek toplumu irdeleyen bir oyun. Fransa’ nın nasıl Fransa olduğunu kanıtlayan eserde, İngilizlerle savaşa girip tüm onurunu kaybeden milletin yeniden dirilme hikayesi gözler önüne serilmiş. Fransa’ nın millet olma yolunda adım atmasını sağlayan cesur Jeanne D’arc tarihte gerçekten yaşamış sıradışı kahraman…

Bundan 26 sene önce Broadway’de sahnelenmeye başladığında, ABD’ nin en çok konuşulan eserlerinden birisine dönüşen ‘The Phantom Of The Opera’’yı nisan ayı içinde Zorlu Performans Sanatları Sahnesi’nde izledim. Londra Westend’de de Amerika’dan daha uzun yıllar kapalı gişe gösterimlerine devam eden çarpıcı eser, oyuncularından teknik kadrosuna dek kalabalık bir kadronun yansıması olarak sahnelerdeki yerini alıyor…

Her yıl 30 Nisan’da kutlanan ‘Dünya Caz Günü’ Türkiye’de de önemli şekilde kutlanmaya başlandı. İlk kez 2013 yılında Dünya Cazı’ nın başkenti seçilen İstanbul, bu güne özel etkinliklerin merkezi olmuştu. Caz Eleştirmeni Yaşam Kaya, Habertürk’ten Neşe Şenol’a ‘Dünya Caz Günü’ için önemli bilgiler aktarıp, Caz Günü için konser önerilerini sıraladı. Siz lifeartsanat okurları için paylaşıyoruz…

Tiyatro oyuncusu Barış Atay’ ın ilk sinema deneyimi olan ‘Eksik’, sinemamızda daha önce denenen, ama sadece o dönemin içinde kalıp, olanı irdeleyerek, 1980 döneminin dışına çıkmayan yapıtlardan farklı bir film olmuş. ‘Neden-sonuç’ ilişkisi içinde, bir dönemin karanlık geçmişinin izlerini günümüzde arayan filmde konunun detayları metaforik göndermeleri içinde barındırarak yaşamın özüne devrimci bir misyon eklemeyi başarıyor…