Muhsin Ertuğrul torunlarından sinema’ya bir dokunuş : ‘’Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku‘’ / FÜSUN BALKAYA

Roman ve Film
Bu film de İlhami Algör romanından alınmış bir ruh, bir esinti sinema’ya da esin kaynağı olmuştur.
Yayımlanmamış kitapların yazarı Arif ile, ayaklarının  üzerinde duran,alışılagelmiş  ağlamaözelliği olmayan, kararsızlık yaşamayan güçlü ve gidebilmesini bilen kadın Müzeyyen’inaşk’ıbu film de  yaşanan ve yaşanması rüzgar’ımsı bir özellik taşıyan öykü’yle anlatılmıştır.
Senaryo yazarları Ceyda Aşar ile Çiğdem Vitrinel ruhsal anlamda film de anlatılan, çözümlenmemiş pek çok sahneyi seyirciye görsel anlamda başarılı ama  soru işareti olarak perdeye  taşımışlardır.
fm2
Tutku’nun ucu ise  açık bırakılmış, tutkunun  gel-gitlerini seyirciye taşınmış ,açıklanamayanpek çok şey görüntü içinde erime veya  var olma yolunda yönetmence gizlenmeden de  açığa  soru olarakbırakılmıştır.
Çözümsüz sorular Arif’in temelinde varlığını sürdürmüş ,özellikle aşk ve kadın konularında ise gittikçe bu çözümsüzlük büyümüştür.Final ise görüntünün öne çıktığı iki başarılı oyuncunun özenli bir şekilde toparladığı,bir yüzleşmenin  getirdiği tüm  sıkıntılara rağmen başarılı bir esintinin yarattığı bir son olarak seyirciye ulaştırılmıştır.
Müzeyyen farklı
Aşkı doğru yaşayamamış bir adam olarak Arif ,Müzeyyen ile karşılaşma sonrası ortaya çıkan durum da biraz şaşkındır.Tüm bildiklerini unutturan bu hoş ve alımlı kadının çizgilerine takılan gözleri aslında tanıdığı ,bildiği kadınlardan çok farklı yapıda kendisinde değişimi getirecek hatta insan anlamında Arif’i demlendirecek kıvamı sağlayacak kadın olan  Müzeyyen’i bulması  Arif için önemli olmuştur..
Arif’ten bu  ilişki de Müzeyyen daima bir adım önde içimizi ısıtmayan , belli bir duygusal uzaklığı da ilişkisinde  kadın olarak koruyabilmiştir..Vıcık,vıcık bir duygu oluşumundan çok uzak olan bu kadın,durduğu,duracağı yerin farkında ve onun da farkedilmesinide isteyen bir varoluşun temel ilkelerinin izlerini üzerinde kadınca taşımak dada başarılı olmuştur.
Sezin Akbaşoğulları güçlü mimiklerin söz sahibi olduğu ,çok anlamlı bir yüzün Müzeyyen de soluklandığı güçlü  bir kadın başarısının sahibi  olarak seyircinin karşısına doğal oyunculuğuyla çıkmıştır.
fm1
Arif ve…
Başarılı bir tiyatro oyuncusu olan  Erdal Beşikçioğlu’nun  ’ Behzat Ç’ yapısına ilişkin senaryoların dışına çekildiği ilk film olan ‘…..Müzeyyen ….Bir Derin Tutku’da farklı görme şansını seyirci bulmuştur.Arifkimliğiyle  hayat içinde başarılı olamayan , kadın konusunda yine  kadın figürü olarak karşısına çıkan Müzeyyen ile yarattığı doğru kadını romanında da  acaba eşleştirmişmidir? sorusu seyircinin aklına takılan özellikleriyle  bir çok duyguyu Arif’e yaşatan  bu kadın, onu dabilinmeyen zaman dilimleri içinde  kahramanı olmuştur.Şaşkınlık  zamanlarının ardından gelen kendine doğru tereddüt esintileri Arif’in de çıkışlarını kolaylaştırmıştır.Arif de hissedilen rahatlık gibi görünen rahatsızlığın belki de aslında yalnızlığın , insansal özelliklerin  temelinde  çok dipte kazılı duran tamamlanmamış,  eksik cevaplarında asılı olduğu gerçeğinde saklanmıştır.
Görsel, işitsel  ve düşünsel anlamda birlikteliğin seyircide bir bütünlüğe ulaştığı anda filmin  verebileceği buruk ama doğru tad  , yönetmence son derece zekice yaratılmıştır.Sıradan bir anlatımın olmadığı dili’ylefilm bu anlamda her seyircinin ortak zevklerine hitap anlamında da yine seyircisini zorlayabilmiştir.
Film çalışmasını, ekibini farklı hale getiren de çok başarılı oyuncular ile en ‘enleri’birarada bulundurmanın keyfine yönetmence göz kırpmak olmuş,ErdalBeşikçioğlu, Sezin Akbaşoğulları, HarunTekin, HareSürel, Derya Alabora ,Ege Aydanlı bir kadronun başarılı  tiyatro ,müzik geçmişine sahip olması haklı bir başarıya da bu film için  doğal olarak  kaynaklık etmişlerdir.
Sıradanlığa yer verilmemiş olan film de sadık ama çapkın,birlik de uyanabilecek  gibi ama  gitmesini de içinde taşıyan,sokulgan ama kalıcı ısıya erişmeyen , yalnızlık ve çözümsüzlüklerin karşıtlığında beslenmiştir.
Bir küçücük ayrıntı’nın Müzeyyen de  ayrılık, kopuş sinyallerini vermesi de  filmin bir başka özgünlüğüdür.. Arif’in ise gelecek de değişimi acının,bakışın,farkedişin anlamlarını yüklediği kendinde farklı bir sonla da  değişimi  de  etiketlemesinde oluşmuştur..
Kadın Yönetmen ve ödül
51. UluslararasıAntalya Altın Portakal Film Festivalin de bu filmle  ‘En iyi görüntü Yönetmeni ‘ödülünü alan ÇidemVitrinel ise aynı festivalin 2011 yılında ise , ilk filmiyle en başarılı yönetmen ödülünü de kazanmıştır.
Yüzüncü Yıl ve Sinema, diğer yüzlü yıllar….
Fuat Uzkınay tarafından’Ayestefenos Abidesi ‘nin yıkılışı’ adlı belgesel filmçekimi , sinema tarihimizin de başlangıç ‘ı olan 14 Kasım 1914 tarihi olarak benimsenmiştir.Anılan tarihten bugüne kadar çeşitli  dönemleri, çeşitli başlıklarla  vurgulayan sinemamız, 2014 yılı Nuri Bilge Ceylan , ‘Kış Uykusu’ film başarısıyle bu geçen yüzlü yıllara  da  Cannes  Film Festivalinden getirdiği ‘ Altın Palmiye’  güzel bir armağan  olmuştur.
Sinema ve Tiyatrocular Dönemi ise 1922-1938 yılları arasında Muhsin Ertuğrul ismi ile ilk zorlu yıllara atılmış şık bir imza olarak sinema tarihimize geçmiştir.Onlarca başarılı tiyatro adamı da zaman akışı içinde  bu alanda çalışmalar yapmış sinemayı  hiçbir zamanyalnız bırakmamışlardır.
Günümüzde ise Muhsin Ertuğrul torunları sinemacılarla  bu sanat dalında başarılı ürünler vererek, gelecek diğer yüzlü yıllarda Sinemacı Uzkınaytorunlarıylebirlikte ,Dünya Sineması için başarı yolunda ortak çalışma gayreti içine girmişlerdir.
Sinemamızın yüzüncü yıl kutlamalarının Paris’e kadar uzandığı günümüzde daha da çok çalışmanın daha çok ortak düşüncenin, daha birlikte üretilmesi için  dün gibi bugün ve yarınlar da da yapılması dileğimdir…
Füsun AKMEN BALKAYA/Ankara/Aralık. 2014.22